Search
22 Haziran 2017,Perşembe
  • :
  • :

Epik Tiyatro Beşiktaş

Epik Tiyatro Beşiktaş

Kavram karmaşası yaşanmaması adına öncelikle şunu ardalan bilgisi olarak tekrarlamakta fayda var; epik tiyatro nedir?

Bu tiyatro türü adından anlaşılanın aksine kahramanlık konuları işleyen tiyatro çeşidi değildir. Seyirciye toplumsal aksaklıkları tenkid edip göstererek, izleyiciyi bu eleştirilere katmayı amaç edinen bir türdür. Bu manada toplumsal bir tiyatro türüdür. Klasik tiyatrodaki gibi seyircinin kendisini oyunun içinde hissetmesidd amaçlanmaz. İzleyen oyunla ilgili karar vermeye zorlanır. Temelinde sosyalizm olan siyasal amaçlı bir tiyatro düşüncesidir. Olaylar, durumlar parça parça verilir; arada bir şarkılar, türküler söylenir, anlatıcılar devreye girer. Seyirci tam bir gözlemci olarak kalır. Acı duymak, sevinmek, coşkulanmak yerine durumlar üzerinde düşünür; kendisini ve olayları nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalışır. Sahneyi bir ideolojinin propaganda aracı olarak kullanır; seyircilerin kalbine değil, kafasına seslenir.’

Bu açıklamanın aynısını Beşiktaş bağlamında kullandığımda şöyle bir sonuç elde ediliyor…

Epik Beşiktaş’ın spor/oyun türü adından anlaşılanın aksine kahramanlık konuları işleyen spor/oyun çeşidi değildir. Taraftarına ve seyircisine toplumsal aksaklıkları sahada adeta tenkid edip göstererek, izleyeyenleri bu eleştirilere katmayı amaç edinen bir oyun oynamaktadır. Bu manada Beşiktaş toplumsal bir spor camiasıdır. Klasik spor kulüplerindeki gibi seyircinin kendisini oyunun içinde hissetmesi amaçlanmaz.

bbİzleyen oynanan oyunla ilgili karar vermeye zorlanır. Temelinde sosyalizm olan siyasal amaçlı bir spor düşüncesidir. Olaylar, durumlar parça parça verilir; arada bir şarkılar, türküler söylenir, anlatıcılar devreye girer. Taraftar seyirci olmaktan çıkar ve tam bir gözlemci olur. Acı duymak, sevinmek, coşkulanmak yerine durumlar üzerinde düşünür; kendisini ve olayları nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalışır. Spor sahnesini adeta kendi ideolojisinin propaganda aracı olarak kullanır; taraftarın sadece kalbine değil, kafasına da seslenir.’

Ne kadar da uyuyor bize değil mi?

Formalarımızı terleten kahramanlarımız kuşkusuz var, fakat biz onları sevmekten bile sakınırız. İster nazar değer diye deyin – ister rakiplerimiz gibi hava atmamak adına deyin. Bizdeki kahramanlığı salt takım değil, tüm camia yazar. Beşiktaş kahramanlığı da bu bağlamda camiayı kapsayan bir bütündür adeta. Yaptıklarımızla değil rakiplerimizi küçük düşürücü `aynı uçakta kupa sevinçlerimizi içimize atmamız‘ gibi -yapmadıklarımızla kahramanlık yaparız.

Sahadaki oyunumuzdan saha dışı mücadelemizlere kadar herşey Türk Toplumunun mikro dünyasıdır aslında. Seyirci seyirci olmaktan çıkıp taraftar formunu alır ve olayları düşünüp tartmaya başlar.

ccDüşündükçe de kendini oyunun içinden soyutlayıp sahada oynanan oyuna objektif bakabilme becerisini gösterir. Haklı sadece onun doğrusu değildir artık – karşısındakine salt farklı diye haksızlık yapma hakkı aramaz artık kendinde – haklı ve haksız ayrımını yalın, temiz ve adil olarak apaçık ortaya kendi döker artık. Bunu dillendirmekten de asla sakınmaz. Toplumdaki varolan farklılaştırmaya en farklı yelpazesinin uyumuyla en güzel cevabı verir.

Bu yönüyle Beşiktaş taraftarı oyunun akışına dalıp pasifize edilmişler gibi değildir. Arada bir deşarj da olabilme adına şarkılar, türküler söylese de. Taraftar seyirci olmaktan çıkar ve tam bir gözlemci olmuştur artık. Yer yer acı da duysa, sevinse de, coşkulansa da her durum üzerinde düşünür; kendisini ve olayları nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalışır. Anlamaya çalıştıkça da salt kendi ideolojisi olan `Beşiktaşlılık Duruşunu‘ propaganda aracı olarak kullanır; insanların sadece kalbine değil, kafasına da seslenir.

Bu düşünce denkleminin etrafında toplanmış Beşiktaşlılar diğerlerinden kuşkusuz farklıdır. Karşısındakini tanımadan salt atkısı Siyah-Beyaz diye göz göze gelindiğinde gülümsemesi bundandır. Hep Beşiktaş da dese konu aslında her seferinde düzenin çarpıklığına g elir. Biliç ve sosyalizm de der – Ba, iman ve secde de der – Töre ve eğlence de der – fakat para, futbol ve kapitalizm de demeden edemez. Görür aslında herşeyi en yalın haliyle, anlar, anlamaya çalışır, düşünür, fikir üretir, nasıl katkı sağlarım diye düşünmeden – içselleştirmişcesine eline uzatır her yardıma muhtaç duyana. Karşılık beklemeden yapar bunu – salt kalbiyle de değil – düşündükleriyle de katkı sağlar.

aaNoktayı Beşiktaşın Dervişi rahmetli Süleyman Seba abimizle koyalım bam teli titresin – Beşiktaş için birşeyler yapmak istiyorsanız kimsenin adamı olmayın.’

 



1998`de mail grubu olarak başlayıp posta kutularını dolduran yazışmalardan kalma bir üyeyim. O zamanlar Tuğrul Yenidoğan`ın tavsiyesi üzerine WK`ya üye olmuştum. Almanya doğumlu, evli ve iki Beşiktaşlı Kartal babasıyım. Beşiktaşlılık, çok şükür ki, ailemizde 1925`ten beri adeta geleneğimiz. Üniversite mezunuyum, öğretmenliğin yanısıra yaklaşık 12 sezondur Alman altyapılarında lisanslı futbol antrenörlüğü yapmaktayım. Yeni scoutluk modelinde yarı profesyonel Kartal Gözü üyesiyim.


Bir Cevap Yazın