Dağcı

Selamlar, sevgiler;

Bir filmde görmüştüm. Dağcılar birbirlerine, zirveye ulaşan yol dikleştikçe “aşağı bakma” diyorlardı. Zirveye ulaşmanın püf noktası, aşağı ile uğraşmak yerine önündeki hedefe konsantre olmak idi.

Beşiktaş’a şampiyonluk getiren özellikle son 8-9 maçın özeti bu oldu.

Kasımpaşa ve Akhisar maçları ile yaşanan psikolojik düşüş sürece dönüşmedi ve anlık kaldı ise bu Beşiktaş’ın kendi oyununa ve yapması gerekene konsantre olması sayesinde gerçekleşti.

Yapması gereken de kendisini buraya kadar getiren hücum oyununda süreklilik idi.

Özellikle Akhisar maçında yenen birbirinden saçma üç golün sonuncusundan sonraki üç kritik maçta atılan 8 gole karşılık sadece 1 gol yenmiş olması Şenol Güneş’in iki şeyi doğru yaptığını gösteriyordu.

Bir, savunmada eldekiler dahilinde geçici de olsa bir çözüm (Tosic-Marcelo) buldu.

İki, takım kendi kimyasına uymayan “oyunu tutma” yoluna gitmedi ve oynamayı en iyi bildiği bol pas ve iştahlı hücum felsefesine bağlı kaldı.

Osmanlıspor maçı da bu zincirin son halkası idi. Şampiyonluk maçı olarak da tarihe geçti.

Tam beklediğimiz gibi, maça, stattaki coşkuya rağmen tutuk bir başlangıç yaptık. Osmanlıspor’un “tehdit eden” hücum gücü ve sezon ortalaması akıllara ister istemez sürpriz olasılığını düşürüyordu. Konu Beşiktaş’ın ortak aklı olduğu için bu sürpriz daha da anlam kazanıyordu!

Ancak, korkulan olmadı. Dört dakika içinde hiç umulmayan bir adamdan gelen iki gol herkesi rahatlattı.

Buna rağmen Osmanlıspor’un 32-40. dakikalar arasında oynadığı oyun endişelerin boşuna olmadığını ve o iki golün tam zamanında geldiğini gösterdi.

Sonrası şampiyonluğa giden yolun düğün bayram havası içinde doya doya yaşanması idi.

Gene de birkaç notu yazalım.

Tolga’nın kaleci olduğunu anladığımız önemli pozisyonlar gördük. Ancak, yediği golde topa boş çıkış yaptı ve “hah Tolgaymış” dedirtti.

O kadar stoper geldi, gitti, alındı, satıldı ama ilginç şekilde tehlikeli olabilecek toplara en iyi zamanlamalı hamleleri Tosic yaptı. Bu maçta da durum aynı idi. Marcelo zaten eldekilerin en iyisi.

Dün gece İsmail bile iyi oynadı dersek herhalde şampiyonluğun bu maçta gelmesinin sürpriz olmadığını anlatabiliriz.

Asıl benim dikkatimi çeken Quaresma ve Gomez’in savunmaya yardım etme gayreti oldu. Quaresma oyunda kaldığı süre içinde hücumda çok fayda sağladı ama asıl ben kendisini hiç savunmasına bu kadar yardım ederken görmemiştim. Açıkçası, Olcay’ın yokluğunda kanatlardan savunmaya gelecek yardımdan şüphe etmiyor değildim.

Beşiktaş bu sene yakaladığı bu takım bütünlüğü sayesinde savunması ve kalecisi nedeniyle aldığı darbelerde diz çökmedi. Bu Şenol Güneş’in başarısıdır.

Dün akşam Atiba ve Sosa gene büyük oynadılar. Oğuzhan artık büyük oyuncu oldu. Gökhan Töre dün uzun süredir ilk kez Töre gibi oynadı.

Osmanlıspor, ligdeki yerini hemen belli eden bir takım. Baskıyı nerede yerlerse yesinler kurtulabiliyorlar ve çok iyi hücum ediyorlar. Takımı korurlar ve savunmayı sertleştirirlerse seneye daha bile başarılı olabilirler.

Bu maç muhtemelen, sezon boyunca Beşiktaş lehine en bariz hakem hatalarının yapıldığı 2-3 maçtan biri oldu. İlk yarıda Quaresma, Beck ve Atiba’nın sarı kart görmesi gerekiyordu. Atiba’nın ikinci yarıda görmediği bir sarı kartı daha vardı. Osmanlıspor’dan iki oyuncu da her iki devrede sarı kart görmesi gerekirken görmedi.

İkinci yarıda Oğuzhan’ın rakibine attığı tekme kırmızı kart olmalı idi. İlk yarıda Osmanlıspor kornerinde topsuz alanda Marcelo’nun rakibini itmesine de penaltı verilse itiraz edilemezdi.

2015-16 sezonu bir çok bakımdan referans bir sezon oldu. Beşiktaş’ın şampiyonluğunun ötesinde ülke futboluna mesajlar ve bazı sinyallerle dolu idi. Beşiktaş hak ederek şampiyon oldu.

İnşallah 2015-16’nın öne çıkan yönlerini, başta hakem hataları dağılımı olmak üzere, ele alacağımız yazılarımızda görüşmek üzere.

Şampiyon Beşiktaş!

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın