Başını suyun üstünde tut

Selamlar, sevgiler;

Sanırım, Vodafone Arena için, takımın imdadına yetişen stat demek yanlış olmaz. Dün Beşiktaşlı oyuncuları zihinsel olarak daha güçlü gördüysek bunda stadın getirdiği coşkunun payını göz ardı etmemek lazım. Hayırlı uğurlu olsun, nice Beşiktaş başarılarına ev sahipliği yapsın inşallah.

Yalnız, genel itibarı ile güzel oyun, üç puan, stat falan derken bazı olumsuz gerçeklerin ürperttiğini unutmayalım ve kötüden başlayalım.

Beşiktaş, kalan altı maçında şampiyonluğa ulaşmak istiyorsa topu mümkün olduğunca yarı sahasına sokmayacak. Bu takımın öyle skoru alıp, topu bırakarak rakibi oyalama, aktif dinlenmeye geçme şansı falan yok. Çünkü öyle bir oyun karakteri ve kadrosu yok.

Geçen yılla kıyaslayalım. Geçtiğimiz yıl savunma ve kale gene festivaldi ama orta sahada yakalanan Atiba-Veli uyumu ve onlara sonradan katılan Tolgay’ın oluşturduğu kalkan sayesinde rakipler savunma önüne ya sızamıyor ya da yumuşayarak gelebiliyordu. Bu sene maşallah Atiba gene Atiba ama orta saha daha hücumcu bir kişilikte olduğu için rakipler Beşiktaş ceza sahası önüne daha rahat gelebiliyor.

Peki buna rağmen bize ilk yarıda rahat maç izleten ne idi? Cevap: Rhodolfo-Ersan!

Rhodolfo’nun Beşiktaş savunmasındaki önemini sanırım artık herkes anlamıştır. Ersan ile oluşturduğu ikili sayesinde geçtiğimiz sezon yaşadığımız heyecanları (!) yaşamaz olmuştuk ki bu ikilinin bozulmasıyla savunmada gene eski korku filmine döndük.

Kalede durum acıklı… Yediğimiz ilk goldeki teslimiyet düşündürücü. Bursaspor’un kalecisi Harun tam altı pozisyonda topu çıkarmak için neredeyse pankreasını, dalağını kullanıyor, Tolga birinci golde yerinde çakılmış diz üstü çökerek şutu bekliyor. İkinci golde ise o kol nasıl uzamıyor anlaşılır değil.

Bekler kötü… İsmail kötü oyunda kendi koyduğu standartları da aşmaya başladı. Serdar, Beck, Tosic, hiç birisi iç ısıtmıyor. Motta şu kadroda olmaz mıydı yani?

Benim Şenol Güneş’e en büyük eleştirim savunmada yaptığı varsayımlarda ısrar etmesi. Tamam stoperlerin bozulmasında etkisi yok ama Tolga’ya güvenmek, üstüne ikinci bir Tolga’nın gelmesine müsaade etmek, beklerde olmayanı oldurmaya çalışmak savunmayı yangın yerine çevirdi.

Quaresma, Gomez, Oğuzhan yorulmuş. Atiba-Sosa savaşıyor. Necip desteğe geliyor. Oyunu rakibin sahasında tutmak için Cenk, Töre, Tolgay, Frei’den ikisini beklerken Şenol Güneş bekleri değiştirdi. Acıklı olan ise haksız değildi!

Yediğimiz ilk gol, Marcelo iki oyuncuyla meşgulken arkada kademeye girmeyen Serdar’ın hatası. İkinci golde ise Bursasporluların ceza sahasında oynama rahatlığı gösteriyor ki Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda üzerine titremesi gereken yer burası.

Bu konuda Atiba kutsal bir mücadele veriyor. Adam her yerde!… Nerede açık varsa oraya yetişiyor, serseri topları topluyor, rakibin sıkıştırdığı yerlerde savunmaya yaklaşıp bağlantıyı kuruyor.

Bu sezon büyük oynayan diğer iki oyuncu da Sosa ve Oğuzhan. Dün gece ellerinde ne var ne yok ortaya koydular ve yaratıcı oyunları sayesinde savunma zaaflarına rağmen takımın başını hep suyun üstünde tuttular. Bu düşüncem sezonun tamamı için geçerli.

Gomez de ikinci yarıdaki düşüşüne rağmen hücum zenginliğinin skora dönüşmesinde gereğini yaptığı için takımın olmazsa olmazı. Geçenlerde bir arkadaşımın Gomez ile ilgili çok yerinde bir saptaması vardı, paylaşayım. Bu adam Fiorentina’da sakatlıklardan dolayı sezon başına 15-20 maç ortalaması ile oynarken Beşiktaş’ta şu anda 35-40 aralığına geldi. Düşüş normal. Kaldı ki dün o da güçlüydü.

Quaresma Beşiktaş’ın anahtarı. Dün takımdaki varlığı ile nasıl fark yarattığını Kasımpaşa maçındaki yokluğu ile kıyaslayarak anlayabiliriz. Ancak, gördüğü kırmızı kartta on saniyeliğine eski Quaresma olması gene faturayı Beşiktaş’a çıkarttırdı.

Size de tuhaf gelmiyor mu? Quaresma ters çalımları ile rakibin sinirlerini bozuyor ve rakibi kırmızı karta yaklaştırıyor ama sonunda kırmızı kartı o da görüyor! Ne anladım ben bu avantajdan?

İkinci anahtar Töre’nin artık devreye girmesi lazım. Bu ikisi oyun içinde yer değiştirerek devamlı alternatif arıyor ve rakip savunmaları hataya zorluyor. Bunu yaparken de ne Olcay gibi dağınık ne de Frei gibi debelenme görüntüsü sergiliyor.

Quaresma’nın kırmızı kartı büyük handikap. Şenol Güneş’in Sivas’ta onun yerine kimi onbirde başlatacağını merak ediyorum. Benim tahminim maç eksiğine rağmen Töre’yi devreye sokar.

Bu da Gökhan Töre için çok önemli bir şans. Bu sezon kapasitesinin çok altında kaldı. Hatta ikinci yarıda takımı yalnız bıraktı. Fb’nin Konya mağlubiyetinden sonra “Mevlana” diye tweetler atacağına kendi işine bakma ve bu kritik anda katkı yapma zamanı geldi.

Bursaspor geleneksel Beşiktaş motivasyonu ile oynadığı için şaşırtmadı. Başkan’ın maç sonrası demeci bence gereksizdi. Bursa’daki maça göre çok daha iyi bir takım olmuşlar. Batalla’nın gelmesi çok olumlu etkilemiş. Stoperde Sivok’un yanında Serdar Aziz’in yerine Şamil’in olması bizim için avantaj oldu.

Bursaspor da Beşiktaş’ı durdurmak için diğer rakiplerin yaptığı gibi kendi üçüncü bölgesinde kalabalık durdu ve sezon genelinde izlediğimiz üzere ilk yarıda başarılı da oldu. Ancak, Beşiktaş orta sahası gene sezon genelinde gördüğümüz gibi ikinci yarıda bu bloku dikine oyunla delmeyi başardı. Savunma zaafları yüzünden her iki Kasımpaşa maçında istisna yaşadığımız bu görüntü sezonun klasiği oldu artık.

Maçın hakemi de sezon ortalamalarındaydı. Bu sene Beşiktaş’ın kollandığına dair izlenim yaratanlar bu yorumlarını, Beşiktaş’ın penaltılarının verilmesi, ucuz sarı kartlarla sindirilmemesi, Fb ya da Gs’nin iteklenmemesi üzerine yapıyorlar. Başka bir deyişle hakemlerin Fb ve Gs’yi itmemesi ve Beşiktaş’ın önüne çıkmıyor olması (ki 6-7 yılda bir görülür) bu koşullarda Beşiktaş’ın lehine olduğu için “kollanma” zannediliyor. Ortada kayırılmadan çok eşit mesafede durma var aslında. Kafalar karışık!

Dünkü hakemin kararları Bursaspor tarafının tepkisini çekmişti ya. Bakalım kararlar neymiş!

İlk yarıda Hosogai’nin Atiba’ya attığı taban kırmızı kart idi, atladı. Faty yerdeyken topu elle kesti, oynadı, Beşiktaş atağını kesti ama dönüp sarı kart göstermedi. İkinci yarıda sarı kartlı Batalla’nın arkadan çift dalışı ikinci sarıyı gerektiriyordu, atladı. Sarı kartlı Quaresma’nın Hosogai’nin karnına yandan vuruşu ikinci sarı kart gerektiriyordu, atladı. İkinci yarının başında Hosogai’nin Gomez’i düşürmesi penaltı idi, atladı. Sarı kartı bulunan Hosogai’nin ikinci yarı boyunca özellikle Quaresma’ya yaptığı faullere rağmen oyunda kalması yanlıştı ve hatta son saniyede sahanın karışmasının nedeni idi.

Ancak, bütün bunları değil Beşiktaş’a verdiği penaltıyı konuşuyoruz. Hayatımda çok az pozisyonda bu kadar kararsız kaldım. Sosa’nın ayağına gelen bir darbe var ama düşmesine yeterli mi? Bana göre pozisyon hakkındaki en büyük ipucu hiçbir Bursalı oyuncunun itiraz etmemesi. Bu, pozisyonun penaltıya daha yakın olduğunu gösteriyor.

Dedim ya. Bu sene Gs ve Fb’nin hakemlerce desteklenmemesi ve Beşiktaş’ın engellenmemesi Beşiktaş’ın kollandığı algısının temelini oluşturuyor.

Stat açıldı. Şimdi itidal zamanı.

Çok kritik iki deplasman ve Kayseri maçlarından kayıpsız dönebilmek önemli. Zira, son üç hafta Fb’yi tökezleten Gs-Osmanlı-Konya üçgenine gireceğiz. Bu üç maça bir ya da duruma göre iki beraberlik lüksü ile girebilmek için Sivas-Akhisar-Kayseri’nin kayıpsız geçilmesi hayati.

Ama önce Sivasspor…

Sindire sindire, adım adım, maç maç…

Yüzme dönemi bitti. Artık başını suyun üstünde tut, yeter.

Sonu şampiyonluk olsun inşallah.

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın