Search
22 Haziran 2017,Perşembe
  • :
  • :

Antalya Karması

Antalya Karması

Beşiktaş’ta yaratıcı oyuncu olmaması büyük sorun.
Fakat teknik direktör Biliç de buna uygun hareket etmiyor.
Sağdan birini çıkarıyor, sağdan birini alıyor. Biliç bunda hep ısrar ediyor.
Galatasaray maçını kaybettin.
Artık Beşiktaş’ın dün her türlü yenmesi lazımdı.
Biliç riskler almalıydı. Biliç, Oğuzhan’ı sakatlıktan çıktı diye riske etmedi, son yarım saatte aldı. Oysa Oğuzhan’la başla, yorulunca çıkar.
Veli, Atiba, Oğuz ile çözersin Jones ile bitirirsin.
Bu riskleri almalıydı. Biliç’in kişiliğini beğeniyorum ama yapması gerekenleri de söylemek şart. Beşiktaş oyunun belli bölümlerinde üçlü oynayabilir.
Orta sahayı kalabalık yapabilirsin. 3-5-2 yapabilirsin.
Olcay beşlinin solunda oynar. Şampiyonluk gidiyor hocam…

Rıdvan Dilmen – Fotomaç

İlk yarı pozisyon girişimi bile yoktu. İkinci yarı biraz hareketlendi ama… Yalan söyleyemem işim olmasa ilk yarının ortalarında seyretmeyi bırakırdım maçı. O kadar.
Hiç bir şey olmayan bir ilk yarıydı. Pozisyon, pozisyon olmaya aday bir girişim, şut ya da şut girişimi.
Kalecilere not vermenin mümkün olmadığı bir ilk yarı.
Bunun teknik açıklamaları var kuşkusuz. Antalya’nın bu tip maçlarda ihtiyaç duyduğu kontra unsurlarının bir kısmı özellikle Tita misal.
Beşiktaş’ın alışık olduğu hücum 4’lüsünden Gökhan ve Oğuzhan’ın olmayışı da… Ligin ikinci yarısında özellikle son üç haftada pozisyon bulmakta çok zorlanan Beşiktaş, Bursa ve Galatasaray maçlarındakinden de geride bir kadroyla sahadaydı. Ve bu kez gole çok daha uzaklardı.Gökhan Töre’nin yokluğunda Holosko’yu oyun yerine oynatmayı düşünebilirsiniz. Ancak arkasında da Necip oynayacaksa sistemin eksikisi gibi işlemesini beklemek biraz fazla oluyor. Bu düzen içinde 2 santrforla oynamak daha mantıklı bir seçim olabilir. Hem Holsoko’nun bu durumu hem de Jones’u santrfor arkasında oynatmak yerine 4-4-2 ya da 4-3-1-2 dizmek daha makul bir seçim olabilirdi. Ya da Mancinivari bir erken uyanışla buna dönmek.
Kolombiyalı’nın neden ilk yarı boyunca oynatılmadığını artık daha çok merak ediyorum. Oyun bilgisi yüksek ve bildiklerini artırıyor. Dün sahada ne yaptığını bilen oyuncuların başındaydı. Soğukkanlı, müdahaleleri yerinde. Bir sarı kartlık çekmesini hakemin kart olarak değerlendirmediği söyleyelim. Tek hatası buydu çünkü.

Mehmet Demirkol – Fanatikbesiktas-antalyaspor-la-0-0-berabere-kaldi-5730421_3865_o

BEŞİKTAŞ, Slaven Biliç’in istediği savunma disiplinini yakaladı da kolay pozisyon üreten kimliğinden uzaklaştı. Bu sadece dünkü maça özel bir durum değil. Son birkaç haftadır böyle. Dün maça başlayan orta alan Veli-Atiba ve Jones ile yaratıcılık sergilemek çok zor. Sağ bek Necip de hücuma değer katmayınca Beşiktaş’ın işi daha da zorlaştı.
FUTBOLDA iyi bir takım olabilmek için yardımlaşma, disiplin, dayanıklılık, devamlılık ve saha içi organizasyonu şart. Beşiktaş takımında bunların hepsi var. Ancak şampiyon olabilmek için de ‘beceri’ şart.
SİYAH-beyazlı takımın en yetenekli 3 oyuncusu Oğuzhan, Fernandes ve Gökhan Töre… 3’ü de sahada olmayınca üretkenlik doğal olarak azalıyor. O zaman yapılması gereken rakibi hataya zorlayacak presi etkili bir şekilde sergileyebilmek. Beşiktaş bunu maçın son 20 dakikalık bölümünde yapabildi ama bulduğu net fırsatlardan sonuç alamadı. Antalya karşısında gecenin en iyileri Motta, Atiba ve Franco idi. Antalya önünde aldığı beraberlikle yarışta büyük kayıp yaşayan Beşiktaş’ın bu ligde her takımı yenecek gücü var. Ama galip gelecek kadar oynasalar bile kazanmayı bilmiyorlar. Ayrıca şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin iç saha avantajı Beşiktaş’ta yok. Öte yandan şimdi Almeida sakat, Atiba cezalı.
BİLİÇ ve ekibinin pozisyon kısırlığına çare üretmek için son 3 maçı iyi analiz etmeleri şart.

Güntekin Onay – Vatan

Taraftar futbolun ruhudur, anlamını verendir. Hele ki Beşiktaş gibi bir takımda bunu daha yakından hissedersiniz. Bu sezon yönetiminin anlaşılmaz kararlarıyla sürekli stat değiştiren Beşiktaş, çeşitli nedenlerle zaten oyununu geliştirme problemleri yaşıyor. Taraftarsızlık ise dünkü vasat oyunun tuzu biberi oldu. Şu açık, bu statta 30 binin üzerinde kalabalık toplayamazsanız tribün etkisi yaratamıyorsunuz.
Dün gece Beşiktaş ilk yarı boyunca yine ‘vasatı’ aşamazken Slaven Biliç’in her fırsatta 4. hakem Bülent Gökçü’ye yaptığı el kol hareketleri saha içinde çare üretemiyor oluşuna bağlanmalı kanımca. Sahadaki ekip bir şey yapamazken bunun tek sorumlusu hakemler gibi bir izlenim yaratmaya çalışmak, ‘sosyalizm retoriği’ne pek uymasa gerek!
Beşiktaşlıların gözlerinden biri, ‘mucize yaratması’ beklenen Jermain Jones’taydı. Sanırım Jones daha ilk maçta ‘futbolu bayat’ bir ülkeye geldiğini anlamıştır. O da zamanla daha iyi öğrenecek buradaki kuralı; “Oynama, oynatma! Her yerde rakibe direkt temas et!” Beri yandan bir başka şeyi daha anlayacaktır; bu ülkenin son dönem mitolojilerinden olan ‘dikine oynama’nın bu düzenler içinde o denli kolay olmadığını…

Cem Dizdar – Fanatik

Federasyondaki amcalar maçı, İstanbul trafiğinin zirve yaptığı Cuma gününe verdiği için binlerce tarbesiktas_antalya_motta_ugurinceman_20140228_B_webaftar ‘yetişemem’ düşüncesindeydi tabii.. Eh, bu durum da elbette tribünlere yansıdı! İlk yarı Galatasaray maçında kumpasa getirildikten sonra haleti ruhiyesi dağılmış bir Beşiktaş’ı zar zor yenen Antalya yine Siyah – Beyazlı ekibin karşısındaydı..  Beşiktaş maçın ilk yarısında gol atamasa da derli toplu bir görüntü verdi. Aslında ilk 45 dakikaya 1 gol sığdırmalıydı.. Hakemin ardı ardına verdiği yanlış kararlar vardı tabii.. Spor dünyasının yakından tanıdığı Recep Şeker bile isyan etti bir ara.. “Hakem oyunun içine etti” dedi.. “Yok” dedim gülümseyerek “Henüz içine etmedi, şimdilik ıkınıyor..!!”İkinci yarıda da maşallahı vardı hakem beyciğimin..Rahatladı rahatlayacaktı..Misal, Holosko’yu ceza sahası içinde yerle bir etti Antalyalı..Hakem bey ‘penaltı değil’ dedi. Yani faul yok dedi.. (Beşiktaş’ın penaltısını vermedi.)İyi ama, aynı hareketi Necip yaptı, ona sarı kart verdi hakem..Artık kabul edin, iyi insan olabilirsiniz ama kötü hakemlersiniz..Son söz olarak;“Bu maçı Beşiktaş alamadı” değildir. Bu maçı Bilic alamamıştır.. Beşiktaş değil.. Yaptığı değişiklere baktığınız zaman anlarsınız bunu..Sakatlanan Almeida’nın yerine “KURTARICI” olarak Uğur Boral’ı alırsan..Bu tabloya bakarsak, “Kurtarıcıya da bir Kurtarıcı lazımdı”..!!Holosko tel tel dökülürken Jermaine Jones’u çıkartırsan…Ki, o çıkar çıkmaz da Antalya ilk kez top çevirdi Beşiktaş sahasında.. Peki ya, 3 milyon 200 bin euro verilen Kerim niye oturur yedek kulübesinde?

Orhan Can – Hürriyet

Beşiktaş temelde baskın hücum anlayışı benimsemiş, kazandığı toplarla 3-4 pasta kaleye inebilen, Gökhan-Olcay-Oğuzhan-Almeida gibi akıllı adamlarının telepatik uyumuyla ligin en çabuk gollerini atan takımı. Ama bu golleri atabilmek için genelde alana ihtiyacı var; ligde de bu alanları en az veren, hatta neredeyse hiç vermeyen takım Antalya… Üstelik ilk yarıdaki maçta da Beşiktaş’a hiç alan bırakmamışlar, uyutmuşlar, oyunu öldürmüşler ve iki Diarra yumruğuyla rakiplerini nakavt etmişlerdi. Eğer bir sezonda aynı takıma karşı aynı hataya iki kez düşüyorsan, birinci maçı okuyamıyor ve ders çıkaramıyorsan, artık ikinci müsabaka hata değildir bence. Başka birşeydir…

Tamam Gökhan Töre yoktu, tamam Fernandes yoktu. Ama yine de Antalya’yı, Aybaba’yı şaşırtmak için farklı bir şey yapmak zorundasın bu maçta. Beklenmedik bir şey. Maçı beraber izlediğimiz Tümer Metin, “Ömer Şişmanoğlu-Almedia çift santrfor başlatıp, şişirebilirlerdi” dedi mesela. Çift santrfor, kırk orta saha, yedi stoper her neyse… Uzaktan şutlar veya fantastik duran top organizasyonları belki… Ne olursa olsun, değişik olmalıydı. Farklı olmalıydı yaptığın. Aybaba’nın tam da istediği, tam da beklediği olmamalıydı. Olmadı…

Uğur Meleke – Milliyet

Beşiktaş için şampiyonluğun artık çok gerçekçi bir hedef olduğunu düşünmüyorum. Ama hayal şampiyonluksa Antalyaspor ve Eskişehirspor maçlarından 6 puan alınmalıydı. Ancak bu fırsat dün gece kaçtı. Galatasaray’ın ardından Antalyaspor maçında da puan kaybeden Beşiktaş’ta Bilic tartışılıyor. Yönetim ne düşünür bilemem ancak ben bir teknik adamı bir maçlık kayıplarla değerlendirmenin doğru olmadığı görüşündeyim. Bir teknik direktörü değerlendirirken, oyun anlayışı, futbol felsefesi, oyuncularla iletişimi gibi birçok parametreye bakarsınız. Ancak alınan tek maçlık sonuçlar üzerinden teknik adamların geleceği adına karar verilmemeli. Bilic’in de bu anlamda kulüpteki kredisi üzerinden yapılan tartışmaları doğru bulmuyorum.

Gökhan’ın yerine, sadece koşu özelliğiyle fark yaratan Holosko’yu oynatmak da doğru değildi. Sakatları ve cezalıları düşününce Eskişehir maçının kolay olmayacağını tahmin edebiliyoruz.

Metin Tekin – Sabah

 

 




Bir Cevap Yazın