Search
22 Haziran 2017,Perşembe
  • :
  • :

Çarşı da gezi de halkın ürünü!

Çarşı da gezi de halkın ürünü!

bu aralar moda çarşı ve beşiktaş tribünleri hakkında demeç vermek. neredeyse bütün söyleşiler, çarşı kim ile başlıyor. sonra ne zaman kuruldu, neler yaşadı, neden bölündü, neden kendini feshetti şeklinde devam ettikten sonra da olay asıl gelmesi gereken yere geliyor: gezi olayları.

gezi olayları sırasında çarşı grubu’nun öne çıkmasıyla kendisi üzerine çeşitli süper kahraman yetenekleri eklemlenmeye başladı. sosyal medyayı okumayı bilenler için bu olayın mizahi boyutuydu. ama çarşı’nın katkısı sadece olayın mizahı değildi. semtin hemen yanında oluveren bu olaylara karşı sessiz kalamazlardı; sessizlikleri, onları yıllardır maç harici işlerle yaptıkları sosyal sorumluluk kampanyalarının tüm sempatisini yerle bir ederdi. diğer sessiz taraftar gruplarına addedilen sıfatlar kendilerine de yakıştırılırdı. ve sokağa çıktılar.

demiyorum ki sırf itibarlarını korumak için çıktılar; biraz da semtlerini korumak adına çıktılar. çünkü semt önemliydi; deplasman taraftarının bir gece yarısı semtin bir bölgesine yazdıkları yazıyı bile hakaret olarak alıp, misilleme, sorumlularını kıstırma gibi faaliyetlere girişebilirken bu insanlar, semtinde polisten inanılmaz düzeyde gaz yiyen insanların yanında duracaktı.

demiyorum ki sırf semti korumak için çıktılar; biraz da evlerinde otururken sıcak yaz günlerinde, eyleme katılmasalar dahi yedikleri gazın siniriyle çıktılar. semtlerinde gecenin bir yarısı köşe bucak saklanan çocukları gece yataklarındayken izledikleri için çıktılar.

demiyorum ki sırf sinirlenip çıktılar; biraz da geçmişte polisten çok müdahale gördükleri için çıktılar. geziden henüz 15 gün öncesinde bir polis provokasyonu ile başlatılan olaylarda bütün semti göz görmeyecek şekilde biber gazına bulayan olaylar gördüler. kimisi polisi sakinleştirmeye çalışıyor, kimisi eline ne geçiyorsa polise atıyordu. daha öncesinde maç öncesi aramalarında kendilerine yaptıkları kötü muameleden sıkıldıkları için çıktılar.

demiyorum ki sadece polisin davranışlarına kızdıkları için çıktılar; biraz da hükümetin yaptıklarını kendi yaşamlarına tehdit olarak görmeye başladıkları için çıktılar. hükümetin yaptığı bir çok düzenlemenin, kişisel özgürlüklere, insan haklarına aykırı olduğunu düşündükleri için çıktılar.

sadece bunlar için mi çıktılar? hayır.kahrolsun bağzı şeyler

3 sabah üst üste yapılan polis (hafifletilmiş ifadeyle) müdahalesinin sertliğiyle, insanlara yapılan zulme karşı oldukları için çıktılar.

orada sevdikleri insanlar olduğu için çıktılar.

kavga etmeyi sevdikleri için çıktılar.

askeri vesayete karşı oldukları için çıktılar.

sivil vesayete de karşı oldukları için çıktılar.

kimileri ortalığı karıştırmak istiyordu o günlerde, doğru, tarafsız yayın yapan bir yayıncı olmadığı için çıktılar.

şimdi ise, o medya kuruluşlarına demeçler vererek, olayları tribüne taşımayın mesajını iletiyorlar. adı-sanı belli ben, yıllarca takımı kötü etkilemeyelim diye bu grubun sözü dinlenen “ağbilerinin” yönetime sesini çıkarmayışını bilirim. bugün çıkıp ettikleri sözler de aslında tam da bu minvalde.

“takıma dönüyoruz beyler”takıma dönüyoruz

“ama çarşı”, “her yer taksim”, “niye bağırmıyoruz?” med-cezirlerine hayalkırıklıkları yüklemeden önce oturup şunları düşünmek gerekiyor.

her demecin bir yerinde mutlaka “çarşı dediğiniz yapı, bir dernek vs değildir”, “15 kişi var başımızda” ifadeleri geçerken, çarşı her zaman “kendine bile karşı” olduğunu cümle aleme ilan ederken, kendi düşüncelerinin tümden çarşı’yı kapsayamayacağını ya demeçleri verenler söylemeyi unutuyor, ya da gazeteciler atlıyorlar bu cümleleri.

yukarıda çarşı’nın sokaklara çıkma nedenleri olarak sıralayabileceğim şeyler, aslında oraya çıkan herkes için geçerliydi. sen, ben, hepimiz çarşı’lıydık. çıkmayan bile çarşı’lıydı. zaten denmez miydi ki; çarşı bir ruhtur, bedene indirgenemez.

ama bu demeçlerde unutulmayan çok özel bir cümle var. “ilk üç gün orada olanlardan sonra olaylar değişti, çevrecilikten çıktı, hükümeti yıkma protestosuna dönüştü”. bu sözlerle çarşı’ya al-ahly misyonu yüklemek abartı olurdu ama kendini aklamak adına söylenen bu söz oradaki kitlenin çeşitliliğine hakaretti bu en başta. tıpkı çarşı gibiydiler. bir başkanları, yöneticileri yoktu ki.

güçlülüğünü çok sesliliğinden alan çarşı grubu, içinde bulunduğu durumu çok sesliliğiyle (bölünmüşlüğüyle) açıklamak zorundadır. çünkü çarşı, grup kararıyla eyleme geçilen bir oluşum olmadığı gibi, sırf grup kararıyla eyleme geçmemesiyle bile bir çok oluşumdan daha değerlidir. bugün sokağa çıkan, “abileri” değildi belki ama heyecanlı çocukları çıktılar sokağa.

bugün trabzonspor maçında yapılan tezahüratlarla tekrar gün yüzüne çıkan bu tartışma, takıma dönme güdüsüyle baltalanmaz umarım. stadlar sokaklar gibidir ve sokakta senin yaşamını etkileyen ne varsa o stadın içine girmelidir, girecektir de. sokakları susturmak için insanları stadlarda serbest bırakmanın karşısında durduğumuz gibi, sokakları susturmak için işe stadları susturmakla başladıklarında da buna karşı duracağız. zaten esasında her türlü susturmaya, örtbas etmeye karşı durmuyor muyuz?

yıllar evvel çarşı grubuyla (aslında kutu’yla) karşı karşıya geldiğimiz anı hatırlarım. en son ne zaman bir beşiktaş maçında ağladınız diye bir soru dönüyordu arkadaşlar arasında. galiba ilk ağlayışım o gündü. çünkü yeni açıktaki o maçta kendi özgür irademizle yönetimin istifasını isterken, “kutu” bizi çıkışta dövmekle tehdit ediyordu. belki o gün de tribünde “beşiktaş’ı karıştırmak isteyen kişi veya gruplar” vardı. ama onlar sayesinde ben kendi irademle protestomu yapma cesaretinde bulunmuştum. ya da onlar sayesinde daha duyulur olmuştum. kendi evinde nasıl tehdit edilirdiniz ki? edilirseniz orası sizin eviniz gibi olur muydu ki?

oldu işte zamanla yeniden. mücadele etmenin ruhuyla beşiktaşlı olmuştum. o mücadelenin hırsıyla yeniden evim oldu orası. evim için veya sırf mücadelenin hırsı için yine bir haksızlık olduğunda orada olacağım. tıpkı yarın semtin esnafları oradan uzaklaştırıldığında orada olacağımız gibi. tıpkı inönü stadyumu’nun yerine stad yerine başka bir şey yapılması durumunda orada olacağımız gibi.

ekler:

dave zirin: trajik bir futbol isyanı mısır devrimini nasıl canlandırdı?

alen markaryan: alen’den çarşı’ya gezi tepkisi

ayhan güler: gezi’de çarşı’yı kullanmak istediler

fotoğraf: bugün gazetesi



türkiye'de beşiktaş maçından başka maç izlemez. epl, bbl, la liga, euroleague izler. iztv izler, atlas ve uykusuz okur, birgün'ün veda öncesi kağıdını beğenmediği için pdf'ini okurdu, şimdi basılı birgün okur. 2003'den beri WK


Bir Cevap Yazın