Search
22 Haziran 2017,Perşembe
  • :
  • :

kavuşmak

kavuşmak

uzunca zamandır içime düşen sıkıntıyı düşünüyordum. kendini hiç belli etmeyen, dışarıdan bakıldığında “amaaan salak işte” denebilecek hareketlerimin kaynağı bu sıkıntıydı. ama bilmedi çevremdeki insanlar, bilemediler. nasıl açıklayabilirdim ki bu eksiklik duygusunu onlara? herşeyleri tammış gibi gözüküp, eksiklerinin farkına varamayanlarla doluydu etrafım. gündelik işlere dalmışlar ve belki de büyüyecek olan iç sıkıntısını bastırmışlardı. birileri için hayat dediğin şeyin sıkıntı bastırma aracı olması ne acı..

içimde büyüyen bu sıkıntıyı iyice gözlemleyip bulabildiğim ilk boşluktan içine daldım: “YİNE Mİ TELEFONUN KOYNUNDA YATTIN GEBERESİCE”. iç sesim bana bir şey anlatmaya çalışıyordu, susup dinlemeye devam ettim: “KALK DA BABANA YARDIM ET, 60 YAŞINDA ADAM SAATLERDİR ÇALIŞIYOR, SEN HALA UYUYORSUN”

evet adım mutlu ve hayatımdaki tek iniş çıkışları annemle yaşıyorum. en azından düne kadar böyleydi. içimde büyüyen sıkıntı mı? annem sağolsun; sayesinde pırıl pırıl uyanıyorum güne. tek sorun bu sabah biraz boğaz ağrısıyla, hırıldayarak uyandım bu sabah. “AKŞAM FOSUR FOSUR İÇTİN YİNE Dİ Mİ?” sağolsun annem, hiçbir şeyi düşünmek zorunda bırakmıyor. o tüm bilgeliğiyle başımda dikilirken, ben tüm cevapları onda bulan basit bir organizmayım sadece. sormama bile gerek yok, düşünmem yeterli.

boğaz ağrısını, atlatamadan sigaramı yakıyorum; büyük harflerin ne söyleyeceğini çok iyi bildiğimden “ben dün neler yaşadım sen biliyor musun hiç?” bakışı atıyorum. sonuç: “AMAN MEMENİ GECİKTİRME”. sahi dün neler yaşadım, hatırlamak bile istemiyorum. içimde düğüm olsun, hiç çözmeye uğraşmayayım. yıllar boyu “bir derdi var”, “yaşam amacını arıyor” falan desinler istiyorum. kendi içimde ikiye bölünmüş durumdayım, hangi olayı sıkıntı ettiğimi düşünsem, diğerine haksızlık ediyormuşum gibi geliyor. ardından büyük tiksinti. nefretim ve üzüntüm beni bir o kıyıya bir bu kıyıya vururken, yüzme bilmeyen ben aradaki sürede yıprandıkça yıpranıyorum.

dün ben son kez evime gittim. ağırlığını anlayabilmek için bir kez daha söylemem gerekti: dün ben son kez evime gittim. yaşadığım duyguyu ifade etmem biraz zor. 2 haftada bir kez gittiğim içi yoksunluk çekmiyorum henüz ama yine de bu cümleyi seslendirdiği andan başlayarak buruluyor insan. son kez evime girdiğimde neler hissedeceğim acaba diye düşünmüştüm önceki 2 hafta boyunca. hiç düşündüğüm gibi olmadı: şiddet, nefret, kin, öfke, intikam. uzatmalı bir tarantino filmi kıvamındaki bu süre zarfında, üzüntümü, gelecek yoksunluklarımı bir kenara bırakıp, ölesiye nefretle dolmuştum. ne kolay bir duygudan diğerine geçiyor insan.

bugün evime veda ettim ben; öncesinde şiddet gördüm, itildim. gözyaşlarına farklı nedenlerle boğuldum. nefes alamama nedenim heyecan değildi, yere yığılma nedenim de. bugün evime veda ettim ben; içim buruk. bir daha ne zaman bu kadar yalnız hissetmeyeceğim bir yerde olabileceğim?

gelecekten not: ne güzel mayıs.

daha gelecekten not: kavuşma gününün geleceğini adım gibi biliyordum da, şimdi bakınca ne güzel mayıs’mış herşeye rağmen. yine bir oluruz; yine birlikte olur, yine avazımız çıkana kadar bağırırız. susmak büyük ayıptı ama bunca zamandır sustuk. şimdi yeniden konuşma zamanı. pazartesi gününden başlayarak.



türkiye'de beşiktaş maçından başka maç izlemez. epl, bbl, la liga, euroleague izler. iztv izler, atlas ve uykusuz okur, birgün'ün veda öncesi kağıdını beğenmediği için pdf'ini okurdu, şimdi basılı birgün okur. 2003'den beri WK


Bir Cevap Yazın