Aynı muz kabuğu karşımızda duruyor.

Bu yazıyı Şenol Hocamızın okumasını çok isterdim. Ya da okuyan , duyan birinin Şenol Hoca’ya , Yönetime , Teknik Ekibe bir şekilde iletmesini. Amacım ukalalık yapmak değil. Takımımız ve Şenol Hocamız bu maçın önemini biliyordur.
Akhisar maçının Şampiyonluk maçı olduğunu rakiplerimiz bile söylüyor.
Fenerli Rıdvan Dilmen bile Beşiktaş Akhisar’ı geçerse şampiyon diyor.

Özetle bu maçın öneminin herkes farkında. Ancak Beşiktaş bu sezon oynadığı EN İYİ OYUNUNU OYNASA BİLE bu maçı galip bitiremeyebiliriz önemli olan bunun farkına varmak.

Zira sezonun ilk yarısında 2-0 yenildiğimiz ilk Akhisar maçında belki de sezonun en iyi futbolunu oynadık. %65 ten fazla topla oynama , 30 tane şut , 20 tane korner vs vs. hiç bir şey işe yaramadı o maçta.
Bunu moral bozmak, ümidimizi kırmak , göz korkutmak için yazmıyorum.
Yol yakınken bir şey yapmak gerek bunun için yazıyorum.

Karşımızda Barcelona yok , epi topu Akhisar ile oynayacağız , büyütmenin anlamı yok diyenler olabilir. Ben öyle düşünmüyorum.
Kasımpaşa , Başakşehir ve Akhisar yatıp kalkıp bizden puan alıyorsa ve bunlara bir de Konya eklendiyse bunun mantıklı sebepleri olmalı ve bence var da !

Bu 4 takımın içinde en tehlikeli olanları ; Akhisar ve Konya. Konya maçı son hafta. O maça kadar her şey belirlenmiş olabilir ancak önümüzdeki ilk maç Akhisar ile. Ve Akhisar maçından çıkaracağımız sonuç , Konya maçı için de belirleyici olabilir.

Akhisar’ın bize karşı hatta geçen hafta Bursa’ya karşı ( Bursa’yı deplasmanda 2-0 yendiler ! ) başarılı olmasının sebebi : Beşiktaş’ın en iyi oynadığı oyun tarzının aynı zamanda Akhisar’ın da en iyi uyguladığı oyun tarzına uygun ortam yaratıyor olması.

Yani Beşiktaş o şahane bol paslı , bol organizasyonlu , beklerle beraber bindirmeli , orta sahaya kadar çıkmalı hücum oyununa kendini kaptırınca tam da Akhisar’ın bayıldığı kanat boşluklarını bırakıyor ve orta alanda çizgi halinde yakalanıyor.

Akhisar bu ligin 3 pasla kontra atak yapabilen ve gol atabilen belki de en iyi takımı. Adamlar kontraatak üzerine kitap yazar.
Bu hafta Bursa’ya da aynı şeyi yaptılar. Bursa bir dünya gol kaçırdı , hücum etti , ettikçe atamadı , atamadıkça ileriye daha çok yüklendi veeee kapana yakalandı.

Akhisar ile oynadığımız ilk maçta TV den seyrederken DAHA İLK DAKİKALARDA defansın ileriye çok çıktığını gördüğümde , şuursuzca bir an evvel gol atmak için saldırmaya başladığımızda eyvah dedim.
Eyvah . Tam da Akhisar’ın istediğini yapıyorduk. Tek bir hata , tek bir top kaybı , tek bir pas hatası Akhisar’ın hazır olduğu , beklediği , hasretini çektiği pozisyonu hazırlayacaktı ve hazırladı da.

Geçen hafta Bursa maçını izledim. Dediğim gibi aynı tuzağa Bursa da düştü. Akhisar’da Rodagella , NGuemo , Grbic mermi gibi , yay gibi adamlar. Topu kaptılar mı özellikle Rodagella ve NGuemo serbest kalmış yay gibi “boooooinnnk” bir fırlıyor ki yakala yakalayabilirsen.

Kasımpaşa maçında da Marcelo’nun sıkışan oyunu açmak için orta sahaya kadar top yapmaya çıkması sonumuz oldu.
Akhisar maçında da aynı senaryonun başımıza gelmesi muhtemel.
Akhisar geriye çekilecek , belki 11 kişi defans yapacak ve Marcelo ile kanatlarımızın ileri çıkmasını bekleyecekler. İşte o an topu kaptırırsak ; ya kanattan , ya ortadan artık neresi boşsa yardır babam yardır.

Beşiktaş bu tür oynayan , bu tür taktik uygulayan takımlara malzemeyi kendi veriyor aslında . Bunun temel sebepleri :

1) Beşiktaş çok hücum ediyor ancak hücum sayısı ile orantılı gol atamıyor. Yani hücumu çok , buna karşılık golü az olan bir takımız. Bunun sebepleri Olcay , İsmail ve Beck’in SKOR YAPMA/ YAPTIRMA AÇISINDAN çok ama çok verimsiz olması ve Beşiktaş’ın BAZEN GEREKSİZ ÇOK PASLI OYUN ANLAYIŞI.

2) Beşiktaş verdiği pozisyon sayısına göre çok gol yiyen bir takım. Yani Beşiktaş yaptığı 20 etkili atakta 2-3 gol bulabilirken ,
yediği 5 ataktan 2-3 ü gol olabiliyor. Bunun sebebi de İsmail , stoperler ve kalecinin çok üst düzey olmaması.

ÇÖZÜMLER :

1) Bugün Alen Markaryan da yazısında belirtmiş. Beşiktaş sezon başından beri 60 kere sıfıra inmiştir ancak o top bir kere olsun doğru adama çıkmaz mı ? Sıfıra inip ortaya çıkararak attığımız en son golü hatırlıyor musunuz ? Belki vardır ama ben hatırlamıyorum.
Demek ki Beşiktaş’ın bun da ısrar etmesi enerji kaybından başka bir şey değil. İsmail’in , Beck’in , Olcay’ın sıfıra inmesinin hiç bir anlamı yok. Gereği de yok.

Ayrıca onları sıfıra indireceğim diye Oğuzhan’ın , Sosa’nın , Kerim Frei’ın kendini yormasına hiç gerek yok. Bu adamlara şu emir verilmeli . Basit ve kısa oynayın. Kanatlarda boşu boşuna pas varyasyonu yapmayın , en kısa yoldan ; ya ortalayın , ya da topla birlikte doğru ceza sahasına yönelin . Frikik olur , karambol olur , penaltı olur daha faydalı olur. Bu tür pas varyasyonları yapacağım derken ya Olcay , ya İsmail , ya Beck topu kaptırıyor ondan sonra koş babam koş !

2) Gol atmak için istekli , hızlı , hırslı ve istikrarlı bir şekilde saldıracağız ancak bu ” HURRRRRAAAA ” şeklinde hücum edeceğiz anlamına gelmiyor. Bir kere bizde Oğuzhan , Sosa , Atiba , Töre , Cenk Tosun , Kerim , Quaresma varsa biz golü bir şekilde buluruz. Yeterki önce yemeyelim. Sivas maçı bu konuda model alınabilir. Panik halinde değil , dengeli ve ısrarlı bir şekilde atak yapmaya devam , elbet atacağız.

3) Orta sahada Sosa, Oğuzhan , Atiba varken Marcelo’nun top yapmaya orta sahaya kadar çıkması yanlış. Aslında yanlış değil ancak çok çok iyi stoperlerimiz , çok çok iyi bir kalecimiz ve ileride pası aldığında kolay kolay kaptırmayan kanat oyuncularımız olmadığı için yanlış.
Marcelo sağ , ya da sol kanada pas veriyor , duvara çarpmış gibi geri gelebiliyor bazen.
Takımda İsmail , Olcay ve Beck gibi bombalar varken Marcelo orta sahaya kadar çıkmaz. Hele karşında Akhisar varsa.

4) Daha kolay gol atmanın yollarını aramalıyız. % 65 topa sahip olup , 30 atak yapıp , 20 tane korner atıp gol atamıyorsak bu Douglao yüzünden değil , biraz da kendi yüzümüzden. Daha önce de defalarca yazdığımız gibi Beşiktaş gol atmak için çok çaba sarfediyor ve bunun karşılığını yeterince alamıyor.

Fb maç başına 5-6 tehlikeli atak ile 2-1 , 1-0 bir sürü maç kazandı.
Biz 30 atak yaptığımız Akhisar maçında , 20 atak yaptığımız Kasımpaşa maçının 2. yarısında gol bulamadık.
Bir kere şu gereksiz kanat paslaşmalarını bırakmalıyız. Kanatta paslaşıyoruz paslaşıyoruz ortayı yapan kim ? İsmail ya da Beck . Rakip ceza sahasında bir tek Gomez . Haliyle adam topla buluşamıyor.

Beşiktaş ne zaman dikine oynuyor , Olcay ya da İsmail ile rakip ceza sahasına vakit kaybetmeden , gereksiz pas yapmadan top gönderiyor çok daha kolay gol buluyor.
İsmail de , Olcay da topu kanatta ayaklarına aldılar mı ya hemen ortalasınlar , ya da topla rakip ceza sahasına dalmaya çalışsınlar. Bu daha faydalı oluyor.

5) KERİM VE TÖRE : Onlara ayrı başlık açtım. Çünkü sağlam ve güçlü bir Töre Beşiktaş’ı gole çok yaklaştırıyor. Çünkü özellikle Töre yukarıda yazdıklarımı sıfırlayan bir oyuncu. Kanatta Töre oynayınca topu kanatta oyalamıyoruz. Töre topla direkt rakip ceza sahasına yöneliyor çünkü. Aynı şeyi Kerim de yapmalı.

Kerim ne zaman yeteneklerini kanatlarda kullanıyor hiç bir işe yaramıyor. Ne zamanki Sivas maçındaki gibi ceza sahasına yöneliyor o zaman ya gol atıyor , ya attırıyor. Kerim kanatlarda varyasyon yapıp Beck ya da İsmail’i sıfıra indireceğim diye yeteneklerini boşa harcamasın. Hiç bir işe yaramıyor çünkü. Değerli Serdar Özgül de yazmış. Kerim’in hedefi direkt rakip ceza sahası olmalı , EN EN EN KISA YOLDAN rakip ceza sahasına yönelmeli.

6) Orta sahada Oğuzhan ve Atiba beraber savunma görevi üstlenirse özellikle çok iyi kontra yapabilen , çok iyi hücum yapabilen takımlara kolay pozisyon verebiliyoruz. Bence Atiba’nın yanında Necip oynamalı. Sosa sağ kanada çekilip sol kanatta ise Quaresma ve/veya Töre dönüşümlü oynayabilir. Böylelikle Oğuzhan gole daha yakın olacağı forvet arkası oynayabilir. Sosa’nın da sağ kanatta başarılı olacağını düşünüyorum. Çünkü zaman zaman böyle oynuyor.

Olcay’ın olmaması defansif zaaf yaratabilir diye düşünülebilir ama orta sahada Necip ile bir kişi fazla olacağımız için sorun olacağını sanmıyorum. Buradaki tek sorun Necip’in özellikle oyunun son bölümlerinde çok fazla defansa gömülmesi ve bazen rakibe çok dengesiz dalması. Aslında sağlam ve güçlü olsa Tolgay oynar ve hiç bir sorun kalmaz.
Ancak Tolgay çok güçsüz görünüyor.

Bütün bu yazdıklarımız sadece fikir uçuşturması. Asıl gerçek sahada ve en önemli şey ; kim oynarsa oynasın bu maçın önemini bilip , oynayabileceği en iyi oyunu oynamaya gayret etmesi , yardımlaşması , sonuna kadar pes etmeyip mücadele etmesi.

Bir Cevap Yazın