20 maddede güncel gelişmeler

Selamlar, sevgiler;

2015-16’nın yaklaştığı şu günlerde gündemle ilgili düşüncelerim kısa kısa şöyle:

1) Henüz takımı izlemeden, çok ham şekliyle söyleyeyim. Tosiç ve Beck’in en azından savunma aksiyonlarının sorunsuz olduğu varsayımı ile bence transferde iyi gidiyoruz. Sadece kalede büyük bir akıl tutulması yaşadığımızı düşünüyorum. Geçen sene Gs şampiyon olurken Muslera, en az hakemler kadar katkı yaptı. Beşiktaş’ın iyi bir hava yakalaması halinde yerli kaleci ile gelip tıkanacağı nokta İstanbul’daki Brugge maçıdır. Bunları da mı göremedi kimse? Ocak ayında yabancı kaleci arayışı başlar.

2) Demba Ba ve Atınç’ın gitmesi hayırlı, gelen para müthiştir. Çok doğru iki karar olmuştur. Keşke Ersan da o paraya transfer olsaydı. Verilen para hakikaten 6-8 milyon Euro ise Sosa da gidebilirdi. Kasanız doluyken Ba’nın yerine marka koyabilirsiniz, Sosa yerine devamlılığı olan bir başka orta saha alabilirsiniz.

3) Atınç ile ilgili olarak… “Zamanla elimizden ne kaçtığını görürüz” diye düşünenlere hatırlatmak isterim. Türkiye liginden bahsediyoruz. Atınç zaten Türkiye’de kalsa en fazla Alpay olabilirdi. Rekabetçilik seviyesi bu kadar düşük olan, iki kutuplu bir futbol düzeninde dünya çapında oyuncu falan yetişmez. Atınç’ın potansiyelini değerlendirmesi için tek koşul doğru altyapıyı alacağı, rekabetçi ve gerçekten futbol oynanan bir lige gitmesi idi ve öyle de oldu.

4) Sonuçta gidenlerin hiçbiri vazgeçilmez değildi. Bu takımda gönderilmemesi gereken sadece iki oyuncu var… Töre ve Tolgay. Paranız da olsa bunların yerine muadillerini koymak kolay değil. Hedefleriniz varsa elden çıkarmayacağınız, hatta mümkünse yanlarına yeni vazgeçilmez oyuncular koymanız gereken iki adam Tolgay ve Töre.

5) Geçen sezon bitti. Ligi ilk ikide bitiren sarışın ikizlerin oyuncularına kimse dönüp bakmazken müzmin üçüncü Beşiktaş’ın oyuncularına dünyanın dört bir yanından teklifler gelmeye başladı. Bunun nedeni de, Beşiktaş’ın, hakem baskısı olmadan oynadığı Avrupa’da kapasitesini gösterebilmesi idi. Yabancılar işi biliyor… Oyuncu takip ederken bizim yayıncı kuruluşun “marka değeri” soslu puan durumuna değil sahada hakikaten ne olduğuna bakıyorlar. Böyle absürt bir durumun açıklamasını da muhteşem Federasyonumuza ve MHK’mize sormak lazım tabii… Ha bir de, Önder Özen ve Slaven Biliç’in kadro mühendisliği becerisi bence bu transfer sezonu ile teyit edilmiştir. Böyle bir dönemde Beşiktaş’a önemli hizmette bulundukları için ne kadar teşekkür etsek azdır.

6) Tolgay’ın sakatlığı beni alt üst etti. Yalnız her şerde hayır vardır hesabı, orta sahaya Gökhan İnler ve Ozan Tufan kazandırılırsa Ocak ayında Tolgay ve Veli de döndüğünde muazzam bir defansif orta saha rotasyonumuz olabilir. Bu arada Şenol Güneş kaynaklı çıkış beklediğim üç oyuncumuz Kerim Frei, Cenk Tosun ve Oğuzhan…

7) Quaresma transferine bodoslama olumsuz bakmıyorum. Bu takımın, transferde delirmiş Fb’ye ve kadrosunda Sneijder ile Podolsky’i barındıran Gs’ye cevaben psikolojik dengeleyici rolü oynayacak bir yıldıza ihtiyacı vardı. Bu maliyetle böyle bir yeteneğin yeniden gelmesi bence olumlu olabilir. Şenol Güneş faktörü ve Quaresma’nın sporcu kişiliğinin olgunlaşmış olması ihtimali beni umutlandırıyor. Zira, salt yetenek olarak bakarsanız bu adam bence Türkiye’ye gelen en iyi yabancıdır ve top oynamaya niyeti varsa nükleer silahtır. Yeter ki gösteriye gelmediğini idrak etsin takım oyuncusu olsun!

8) Tüm çekincelere katılıyorum. Ancak, TRT’de bir yorumcu Rhodolfo için şu yorumu yaptı: “Rhodolfo Beşiktaş’a, yıllar önce aynı mevkide oynamış olan Guierro Ronaldo’nun yaptığı katkıyı yapar”… Bana göre Ronaldo, gördüğümüz en iyi süpürücülerden birisiydi. Öyle ise içim rahat eder.

9) Mario Gomez ya da O’nun kariyerinde bir yabancı golcü şart. Bu konu tartışmaya dahi açık değil. Antalyaspor bile sezona Samuel Eto’o ile başlıyor biz Mustafa Pektemek’i konuşuyoruz!… Şimdi Mustafa Pektemek, Necip ve İsmail takasta gönderilir de yerlerine Ozan ve Serdar Aziz gelebilir mi diye hayal kuruyorum. Ballı börek olur! Bence kadroda 4 golcü bulunmalı. Geçen sene Ömer Şişmanoğlu’nun kiralanması yüzünden yaşanan sıkıntılar ortada. Burası Beşiktaş… Topuk dikeni de, stres kırığı da, toto kası yırtılması da sadece burada olur! Tribün burada çöker, Donk gelir topu topa burada fırlatır, sadece burada çıkış tünelinde oyuncuya kart gösterilip cezalı duruma düşürülür ve saire…!

10) Dün Fb ile Shathkar’ın maçı aslında, sporda önce hak edilmiş başarıyı talep edenlerin sembol ismi Lucescu ile rekabette her yolun kabul edilebilir olduğunu düşünenlerin sembol ismi Aziz Yıldırım’ın on yıl sonra yeniden karşılaşmasının ilk ayağı idi. Yalnız bu defa hakemler adildi ve sahaya müdahil bir marka değeri borazancısı medya yoktu. Bakalım rövanşta hangi sembol gülecek.

11) Gs dün Nice’den 4 gol yemiş. Sakın gülmeyin ama bence bu şampiyonluğun ve hatta beşinci yıldızın falan habercisidir. Bu sene karar verdim artık sarışın ikizler bir şekilde sezon içinde kötü gider de “ya bunlar şampiyon falan olamaz” şeklinde yorumlar gelirse itibar etmeyeceğim. Çünkü ligimizde futbol oynamadan, rezil kepaze sonuçlar almasına rağmen şampiyon olma lüksü sadece Gs ve Fb’de vardır. Beşiktaş kötü oynarsa lastiği bir yerde mutlaka patlar (iyi oynasa da patlatırlar o başka) ama bu ikisinin lastiğine bir şeycikler olmaz, allem eder kallem eder ilk ikiyi parsellerler!

12) Melo sonunda gitti. Hakem hataları tablolarıma baktım. Dört sezonda 12 defa kırmızı kart görmesi gerekirken görmemiş. Bunların 6 tanesi şampiyon oldukları geçen sezona ait. Hani her tarafta dördüncü yıldız destanları falan yazılıyor, isimli oyuncular geldi diye ligimizin değerinin arttığı söyleniyor falan ya. Tam o anda bir gülme geliyor vallahi! Sanırsın, gelenler Barcelona’nın, Bayern’in elinden kapılmış, futbolunun ilkbaharında adamlar!… Marka değeri denen şey doğrudan ligin rekabetçilik kalitesi ile ilgilidir. Kim gelirse gelsin ilk ikinin belli olduğu ligi sadece Azerbaycan’dan izlerler.

13) Ligimizin bir diğer dokunulmazı (lacivertli olan) Emre Belözoğlu da Başakşehir’e gitti. İnsan bu transferin şöyle esaslı zaman farkı olan bir lige, ne bileyim Yeni Zelanda ya da Kanada’ya falan olmasını diliyor aslında. Asıl futbolu bıraktıktan sonra yorumcu olarak kanallarda çıkacak olma düşüncesi kanımı donduruyor. Neyse, hakemlerin “ben görmedim, valla billa duymadım, gözüme kar suyu kaçtı, kılım döndü” kategorisine dair bu seneki adayım Fernandao. Plase Bruno Alves…

14) Hep söylerim de “yok artık” denir… Bu ligin fikstürüne bile güvenmiyorum. O bile sarışınların keyfine hitap ediyor. Buyurun… Beşiktaş stadına ilk yarıda kavuşamayacak ya, bakın şu Allah’ın işine ilk yarıda Beşiktaş’ın derbileri içeride. Ne tesadüf değil mi?

15) Bitmedi… Ligin en sıcak deplasmanları nereler? Antalya, Mersin ve Gaziantep… Beşiktaş Mersin ve Gaziantep’e Ağustos’ta, Antalya’ya Ekim’de gidiyor. Fb Mersin’e Kasım’da, Gaziantep’e Aralık’ta, Antalya’ya Şubat’ta gidiyor. Gs ise Gaziantep ve Mersin’e Şubat’ta, Antalya’ya Nisan’da gidiyor. Hatırlarsanız geçen sene gene ilk hafta Mersin’de yumuşak ve tehlikeli bir zeminde sadece Beşiktaş oynatılmış, sonra saha bakıma alınmıştı.

16) İsterseniz paranoya deyin… Formasına göre, avaz avaz bağırılan “fuck off” küfürlerinin duyulmadığı, şampiyon takıma sezon boyunca bir tek kırmızı kart dahi gösterilmeyen, herkes basarken bir tek Beşiktaşlının çizgiye bastığı ayağın görüldüğü ve ne hikmetse bunun da Gs maçı öncesi falan olduğu bir ligin fikstürüne de inanmıyorum. Marka değeri denen illüzyon uğruna göremeyeceğimiz çifte standart yok bence burada.

17) Gene de Beşiktaş’tır, candır, yardır, sevgilidir… Elbette ki armanın peşindeyiz. Üstelik iyi bir takımımız ve inşallah artık bu sezon kavuşacağımız modern bir stadımız var. Takımdan ayrılabilecek adamlar hem de önemli miktarda para getirerek ayrıldı ve şimdilik görünen o ki, yerlerine nokta transferler yapılıyor. Potansiyel büyük. Umutlar taze.

18) Tabii gerçekleri de unutmamak lazım. Bu düzende gene üçüncüyüz o ayrı… Barcelona takımını al Beşiktaş forması giydir, bu düzende gene üçüncü olur, kendileri de anlamaz ne oldu bitti… Olsun biz Beşiktaşlıyız. Bunu kabul ederek, bilerek seviyoruz kulübümüzü. Önce topunu oyna, hak et, sonra bırak sistem takla atmaya başlasın. Beşiktaşlı isen öncelikli kaygının yıldız değil hak edilmiş başarı olduğunu bilecek, kabul edeceksin. Yanlış hatırlamıyorsam geçen sezon Jurgen Klopp, Dortmund’un durumunu eleştirenlere “her hafta kazanan bir takım isteyen Bayern München’i tutsun” diyerek taraftar ile seyirci arasındaki farkı ortaya koymuştu zaten. Sen Beşiktaşlısın, başka denizlerin balığısın. Salt başarıya odaklanmışsan bak orada iki-üç sezonda bir dönüşümlü olarak garanti şampiyon olan Gs ve Fb var. En kolayı…

19) Gaza geldim, farkındayım…

20) 2015-16 Beşiktaş’ımıza hayırlı olsun inşallah.

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın