Search
22 Haziran 2017,Perşembe
  • :
  • :

Beşiktaşlının Yunanistan Deplasmanı ile İmtihanı Perde 3

Beşiktaşlının Yunanistan Deplasmanı ile İmtihanı Perde 3

Azmetmenin ve sonuna kadar zorlayarak içimizde ‘keşke’lere yer vermemek adına verdiğimiz çetin mücadelenin karşılığını almış olmanın huzuru, ancak diğer yandan grev yüzünden bizimle birlikte olamayacak olan 13 arkadaşımızın yokluğunun hüznüyle birlikte karışık duygular içinde maç günü sabahına uyandık. Hava mis, İzmir’i andıran ılık ve yumuşak bir iklim. Türk usulü kahvaltımızı, akşama nasıl buluşacağımızı, neler yapacağımızı ve hayatın Atina’da nasıl geçtiği üzerine konuşarak yaptık.
Serhat başkan ile telefonda bizi Atina’dan Tripolis’e maça götürüp getirecek otobüs kapasitesi ve zamanı üzerine konuşup ayarlamaları yaptıktan sonra, öğlen saatlerinde kalacağımız otelin önünde buluşmak üzere sözleştik.

O gün grev var, toplu taşıma çalışmıyor, oradan mecbur taksiye bindik; meydana doğru çıkan yolların bir çoğu kapalı; trafik kilit ilerlemeye çalışıyoruz. Taksi şoförünün tripleri bizimkiler gibi; offlama pufflama, trafiğe sövme şeklinde otele vardık. Eşyaları attık, duşumuzu aldık, Beşiktaş’ımız için formalarımızı giyindik, süslendik ve otelin önünde dostlarla buluşup kucaklaştık. Öyle bir gün geçirmiştik ki, sanki hapishaneden çıkmış da özgürlüğümüze kavuşmuş gibiydik.

Klasik bir maç önü muhabbeti, İnönü kapalı olduğundan son dönemde yaşadığımız gibi semt dışında ter idmanı yapmaya alıştığımızdan, Pire limanında güzel bir restorana gidip çöktük. Buralarda çok ayrıntıya girmeyeyim; işte ne bileyim uzolar, ahtapotlar, karidesler, midyeler; acayip acayip şeyler yani ☺

manzaraAma hepsinden öte asıl güzel olan; Şerif abinin Hollanda’dan gelmeden hazırlattığı, tribünde açacağımız Lemi Hacıoğlu’nun isminin harflerini taşıyan baskıları getirmesi ve masamızın en güzel yerinde, manzaraya nazır, Lemi abimizi de ağırlamış olmamızdı.

Restoranda bir masada daha Beşiktaşlı bir grup vardı tabi. Onlar dışında 4 kişilik bir grup daha geldi ilerleyen saatlerde. Amcalarla konuştuğumuzda, grev yüzünden uçuşlar iptal olunca, ta Bolu’dan arabayla yola çıktıklarını, mola vererek, yavaş yavaş kara yoluyla 16 saatte vardıklarını öğrenince ayrı bir takdir ettik. İsteyip de gelemeyenler utansın 😛

Uzolar yağ gibi boğazdan akıp gittikçe biz de ufak ufak tezahüratlara başladık; Deniz ve Olguner, Yunanistanlı ama tabi ki normal olmayan bir Beşiktaş aşığı arkadaşlarını da yanlarında getirdiler. Çocuk Türkçe dahi bilmezken, futbol şeysi emre belözoğlu tezahüratını ezbere biliyor; o derece. Hadi biz böyleyiz de elin adamı da mı normal olmaz Beşiktaşlı olduğunda, inanılmaz.
Pire’den tekrar otele döndük ve, hava alanında tanıştığımız 4 arkadaşı da otobüse alarak maça doğru yola çıktık. Yolda tüketilenler ve tezahüratlara hiç girmiyorum, hepimizden genç olan o 4 arkadaşımızın kattığı dinamizmle nerdeyse 2 saatlik yol boyunca hiç susmadık. Bizim bilmediğimiz tezahüratlar öğrendik, ama onların bilmediği kurban bayramında ali koç’u anma isimli eserimizi de onlara öğrettik; çocuklar boğuluyordu nerdeyse gülmekten.

lemi2

 

Ha bir de, hayatımı settin nazilli tezahüratını yaptığımızda, daha önce köyiçinde maç öncesinden hatırlayıp, “aa o siz miydiniz abi, biz hep bunun geyiğini yaptık sonra” diye bize takıldılar. Dünya küçük, hele Beşiktaşlı için hep aynı kafalar, vesselam ☺

Ve maç zamanı. Stada sorunsuz girdik, yerimizi aldık. Lemi abimizi bir kez daha andık. Her şey çok güzel başladı; grev yüzünden sayıca azalmıştık belki ama 2-0’ı da bulduktan sonra aralıksız “sevemez kimse seni” ile inlettik her yeri. İkinci yarı bastıran yağmurla iliklerimize kadar ıslandık ama maç 2-1 olup da kırmızı kart ile 10 kişi kalınca; standart kabus anları başlamış oldu bizim için. Üstüne çok da talihsiz bir gol yiyince, Asteras tribünleri hareketlendi. Bu sefer bizde bir suskunluk oldu ve neyse ki bir kazaya kurban gitmeden turu cebimize koyduk. Hele uzatmalarda Ba’nın şutu gol olsaydı, muhtemelen yıkardık oraları ☺

 

grevTribünün en kötü kısmı değinmeden edemeyeceğim, maalesef çarşı berlin tayfasıydı. Etrafındakilerle hır çıkarıp, kavga etmekten başka bir şey yapmayan bir grup haline gelmişler. Herkesin keyfini kaçırdıkları yetmezmiş gibi, maç bitimi tribünden inip beklediğimiz yerde bir kavga daha çıkardılar ve polis sonunda kalabalığın hepsine coplarla daldı. Masum olan birçok kişi de dayak yedi. Tek kelimeyle yazık; artık bunların tribünden temizlenmesi lazım.

Gece maç dönüşü otobüste bir güzel uyukladık, geldik ve sonrası dinlenme, gezme vs üzerine; daha fazla uzatmayayım, yeterince uzattım ☺

Şerif abinin ve diğer arkadaşların eklemeleri olacaktır mutlaka; pası onlara atıyorum. Bir başka deplasmanda, grevsiz, dertsiz, galibiyetli; görüşmek üzere diyorum.

Sevgi, saygı, gaga, pençe ☺
Barış.

perde 1 için tıklayın

perde 2 için tıklayın



Evli ve bir erkek yavru kartal babasıyım. İstanbul'da yaşıyorum, telekomünikasyon sektöründe özel bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum.


Bir Cevap Yazın