Başka bir lig başladı!

Selamlar, sevgiler;

Bu ligde iki kere iki dört… Adın Beşiktaş ise ve ligin rengini kaçırmaya başlamışsan Kupa maçı falan demeyecek, sistemin sinekten yağ çıkarıp senin üzerine oynayacağını hesap edeceksin.

Ersan’ın Çin’e gidişi, gelen paraya rağmen bir risk idi. Rhodolfo’nun sezonu kapatması ise bu transferin üzerine yeryüzünde sadece Beşiktaş’ın başına gelebilecek nitelikte bir şanssızlık!

Rhodolfo-Ersan ikilisinin ortadan kalkması Beşiktaş’ı bir anda stoper bölgesinde kırılgan hale getirdi. Bu da hakemlerin önünü Beşiktaş’ın hangi bölgesine çomak sokabilecekleri konusunda açtı. İşte daha dakika bir, Konyaspor maçında Marcelo’nun hata sonucu atılmasının ardından Beşiktaş bugün stoper hataları ile ilk puanlarını kaybetti.

Bu maça iyi bakalım.

Beşiktaş artık rahat değil. Bunu anlamak için bugün yediği iki gole ve hakemin idaresine bakmak yeterli. Hücum futbolu, bol gol, tiki taka paslaşmaları vs bunlar artık ilk yarının masalsı yönleri. Artık Beşiktaş’a özgü, çok daha zor bir mücadele başladı.

Önce maç.

Başakşehir’in sahaya iyi yayılması da Beşiktaş’ın ikinci bölgesini kısa ve hızlı adamları ile tıkaması da sürpriz değildi. Beşiktaş burayı geçmek için devamlı zorlamalara başvurdu ve akınları üçüncü bölgeye ya geçemedi ya da yumuşayarak geçti. Başakşehir bu bölgede de Beşiktaş’ı çok hazırlıklı bekliyordu.

Mehmet Batdal’ın yüksek topları indirip takımında kalma süresini artırma stratejisi de herkesin tahmin ettiği bir şeydi. Top Başakşehir’de iken arkada Emre’nin mükemmel organizasyonuna önde Mossoro, Visca ve Doca’nın isabet yüzdesi paslaşmaları eklendi ve Başakşehir topu %47 kendinde tutarak istediğini aldı.

Çoğu taraftar Rhodolfo’nun önemini bugün anlamıştır. Yanlış bilmiyorsam Rhodolfo önceki 18 maçın 18’inde de oynamıştı. Rhodolfo’nun yer tutuşu, riskten kaçınan pas düşüncesi ve tatlı sert oyununa Ersan da uyum gösterince Beşiktaş ligin ilk yarısında olmadık gol yeme huyunu geride bıraktı.

Ve Rhodolfo gidince bu hastalık yeniden başladı. Bugün yenen ilk golde stoperlerin arasına giren hızlı top ve ikinci golde de kısa boylu Mahmut’a vurdurulan kafa Beşiktaş’ın bundan sonraki en önemli adamını bize bağırıyordu… Marcelo! Kendisi alternatifsizliği bakımından ikinci Atiba’dır!

Şurası net ki Rhodolfo-Ersan ikilisi bozulunca Beşiktaş’ın savunmasının göbeği yumuşadı. Kalıplı forvetlere sahip her rakip Beşiktaş’ı bu bölgede zorlar. İzlediğim kadarı ile Marcelo bu açığı kapatacak kalıba ve yeteneğe sahip.
Beşiktaşlı bundan sonra yemeyecek, içmeyecek, uyumayacak ve Marcelo-Delgado ikilisinden özellikle Marcelo’nun nezle dahi olmaması için dua edecek. Hakemlerin ilk hedef adamı da, Atiba ile birlikte muhtemelen Marcelo olacak.

Bu maçın olumlu bir özelliği, önceki maçlardaki hücum verimliliği olmamasına rağmen biri direkten dönen top olmak üzere 5-6 net pozisyona girmiş olmamız. Gomez bugün hat-trick yapabilirdi!…

Maçın düşündürücü yönü ise, 2-0’a tepki vermeye çok geç başlamış olmamız. Halbuki maçın bitmesine 40 dakikaya yakın bir zaman vardı ve bu kabulleniş moralleri bozdu.

2-0’dan sonra Başakşehir’in anlamsız bir şekilde frene basmasının ve zaman geçirip skoru tutmayı amaçlamasının maçın 2-2’ye gelmesine büyük katkısı oldu. Bu bölümde Beşiktaş zihinsel olarak bocalamış ve skoru kabullenmiş görünüyordu. Maçın 3-0’a gelmesi daha olası idi.

Ancak 75’ten sonra işler değişti. Başakşehir topu Beşiktaş’a adeta bıraktı. Maçın 2-2 olması ve hatta Beşiktaş’ın maçı kazanabilecek pozisyona gelmesi psikolojik olarak değerlidir.

Beşiktaş’ta Quaresma, Atiba ve İsmail çok iyi oynadılar. İsmail hücuma çok olumlu katkı verdi ve Gaziantep maçından sonra bugün de sol çizgide kaptığı ekstra bir top gole gitti.

Töre, Olcay, Gomez gününde değildi. Oğuzhan ile Sosa’ya yapılan eleştirilere katılmıyorum. Kendi ikinci ve üçüncü bölgesinde bu kadar iyi alan tutup safları güzel sıklaştırabilen bir rakibe karşı yapılabilecek kadar ince iş yaptılar.

Stoper sorunu yüzünden gözden kaçmasın. Tolga bildiğimiz Tolga olunca iki gol de rahatlıkla kalemize girdi. Yediğimiz iki golde de bize ekstra yapacak kaleci lazımdı. Tolga geçen hafta bu ekstraları yapmıştı ama bu gece gene gölge kaleci kimliğine döndü.

Başakşehir zaten zor bir rakip. Benim dikkatimi Beşiktaş maçlarındaki ekstra motivasyonları çekiyor. Emre ve Bekir’in bu maçtaki motivasyonu ile Fb maçındaki motivasyonunu da kıyaslamak lazım.

Beşiktaş için artık başka bir lig başladı.

Bu maçın hakeminin idaresi bana bunu söyletiyor. Sarı kartları çıkardığı pozisyon ve dakikalara dikkat edin. Mehmet Batdal’a gösterdiği sarı kartın aynısının gözünün önünde yaşandığı pozisyonda bu oyuncu atmamasının açıklaması yok.

Bitmedi… Mahmut gözünün önünde Oğuzhan’ın tarak kemiğine basıyor ama o alelacele ilk yarıyı bitirip Mahmut’a kart göstermek yerine kurtarıyor.

İkinci yarıda durum 2-0 olduktan sonra ise sarı kartları rahat rahat çıkarmaya başlıyor. 2-2’den sonra ise gene önceki standardına dönüp sarı kartlı Doka’nın Sosa’ya arkadan hareketine ikinci sarıyı vermiyor.

Bu arada Mahmut’un maçı kırmızı kartsız bitirmesi de ancak bizim ligde olabilecek bir şey. Başakşehirli oyuncular duran toplarda vakit geçirmek için neler yaptılar ama bu yüzden görülen tek sarı kart yok. Oyuna eklenen süre ise 4 dakika!

Diyoruz ya, Türkiye’de futbolun en büyük sorunu hakemler. Çünkü hakemlerin karar standardı puan durumuna, forma rengine, skora, dakikaya göre şekilleniyor. İşte bu gece bunun güzel bir örneği idi. Son 15-20 senede bakın, şampiyonluk dağılımını Gs ve Fb lehine etkileyen bunun gibi yüzlerce maç bulursunuz.

Bu arada Fb’ye her maç yağdırılan ilgili ilgisiz penaltılar, Fb’nin maçları öncesi rakiplerinin gördüğü kırmızı kartlar (Kasımpaşalı Popov), Fb’nin Bursa deplasmanındaki maçını seyircisiz oynayacak olması vb gelişmeler de unutulmasın.

Özetle, hakemler ve Federasyon artık başka bir şey söylüyor bize. Fb’nin dördüncü yıldız kıskançlığı ve transfere saçtığı paralar, geçmişte Beşiktaş’tan, Tranzonspor’dan türlü tartışmalarla alınan şampiyonlukları ve ligin rengi diye vızıklanan medyayı dikkate aldığınızda bu durum sürpriz değil.

Futbolumuz öyle bir kısır döngüye girdi ki, artık misyonumuz ya finansal sıkıntı çeken Gs’yi Şampiyonlar Ligi’ne gönderip rahatlatmak ya da formasına yıldız eklemek isteyen Fb’yi yıldızına kavuşturup bu şımarıklığı nemalandırarak ülkece rahatlamaktan ibaret kaldı.

Bozulmasın diye türlü türlü çifte standarda mahkum edildiğimiz Gs-Fb rekabeti ülke futbolunun sırtında resmen kambur gibi duruyor!

Tahminim, Beşiktaş’ın mücadelesi artık sadece rakipleri ile değil aynı zamanda hakem kararlarındaki bu çifte standartlarla olacak.

Şenol Güneş’in ve Metin Albayrak’ın demeçlerini dinledim. Konuyu ısrarla bundan uzak tutmaları ama satır aralarına “neyin ne olduğunun farkında olduklarını” da sıkıştırmaları bence çok olumlu idi. Hakem hakem diye oyuncuları germenin anlamı yok.

Beşiktaş önce futbolunu oynamak zorunda.

Sonrası ya bildiğimiz senaryo olur, herkes geçen yıl Gs’yi şampiyon zannettiği gibi bu sene de Fb’yi şampiyon zanneder ya da Beşiktaş bir seneliğine de olsa sarışınları sırtında taşımaktan iki büklüm olmuş Türk futboluna nefes aldırabilir!

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın