Devre yakan IQ soruları :)

Selamlar, sevgiler;

Bu yazıyı, Beşiktaş’ın şampiyonluğunu tebrik eden, neyin ne olduğunu gören, bilen, tanıdığım tanımadığım tüm aklı başında Gs ve Fb taraftarını tenzih ederek yazıyorum. Bu yazının muhatabı bu grup değil.

Ancak, hepimizin çevresinde, son iki senedir futbolda neler olduğunu kavramakta güçlük çektiği için kendini komik duruma düşüren argümanları savunan sarışın ikiz taraftarları var.

Bunların bazısı iyi eğitimli, konuşmayı, oturmayı, kalkmayı bilen, meslek mevki sahibi insanlar olduğu için hayretlere düşüyor, duyduklarınızı “meczup herhalde” diyerek açıklayamıyorsunuz.

Çoğu ailemizden, iş ortamından ya da yakın dostlarımızdan olduğu için bu zihinsel zulümden kaçamıyoruz da.

Sorun, sadece tarih bilmemek, tutarlı olamamak, muhakeme yapamamak, analiz ve kıyas yetilerinin güdük kalması, adalet duygusunun sakat olması değil. Sorun daha derinlerde… Spor algısının da ötesinde hayat algısında sıkıntı var.

Bu trajedinin arkasında kendini dev aynasında görmek var… Senelerdir sporu bir omurgaya ihtiyaç duymadan “başarı nasıl gelirse gelsin” kolaycılığı ile algılamanın getirdiği duruş noksanlığı var. Kişisel çıkarlarını toplumun çıkarlarından önde görme hastalığı var. İki yüzlülüğü, kendine Müslümanlığı uyanıklık zannetmek var.

Bu trajedinin arkasında saygısızlığı ve kibri dünya görüşü olarak benimsemek var… Yaşadığı her hüsranı kafasında kurduğu gerçek dışı varsayımlarla açıklama gayreti var… Senelerdir söylediğimiz gerçeklerle yüzleşmenin paniklemesi ile tutunacak dal ararken boğulmak var…

Çünkü toplumun ezici çoğunluğunu da oluşturan bu grup, sadece spora değil, günlük hayattaki her şeye, ülke meselelerine de böyle yaklaştığı için başımız suyun üstüne hiç çıkmıyor. Eğitim, bilim, sanat, spor, sağlık, siyaset aklınıza ne geliyorsa batmış durumda isek bizim önce hepimizin aynı gemide olduğu gerçeği ile hareket eden “iyi yurttaşa” ihtiyacımız var. Çünkü vicdan orada.

Bakınız, “Beşiktaş hakemlere rağmen şampiyon oldu” demiyoruz. Quaresma’nın görmediği 5 kırmızı kartın da, diğer tüm pozisyonların da farkındayız. Sezon boyunca kıvırmadan söyledik. Hakem hatalarını tek tek yazdık, döktük. Bu sene Gs hakemlerin en mağdur ettiği takım. En avantajlı takım ise Fb. Beşiktaş da elde ettiği avantajdan fazla dezavantajla karşılaşmış.

Sarışın ikizlerin her şampiyonluğu saha dışında kazanılmıştır da demiyoruz. Bugüne kadar 2007 Fb, 2002 Gs, 1989 Fb vb şampiyonluklara söz eden Beşiktaşlı gördünüz mü?

Zaten bu kadar paraya boğulmuş bir oyunda sonucun tamamen kurallar kitabından çıktığına inanan kimse kaldı mı? Her şampiyonlukta hakem hatalarının da rol oynadığı, başka deyişle hakemlere rağmen şampiyonluk alınamayacağı hala anlaşılmadı mı?

Ancak, bunun dozunu ortaya koymak zorundasınız. “Kollanma” boyutunda etiketleme yapacaksanız bunu somut olarak ortaya koyacak, tarihle kıyaslayacak ve elmayla elmayı karşılaştıracaksınız.

Samimi, net ve tutarlı olacaksınız.

Her birimiz adına “ülke sporu” denen bütünün parçaları isek amacımız birbirimize laf sokmanın, her başarıya kulp takmanın ötesine geçebilmeli. Her sezon olanları tarihin gösterdiği gerçekleri ölçü alarak değerlendirmek ve spordaki güç mücadelesinin sahaya yansımasını tartarken her başarıya “kollanma” demek kolaycılığına kaçmadan tutarlı olmak zorundayız.

Mesele spora bakış ve hazım meselesi.

Fb ve Gs, yani sarışın ikizler, aynı rekabet biçiminin temsilcisi iki köklü, büyük kulüptür. Genetikleri ve rekabet zihniyetleri birbirine çok benzer. Benim ölçülerime göre en büyük değil ama en popülerlerdir.

“En popüleri” somut olarak ölçebilirsiniz ama “büyüklüğü” ölçmek başka bir şeydir. Çünkü büyüklükte işin içine oynanan oyuna ve rekabete bakışınız girer. Tarihiniz girer. Dünya görüşünüz girer. Tutarlılığınız girer. Rakiplerinize gösterdiğiniz saygı, adaletsizliğe karşı duruşunuz, başarıda ya da başarısızlıkta topluma verdiğiniz mesaj, özeleştiri yapabilme kabiliyetiniz, rakibinizin gerçek başarısını hazmedebilmeniz, başarılıyken gösterdiğiniz tevazu gibi yıldızla falan anlatamayacağınız parametreler girer.

Bu nedenle, popülerlikle büyüklüğü karıştırarak, senelerce hakemler ve medya desteği ile hormon basılmış taraftar sayısı, şampiyonluk sayısı, yıldız sayısı, rating gibi popülerliğin ölçütü olan kavramların arkasına saklanıp başkalarını aşağılarken, tarihine bakmadan küçümsedikleri kulüplerin de aynı lisandan konuşup başarılı olması üzerine bocalamaları sürpriz değil.

Çünkü arkadaşlarda her sezon kafayı resetleyip sadece başarıya odaklanmaktan dolayı tarih, tutarlılık, adalet gibi kavramlar birbirine girmiş durumda. Akıl tutulması boşuna olmuyor.

Bu güruha ayıracak zamanınız var ise, çevrenizdeki sarışın ikiz taraftarlarının içine düştükleri boşluktan dolayı size zulmettiği birbirinden tuhaf akıl yürütmelerine karşı aşağıdaki soruları yöneltip tutarlılık sorunlarının ne boyutlarda olduğunu görebilirsiniz.

İşte bu grubun akıl-fikir devrelerini yakan 10 başlıkta IQ soruları. (Her ikisi de tüm soruların muhatabı olabilir. Nasılsa aynı zihniyetin iki versiyonu olarak rekabet ediyorlar).

1. En müthiş, en protein katkılı argüman… “Beşiktaş’ın Federasyon Başkanı’na borcu var. Bu borç ödensin diye iki sene şampiyon yapıldı.” O halde sorumuz şu: Bu başkan ile 2013’te Fb, 2014 ve 2015’te Gs şampiyon olduğunda, bu kulüplerin de Başkan’a borcu mu vardı ya da Beşiktaş 2016’da mı borçlandı?

2. Bir başka zeka pırıltısı argümanımız ise şu: “Fb ve Gs çok kötüydü. O yüzden Beşiktaş şampiyon oldu.” Sorumuz basit: “Fb 2007’de ya da Gs 2012’de şampiyon olurken Beşiktaş çok mü güçlüydü?”… Öyle ya, birinin şampiyon olması için daha güçlü olması gerekiyor. Daha güçlü omak kabahat mi? Ha bir de, bu argümanla zaten Beşiktaş’ın daha güçlü olduğu ve şampiyonluğu hak ettiği kabul edilmiş omuyor mu? Enteresan tabii…

3. Bitmedi… Şimdi size bir dizi isim sayıyorum… R.V.Persie, Josef de Souza, Simon Kjaer, Nani, Volkan Şen, Ozan Tufan, Şener Özbayraklı, Fernandao, Lazar Markovic, Abdoulaye Ba, Fabiano. 2015-16 sezonunda Fb’nin bunlar için harcadığı para 40-50 milyon Euro arası. O senenin başında spor programlarında bu takım için “Fb tarihinin en güçlü kadrosu olabilir” deniyordu. 2016-17’de de bu kadronun bakiyesi ile mücadele devam etti. O halde sorumuz şu: Tarihin en iyi kadrosu Beşiktaş bu iki sezonda da şampiyon olunca zayıf mı düştü?

4. Sezon boyunca karşılaştığımız bir diğer cümle de “Quaresma atılmadı. Böşöktöş köllönöyör” idi. Biz “Quaresma atılmamalıydı” demedik ki, “sizin omurganız yok” dedik. Çünkü, 2014-15’te sadece Melo’nun 6 kırmızı kartı yutulmuş ama nedense tek kelam etmemiş, “ne alakası var” diyerek kulağınızın üstüne yatmıştınız. O halde sorumuz basit: “Quaresma’nın görmedikleri kırmızı kart da Melo’nun görmedikleri Green Card mı?

5. Daha fecisi 2014-15’te Gs kırmızı kart görmeden şampiyon oldu. Sorumuz geliyor: Futbolda görülmemiş böyle bir kepazeliği dördüncü yıldız takarak kutlarken hiç “köllönmüş olabileceğiniz” aklınıza geldi mi?

6. Gs Başkanı’nın sezon sonu yorumu güzeldi… “Gs’nin 12-13 penaltısı verilmedi”. Doğru… 11 penaltısı verilmedi. Ancak Beşiktaş’ın da 10 penaltısının verilmediğini bilen kaç kişi var dersiniz. Soru ise şu: Bu durumda, 2014-15’te Gs şampiyon olurken Beşiktaş’ın 17 penaltısının verilmemesi (iki maçta bir penaltı eder) o sezon Gs’nin “köllöndüğü” anlamına gelir mi?

7. Sezon ortalarının neşeli ikilisi Aziz Yıldırım-Mahmut Uslu bu seneyi de boş geçmedi. Beşiktaş’ın kollandığına dair başlattıkları algıyı Teknik Direktör Advocaat da “Beşiktaş’ın Federasyon’da dostları çok” diyerek destekledi. Sezon sonu baktık hakem hatalarından en çok Fb yararlanmış. O halde sorumuz geliyor: Acaba bu durumda Fb’nin Federasyon’da daha çok mu dostu oluyor?

8. Tabii zavallılık aslında daha derinlerde kökleşmiş. Sorular öyle çok ki… Misal, Beşiktaş bu sene “kollanırken” hangi oyuncusu avaz avaz küfredip, formasını çıkarıp maçı durdurup, penaltı noktasını eşeleyip kırmızı kart görmedi? Hangi maçta rakiplerinin beş oyuncusu atılırken Beşiktaşlı oyuncular güle oynaya tekme attı ve sahada kaldı? Beşiktaş’ın hangi derbi maçından önce ezeli rakiplerinin en önemli adamları çıkış tünelinde sarı kart gördü ya da cımbızla çekilip çizgiye bastı diye sarı kart gördü? Beşiktaş’ın hangi oyuncusu devamlı olarak kendini ceza sahasında yere atıp olmayan penaltılar aldı? Hangi maç Beşiktaş gol atana kadar uzatıldı? Allah’ım ne çok soru var!

9. Sıkı durun bir tane daha geliyor. Bu en sevdiklerimden… “Gs 4, Fb 3 yıldız ya… Beşiktaş 2 yıldızla geride kaldı. Arayı kapattırıyorlar”… Nasıl ama? Canım ülkemden nasıl pırıl pırıl dimağlar yükseliyor değil mi?… O halde sorumuz da geliyor: 1987 yılında teşvik primleri ile gelen Gs şampiyonluğu öncesinde Gs’nin 14 yılık şampiyonluk özlemi vardı ve artık toplumdaki Gs algısı değişme tehlikesi ile karşı karşıya idi. Bu yüzden mi 1987 ve 1988’de şampiyon yapıldı? Ya da, 1996’da Fb’nin şampiyonluk sayısı 13, Gs’nin 10 iken Gs arayı kapatsın diye mi 1997-2000 arasında 4 şampiyonluk aldı? Eh zeka yarışında sınır tanımadığımıza göre şu muhteşem soruyu da (!) sorabiliriz: Peki bu durumda rekabetin daha ilgi çekici kılınması için tek yıldızı, 6 şampiyonluğu olan Trabzonspor’u da üst üste şöyle 8-9 kere şampiyon yapmak güzel olmaz mı? Tadından yenmez valla ligin değil mi?

10. Son ve hepsini içeren soru ise basit… Bu gerçeklere rağmen bu sezon Beşiktaş için “kollandı” diyorsak, bu maskaralıklar olurken sarışınlar için “efsane, “büyük” falan denmesine vicdanınız ne diyor?

Mesele duruş, omurga, tutarlılık, analiz, adalet duygusu, hazım, mukayese meselesi olduğu için bu tipler hep var olacak. Çünkü toplumca tüm bu kavramlarda zavallı durumdayız.

Gene de tarihe not düşmek lazım. Birileri de bunları yazmalı. Yoksa en popülerliği en büyüklük zannedecek kadar cahil nesiller ülke sporunu bugünü bile aratır hale getirecek.

İnancım belli. Bu ülkenin en büyük ihtiyacı iyi yurttaş. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.

Cengiz Gürsel
09.06.2017

Bir Cevap Yazın