Cicim haftaları

Selamlar, sevgiler;

Dün geceki oyunu ve skoru bekleyen Beşiktaşlı sayısının çok az olduğu varsayımı ile en büyük endişemin şu meşhur havaya girme huyumuzun tekrar baş göstermesi olduğunu belirteyim.

Çünkü inancım odur ki, ne kadar sevinip coşsak da 34. hafta en iyi derecemiz üçüncülük olur. Bunu kendi hatalarımızla sağlarsak ne ala, yok ilk ikiye oynayacak kadar direnirsek bir şekilde sağlarlar. Küfredenin, ayağı çizgiye basanın bile formasına göre cezalandırıldığı ya da cezalandırılmadığı bu lige inancım yok. Tarih bana bunu öğretti artık.

O bir tarafa…

Gene de düşüncelerimi belirteyim.

Bir defa Beşiktaş artık başka bir şey oynuyor. Yani Biliç’in, beğenin beğenmeyin, iki senedir takıma yerleştirdiği “tutucu” oyun karakteri yerini daha “özgür” bir şeye bırakmış. Şimdi bunun en kısa sürede oturması için beklemek zorundayız. Çünkü bu yeni oyun şeklinin de açık noktaları var.

Dikkatimi ilk çeken, özellikle ilk yarıda Olcay, Quaresma ve Töre’nin yer değiştirmeleri idi. Belli ki Şenol Güneş tek forvetin arkasındaki bu değişiklikler ile rakibi şaşırtma düşüncesi içinde. Bu da maç başlar başlamaz etkili oldu ve çok sayıda pozisyon geldi.

İkinci olarak; bu kadar iyi oynamasını beklemediğim oyuncular, Oğuzhan, Olcay ve Cenk Tosun’un ortak özelliği, geçen senenin ya az şans bulan ya da bulduğu şansı vasatın altında performansla değerlendiren adam olmaları. Şenol Güneş hakkında yapılan tahminlerin tuttuğunu umalım. Futbolcularda bireysel motivasyonda bir değişiklik ortaya çıkmış. Bu listeye Kerim’i de ekleyin.

Oğuzhan geçen sezon neredeydi? Sadece bir tahmin yapabilirim.

Oğuzhan yetenekleri ve oyun zekası üst düzey bir oyuncu. İlk geldiği yıl feda sezonu idi ve iddialı bir takım içinde değildi. Kendisi o yaşta takımın önemli adamı oldu ve bu yükü taşıyabildiği yere kadar taşıdı. Bu arada Fernandes’in top oynamaya niyeti olmadığı anlaşılınca rolü iyice belirginleşti.

Geçen sene ise Biliç (zorunlu haller hariç) Oğuzhan’ı sadece Sosa’nın yokluğunda kullanmak üzere düşündü. Bu da oyuncunun moral motivasyonunu bitirdi. Dikkat ederseniz ilk onbirde şans bulduğu tek tük maçlarda da (belki de formayı alacağına inancı olmadığından) güçsüzdü. Şenol Güneş ise Oğuzhan’a (ya da takımdaki herhangi birine) performansına bağlı olarak doğrudan ilk onbir vaat ediyor. Bu güven oyuncuya olumlu yansıyor. Oğuzhan güçlenmiş. Yeteneklerini bu sayede sahaya yansıtabildi. Demek ki inancı var. İnşallah devamı gelir.

Ben Biliç’çi bir Beşiktaşlıydım ama durum tahmin ettiğim gibiyse geçen sene Biliç bazı oyuncuları kalıpların içine sokarak kaybetmiş denebilir. Birer örnek de Kerim Frei ve Cenk Tosun olabilir.

Maça Atiba ve Gökhan da çok iyi başladı. Beşiktaş’ın bu seneki artısı, önlem alınması gereken daha fazla oyuncusu var ve bu oyuncular maç içinde daha fazla hücum varyasyonuna girebiliyor. Bu da tahmin edilebilirliği azaltıyor. Tek kalıpta hücum etmiyor olmak rakip için kafa karıştırıcı. Bu iyi.

Özellikle Quaresma ve Töre’nin aynı anda sahada olduğu maçlarda rakiplerin bu ikisinin yer değiştirmeleri ile şaşırması ve bunları düşünürken diğer oyunculara alan açılması büyük avantaj.

Bu noktada şunu söylemeliyim. Kamuoyu bütün yaz Fb’nin transferleri ile meşgul edildi. Bu alışıldık bir şey tabii ki ama asıl Beşiktaş, dün geceki gibi kadrosunda zaten var olan değerleri ortaya çıkartırsa en az Fb kadar silahları olabileceğini gösterdi. Ülkenin şaşkınlığı da burada zaten. Bunu söylemek için henüz erken ama Beşiktaş, kadrosunda zaten var olan oyuncuların performansını artırmayı ve sürekliliği sağlarsa en az Fb kadar dikkate alınmak zorunda olur. Bunu zaman gösterecek.

Üçüncü olarak, dün çok verimli oldukları söylenemez ama bekler devamlı atağa katılıyor. Beck de Tosiç de o sıcağa rağmen maç boyu ileri geri yaptılar. Beck’in hakikaten bek olduğunu görmek güzeldi. Tosiç için henüz bir şey düşünmüyorum.

Son olarak dünkü Şenol Güneş hakkındaki olumlu düşüncemi söyleyeyim…

Bir teknik adam için “şudur” ya da “budur” demek için uzun vadeli verilere ihtiyaç var. Hele hele bizdeki gibi 50 milyon teknik adamın olduğu ülkelerde, Şenol Güneş de, aldığı kararlar aklına yatmayan herkes tarafından eleştirilecektir. Bundan kaçış yok.

Hatta bizim gibi, hakem hataları ile teknik adamların performansının birbirine karıştırılarak algı yönetimi yapılan ve hakem hatalarının üstü teknik adam yanlışları ile örtülen (Bkz Biliç ve geçen sezon, Lucescu ve 2003-04) ülkelerde Beşiktaş’ın teknik adamları kendilerini bir anda tüm eksiklerin sorumlusu olarak dahi bulabilirler.

Dün gece Şenol Güneş, birçok Beşiktaşlıdan durum 4-1 iken yediğimiz gol üzerinde durması ile alkış aldı. Doğrudur da… Ancak, o gol Tosiç’in tercih hatasından kaynaklanan bireysel bir sıkıntı ve bana göre oyunun bütünüyle ilgisi yok.

Asıl Şenol Güneş başka bir yönüyle beni daha çok sevindirdi.

Mersin İdman Yurdu maçının ilk yarısındaki Beşiktaş’ı izlerken bir ara keşke hocamız top rakipteyken Lucescu, top bizdeyken Şenol Güneş olsa diye düşünmüştüm.

Nedeni, ilk yarıda golü yediğimiz 24. dakikaya kadar rakibin beş defa savunmanın arkasına sızmayı başarması ve sonuncusunda da golü bulması idi. Bunun nedeni orta sahada geçen yıl yakalanan ve Leyla ile Mecnun kıvamına gelen Veli-Atiba ikilisinin uyumundan mahrum olmamızdı.

Aslında, bana göre yediğimiz gol (Ersan’ın durduğu yer itibarı ile hatalı olması bir tarafa) orta alan zaafından kaynaklanan bir goldü. Geçen sene rakiplerin çaresizlikten yanlara ve geriye oynamak zorunda kaldıkları o duvar olmadığından rakip oradan yağ gibi aktı. Şenol Güneş’in devre arasında bunu düşünüp Necip’i oyuna alması ise içimi ısıttı. Hücum futbolu hoştu elbette ama o tempoda 90 dakika ve 34 hafta geçmeyeceğine göre, hücumda şuuru öne alan bir B planı olması güzeldi.

Ha bunu dün geceki rakibe Necip ile yaptık ama o bölgeye takviye şart. Tolgay dönene kadar o bölgede görev yapacak üst düzey bir oyuncuya ihtiyaç var. Bu çok açık. Yoksa lig ilk devre dahi bitebilir.

Gökhan Töre ligimizin üstünde bir oyuncu olduğunu dün gece de gösterdi. Rakibe aldırdığı kartlar ve rakibi sinirlendirerek oyundan düşürmesi, var olan özellikleri ile birlikte çok işimize yarayacak inşallah. Dün gece de çoğunlukla doğru işler yaptı ve var olduğu her dakika rakip için tehdit.

Tolga’nın aklı herhalde başka yerde. Bu kadar kaleci tartışması olan bir ortamda bunu anlayışla karşılamak lazım. Ceza sahasının dışında kendine gayet güvenerek tuttuğu o topun başka bir açıklaması yok. Bu kadar maç izledim. Halı saha turnuvaları dahil böyle pozisyon görmedim!

Maçın hakemi üç önemli hata yaptı ve üçü de Beşiktaş’ın lehineydi. Öncelikle attığımız ikinci gol öncesi Rhodolfo’nun elini görmedi. Ayrıca, bence Cenk’in rakibine tekmesi ve Tolga’nın ceza sahası dışında topu kucağına alması kırmızı kart olmalıydı.

Bu arada sezon başı, Melo’nun gitmiş olduğunu düşünerek, bu sene hakemlerin en çok görüp duymayacağı adamın Fb’li Fernandao olacağını tahmin etmiştim. Rakibine attığı tekme kırmızı kart olmalı idi. Melo ve Fernandao bu sene hakemlerin görme ve duyma kaybına denk gelme konusunda yarışırlar.

Dün geceki maçın hakem hatalarına temkinli yaklaşıyorum. Bunlar ligin cicim haftalarıdır ve bu haftalarda Beşiktaş’ın lehine hakem hatası olması doğal. Henüz işler kızışmadı. Misal, geçen sene de ilk hafta Mersin’de 1-0 kazanmıştık ve Motta’nın topu ceza sahasında elle oynaması atlanmıştı. Sonrası malum… 34. haftada Beşiktaş’ın verilmeyen penaltı sayısı 17, Fb’ye uydurulan penaltı sayısı 6 idi. Ancak, daha komiği, şampiyon olana kadar görmesi gereken 8 kırmızı kartın birini bile görmeyen nur topu gibi bir şampiyonumuz vardı.

O yüzden, bu işler kırılma noktalarında belli olur. Manzaraya ilk haftalarda değil 34. haftada bakmak lazım. Beşiktaşlılar neler gördü, yaşadı…

Atiba çizgiye ayağını bastı diye Gs maçına çıkmadı ve o kural ne o günden önce ne o günden sonra uygulandı. Emre iki derbide de neredeyse mikrofonu eline alıp “fuck off” diye konser verdi hakemler sağır oldu yahu, düşünün!
Adil rekabet isteyenlere “fanatik” denir ya…

Bu çifte standartları görmek için fanatik olmaya gerek yok ama asıl bunları olmamış gibi düşünüp bu izlediğimize lig demek için hakikaten fanatik olmak lazım.

Güzel başlangıç güzel şekilde devam eder inşallah.

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın