Çaresiz değiliz !

Twitter , Webkartalları , gazeteler , internet siteleri , telefonlar vs . herkesi okudum , herkesi dinledim. Vardığım kanaat şu :

1) Beşiktaş’ın strese girecek FİZİKİ VE FİİLİ bir şeyi , bir durumu yok. 3 Puan geride olan ve bir beraberlik hakkı dahi bulunmayanlar strese girsin.

2) Fb kıçını yırtsa , kendini paralasa ; 70 metreden , uzaydan goller atsa kaderi BEŞİKTAŞ’A BAĞLI !

3) Beşiktaş arkaya bakmayı bırakacak . Arkaya bakarak koşamazsın , düşersin.

4) Herkes , rakipler , yenildiğimiz takım oyuncuları bile , Fb hariç Tüm Türkiye Beşiktaş şampiyon olacak, çünkü Beşiktaş çok daha iyi oynuyor ve hakediyor derken , Fb li oyuncuların değil de ; BJK lı oyuncuların strese girmesi komik ve garip.

5) Beşiktaşlı oyuncuların bu kadar puanı kimler ile , nerelerde , hangi koşullarda , hangi stadlarda topladığını hatırlaması lazım !

6) Son 4 maçı kazanacağım diyen ve Beşiktaş’ın strese girmesini bekleyen Fb nin son 10 senede final haftalarında ne şampiyonluklar , ne Türkiye Kupaları vermiş olduğunu hatırlamak lazım. Adamlar daha geçen sene kendi stadlarında Kayseri Erciyes’i yenemeyip şampiyonluğu kaybettiler.

7) Fb li oyuncuların , yöneticilerin ve T. Direktörün “BJK strese girecek ve puan kaybedecek ” açıklamaları tamamen taktik . Başka çareleri yok . Asıl ÇARESİZ OLANLAR ONLAR.

Şimdi yukarıda yazdıklarımı camia olarak aklımıza , ruhumuza kalbimize HEP BERABER BİR KEZ DAHA YAZACAĞIZ.
Aklımızdan hiç çıkarmayacağız. Tabiii tüm bunlar işin motivasyon tarafını çözecek ancak teknik olarak ta bazı şeyleri düzeltmemiz gerektiği aşikar. Bunu tabii ki Şenol Hocamız ve futbolcularımız beraber yapacak.

Bizler taraftar gözü ile teknik taktik yorumlar yapsak ta ; hiç bir kimse teknik taktik analizini Tolga Zengin’in ıska geçeceği gerçeği üzerine kurgulamaz.
Burada en büyük iş futbolcuların kendine düşüyor. Futbolcular hatasız ve en iyi oyunlarını oynayacaklar yoksa asıl onların emekleri boşa gidecek. İşi riske edecek , sorumluluğu başkalarının üzerine atacak bir durumları yok .

Örneğin kalede kim oynarsa oynasın o geri pasında topa öyle bir vuracak ki ; Rodagella bir tarafa , top bir tarafa gidecek.
Ayağını sakınacak , tereddüte düşecek zaman değil.

Geri pası da verilmeyecek , vermeyin arkadaş. Biliyorsunuz kalede kim olduğunu , hatta kalede kaleci olmadığını .
Zor da kalırsan atacaksın tribünlere bitti gitti.

Şenol Hocamıza şu oynasın , bu oynasın diyecek teknik bilgi yeterliliğimiz yok , ayrıca oyuncuların fizik güç durumlarını da bilmiyoruz. Ancak maçlardan gözlemlediğimiz bazı şeyler var ki ; Şenol Hoca bunlara kafa patlatmak ve çözüm üretmek zorunda.

Değerli Cengiz Gürsel’in de dediği gibi aynı şartlarla , aynı şeyleri yaparak , aynı şeyleri düşünerek , aynı düşünce iklimi ile farklı sonuç bekleyemeyiz.

Şenol Hoca’nın somut ve psikolojik değişikliklere beraber gitmesi lazım.

Somut değişiklikler psikolojik değişiklikleri , psikolojik değişiklikler de somut değişiklikleri doğurur. İkisi içiçedir.
Psikologlar bir şeyi değiştirmek istediğinde sorunu olan kişiden önce bazı hareketlerini , davranışlarını , duruşunu değiştirmesini de ister.

Yani bir yandan kişinin psikolojisine sözlü telkinler verirken bir yandan da kişiye yaptırdıkları fiziki değişiklikler ile psikolojisinin değişmesini sağlamaya çalışırlar. Örneğin dik oturmak , dik durmak , gökyüzüne bakmak , oturma odasının şeklini , yatak odasının rengini değiştirmek , aldığın nefesin sesini bile dinlemek bir anda insanın psikolojisini değiştirebilir. Tedaviye ciddi oranda yardımcıdır.

Yani Kayseri maçına inat edip gidip birebir İsmail , Alexis , Marcelo , Serdar ve Tolga Zengin savunması ile çıkılmaz.
Bu adamlar 50 tane özür dileseler , idmanlar da çok iyi çalışsalar da olmaz. Takımın geri kalanına kalıcı bir endişe yüklersiniz.
Adamların ayakları ileri gitmez , her pası titrek vermeye , her şutu titreyerek atmaya başlarlar.

Takımda bir şeylerin değiştiğini , değiştirildiğini , bir tedavi , bir çözüm uygulandığını fiziki olarak ta göstermelisiniz.
Artık stoperde Tosiç mi ? oynar , Necip mi ? oynar bilemem. Kalede Boyko mu ? Günay mı ? oynar bilemem. Ama değiştirmezseniz ne taraftarı ne takımı değişime inandırabilirsiniz. Böyle yaparak camiaya yeniden umut ve moral yükleyemezsiniz.

O defans değişecek arkadaş. Trabzon maçında tek atak , tek gol fırsatı vermemiş Necip ve Tosiç örneği önümüzde dururken kimseyi inandıramazsınız. Şenol Hoca yapmazsa en başta kendi korkuyor ve yönetemiyor anlamına gelir.

Şenol Hocamız takıma bir yandan ÖZGÜVEN idmanları yaptıracak , bir yandan da şu defans sorununa bir çözüm arayacak. Belki ne yaparsa yapsın yine çözüm bulamayabilir ; ancak arayacak / aramalı.

Artık 3-5-2 mi ? oynatır , 4-3-3 mü ? oynatır ; Necip-Marcelo stoper olarak oynar ; Tosiç’i sol bek mi ? oynatır bilemem. Ama çaresiz olmadığını , olmayacağımızı ; hem camiaya , hem takıma göstermek zorunda.
3 maçta 6 gol yemişsin bundan kötüsü olmaz.

Takım hücum etmeye devam etmek zorunda , bizim takımın karakteri HÜCUM ÜZERİNE KURULU. Tıpkı bisiklet kullanır gibi durursak düşüyoruz. Beşiktaş maçın o an skoru ne olursa olsun geriye yaslanmadan , İŞTAHLA , CİDDİYETLE , ISRARLA HÜCUM ETMEK ZORUNDA.

Ancaaaaak hücumlarına hiç ara vermeden savunmayı da becermek zorunda. Rakiplerin kafasındaki Beşiktaş’ın üzerine gidersem golü bulurum inancı çok tehlikeli. Bizim Kayseri maçıyla beraber bunu yıkmamız lazım.

Artık isimler değil , bu iş için kim gönüllü ise , kim yüreğini ortaya koyacaksa , kim EDİLGEN DEĞİL ETKEN OLACAK İSE , kim taşı sıkıp suyunu çıkaracak ise o oynamalı.
Gerekirse Quaresma yedek bekleyecek , sahaya ne için çıktığımızın farkında olmayan Töre kadro dışı kalacak. İnananlar , taktiğe uyanlar , sonuna kadar gayret edecekler ve pes etmeyecekler oynayacak.

Artık önümüzde 4 hafta olmasına rağmen Tolgay kendini hala zorlamıyorsa , Veli’nin ağrıları hala daha devam ediyorsa kendilerine ; “kusura bakmayın , siz şu tarafa geçin, gidin tribünde oturun” denmeli.
Oynayacaklarsa 3 ay aradan sonra hafta arası takıma dönüp Cumartesi Beşiktaş’a karşı hatasız oynayan Douglao gibi oynayacaklar.
Acı yoksa kazanç yok. Bu sene , bu hafta , bugün olmayacaksa ne zaman olacak !? Gökhan Gönül çatlak kaburgalarla haftalardır oynuyor. Sen de vurdur kortizon mudur ne haltsa çık sahaya.

Dedik ya zaman isim , ünvan zamanı değil ; sadece gol atmanın / attırmanın yetmediğini o golü korumak gerektiğini bunun için de kendilerinin de bir zahmet koşması , savunma yapması gerektiği Oğuzhan ve Sosa kardeşlerimizin kafalarına sokulmalı.
Olcay kardeşimiz de hücum ederken yaptığı iştahlı koşularını savunma yaparken de yapmalı , fizik gücünün farkına varmalı artık.

Yönetime de bir çift söz : Sezon bitmeden hiç bir oyuncu ile sözleşme yenilenmemeli. Ya da yenilenecekse şampiyonluğa endeksli sözleşme yapılmalı. Bu sözleşme 2015-2016 sezonu sonunda şampiyon olursak geçerlidir yazılmalı.

Artık şaka bitti , lay lay lom bitti. Televole bitti. SEZON SONU DIMDIZLAK KALIRSINIZ ORTADA.

Ya Cenk gibi 10 dakikada 3 gol pozisyonu yaratacak HIRS ve GÜÇTE olacaksınız , ya da TARİHE TERSTEN GEÇECEKSİNİZ. Bu taraftar sİzi her iki türlü de unutmayacak. Buna siz karar vereceksiniz. ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ , ÇARE SİZSİNİZ !

Bir Cevap Yazın