Beşiktaş şampiyon olabilir

Selamlar sevgiler;

1. Maç öncesi seremonisinde baktık Fb’de Gökhan Gönül yok. Fb’nin iki önemli silahından birisi olan kanatları %50 darbe yemiş.

2. Caner’in, Gökhan Töre yüzünden aklı savunmada, doğru düzgün bindiremiyor. Gökhan orada öyle bir tehdit olarak duruyor ki, Fb’nin kanatlarının diğer %50’si de verimsizleşmiş.

3. Meireles ilk devre sakatlanıp çıktı. Fb’nin ikinci önemli silahı, orta sahadaki deneyimi bir tık düştü.

4. İkinci yarının başında Kuyt sakatlanıp çıktı. Deneyim avantajı bir tık daha düştü.

5. İlk devre Emenike ile taraftar birbirine girdi. İsmail Kartal, Sow ve Webo’yu oyuna sokup tüm hamlelerini daha bitime koca bir devre varken tüketti.

6. Seyirci zaten suskun. Boş tribünler bir tarafa, dolu olanlar da baskı kuramıyor. Emenike mevzuuna dalmışlar.

7. Hakem kötü ama iki tarafa da kötü. Derdi, maçı salimen nihayetine erdirmek. İlk yarıdaki derbilerde Beşiktaş’ın kafasında sallanan hakem kılıcı kesinlikle yok.

8. Korktuğumuz olmamış, takım Brugge maçından çıkmış falan gibi değil, fizik olarak diri, üstelik tama yakın bir kadroyla maça gelmiş.

Bunlar Beşiktaş’ın dünkü maçtaki avantajları idi.

Ve Beşiktaş maçı yine kaybetti.

Bunun ilk sorumlusu da Biliç oldu.

Benim gibi “Biliçsever” bir taraftarın bile düşünüp sebebini bulamadığı “neden” soruları genellikle derbilerde yoğunlaşıyor ise bunu oturup tartışmak lazım.

Bence;

İlk onbir tercihi, kaleci başta olmak üzere doğru idi. Zaten Cenk’in sakat olduğu bir ortamda başka seçeneği de yoktu. Diziliş doğru idi. Sahada gezinen Demba Ba’yı çıkarmaması bile doğru idi. Çünkü kenarda alternatifi yok ve Ba en azından tehdit.

Maça iyi başlayan da, dönem dönem topu uyutup tempoyu istediği gibi ayarlamayı başaran da Beşiktaş idi. Evet rakibe iki pozisyon verildi ama ilk yarı Biliç açısından çok sorun yoktu.

Cevapsız sorular ikinci yarıda başladı. Daha dakika 50 değilken İsmail Kartal’ın tüm hamleleri tükenmiş olmasına rağmen ve rakibin Alper dışında önemli bir tehdidi yokken Beşiktaş’ın temposunu düşüren Sosa neden bu kadar oyunda kaldı?

Fb dakika dakika oyundan düşerken ama yana yana gol için yüklenmenin yollarını ararken arkada bıraktığı alana dalmak üzere Gökhan’a, Ba’ya eşlik edecek Kerim ya da Olcay’ın oyuna alınması nasıl düşünülmedi?

İkinci yarıda top Beşiktaş’a geçtiği anlarda kötü oynayan Veli’nin yerine ayağı düzgün, pas trafiğini rahatlatacak taze güç Oğuzhan nasıl girmedi?

Gökhan Töre Caner’i adeta kelepçelemiş. Gökhan Gönül yok. Meireles, Kuyt çıkmış. İsmail Kartal’ın tek şansı kalmıştı, o da göbekten Alper ve Diego ile zorlamak (ki tutmadı) ya da savunmayı dengesiz yakalayıp Webo’nun top tutuşundan yararlanmak (ki gol de öyle oldu).

Biliç en geç 60. dakikada müdahale edeceği oyunda kazanmayı 80. dakikada aklına getirdi ama bu karar artık o dakikadan sonra kumara dönüşmüştü.

Biz bu noktadan maç verdik!

Bakınız, tepki duyulan birçok noktayı çok umursamıyorum.

Örneğin, golde Necip’e eleştirim yok. Çünkü o bilinçsiz bir çıkış değildi. Necip inisiyatif alıp çıktığında Atiba onun yerini alıyor; bunu çok izledik. Ha Atiba Webo’yu engelleyemedi, o ayrı.

Demba Ba karşı karşıya kaçırmasa, Oğuzhan boş kaleye atsa (ki çok zor bir vuruştu, çantada keklik değildi), Olcay gelişine vurmak yerine düzeltip vurmayı düşünse, Gökhan Töre kaleyi karşısına alıp vurmak üzere nefis bir feykle kendisine pozisyon yarattığı sırada Egemen’in muhteşem savunma örneği müdahalesi olmasa (ki bu pozisyonda Egemen’e saygı duydum) gene de maç dönecekti.

Bunların hepsi futbolda var.

Tepkim bunlara değil, yukarıdaki cevapsız sorulara. En büyük soru da, benim ve milyonlarcasının sıradan taraftar olarak gördüğü bu detayları bir teknik adamın nasıl olup da görmediği, görüyorsa neden hayata geçirmediği.

Maçın hakeminin bana göre iki önemli hatası Emre’yi oyundan atmaması ve ilk yarıda Necip’in açık koluna gelen topta penaltıyı vermemesi idi. İki tarafa vermediği sarı kartlar da oldu.

Emre Belözoğlu’nun bir yeteneği var, hakkını teslim etmek lazım… O da, bu ülkede sadece Beşiktaşlıların duyacağı bir tınıda küfredebilmek. Adam sağa sola hem de yabancı lisanda kimseler duymadan ve tek kart görmeden küfrede küfrede iki derbi bitirdi. Doğaüstü bir yetenek, tebrikler!

Beşiktaş’taki Biliç tartışması ile ilgili de birkaç cümle…

Biliç’i seven ve onun kulübe katkısı olduğu düşüncesiyle kalmasından yana olanlar, gitar çaldığı, karizmatik olduğu, sosyal mesajlar verdiği için böyle düşünmüyorlar. Evet, ortada kendisinden kaynaklanan bir derbi sıkıntısı ve oyuna geç müdahale etme huyu var.

Ancak, bu bütçeyle bu takımı iki sene içinde açıklarını aşama aşama kapatarak buraya getiren, Serdar ve Necip gibi topun ağzında iki adam başta olmak üzere tüm oyunculardan azami verim alabilen, bana göre rotasyon kararlarında da başarılı olan ve stattı, hakemlerdi bir sürü dezavantaja rağmen bir başkası olsa rahatlıkla yolundan çıkacak olan gemiyi rotada tutan da Biliç oldu. Ne kadar kızarsak kızalım adamın bir planı var. Bugün üç büyüklere baktığınızda takımı en fazla gelecek vaat edeni Beşiktaş ise bu Biliç ile oldu.

Bu sezon kalır ya da gider… Kimse de vaz geçilmez değildir.

Babamızın oğlu da değil sonuçta. Mevcut şartlarda, defolarına rağmen geçmekte olduğumuz şu kritik dönemde ihtiyacımız olan uzun vadeli katkılarına inandığım için “Biliçseverim”. Yoksa, eleştirilerin bir bölümüne katılıyorum ve laf sokmadan, kırmadan, dökmeden medeni bir ortamda tartışılmasını da sağlıklı buluyorum.

İletişim çağındayız. Bu tartışmalardan çıkan her aklı başında sonucun yönetim kanalıyla teknik heyete ulaştığını biliyoruz. Açıkçası Biliç’in de bu dönemde, eksik yönlerinde kendini geliştirerek devam edeceğini umuyorum.

Bu mağlubiyete ve Biliç’e yağmur gibi yağan eleştirilerin yarattığı kaos ortamına rağmen Beşiktaş’ın şampiyon olması için çok neden var.

Milli maç arasını iyi kullanmak lazım. Beşiktaş şampiyon olabilir!

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın