Hadi Lan Necip

32 gol yedik. Bunların 16 tanesi organize ataklardan yenilen, kabul edilebilir goller. Kalan 16 gole hızlıca bir bakalım:

 

  1. Mersin: Tosic sol çizgide bomboş pozisyondayken önündeki rakibe topu teslim ediyor ve gol.
  2. Trabzonspor: Maç 1-1 devam ederken bizim kaleyi abluka altına almış Trabzsonspor’un bir ortası ceza sahası köşesinde bomboş duran Quaresma’ya geliyor. Quaresma topu kafayla Erkan’a atıyor, şut ve gol.
  3. Gençlerbirliği: Gençlerbirliği oyuncusu orta yapıyor, Tosic topu kendi kalesine atıyor.
  4. Fenerbahçe: Fenerbahçe’nin yaptığı ortayı yine Tosic kendi kalesine atıyor.
  5. Eskişehir: Ceza sahası üzerinde boşta kalan topa Rhodolfo’nun dokunuşu Gekas’a ara pası oluyor.
  6. Antalyaspor: Antalyaspor’un sağ açık oyuncusu topu ayağından açıyor, İsmail topu ceza sahamıza doğru topa uzaklaştırıyor, top Etoo’da kalıyor.
  7. Kasımpaşa: Bomboş pozisyondaki Rhodolfo topu ileriye doğru rahat bir şekilde vuruyor. Top Kasımpaşalı Donk’un önünde kalıyor. Güzel bir şutla Donk topu ağlarımıza gönderiyor.
  8. Akhisar: Akhisar’ın atağında Beck önce ofsaytı bozuyor. Ardından Tolga ile karşı karşıya kalan Güray’ı seyrediyor. Güray ancak kaleciyi geçtikten sonra Beck topa hareketlense de geç kalıyor.
  9. Akhisar: İlk yarıyı 0-1 geride kapatmak üzereyken Tolga kucağına gelen topu içeriye alıyor.
  10. Kayserispor: Kayseri’nin kullandığı köşe vuruşunu uzaklaştırıyoruz. Buna rağmen İsmail ön direkte beklemeye devam ediyor ve metrelerce ofsayt olması gereken Biseswar’ın önüne düşen top gol oluyor.
  11. Galatasaray: Günay boşa çıkıyor.
  12. Fenerbahçe: Delgado taç çizgisinde önünde seken topu uzaklaştırmak için topun yere düşmesini bekleyince topu kaptırıyor. Kontra atak golle sonuçlanıyor.
  13. Kasımpaşa: Rahat bir şekilde oyunu götürürken Marcelo metrelerce topu sürüp kaptırıyor. Kasımpaşa kontra atağında Marcelo pozisyonunu alamadığı için gol oluyor.
  14. Akhisar: Ortada pozisyon yokken Delgado kollarını açıyor ve penaltıya sebebiyet veriyor.
  15. Akhisar: Oğuzhan topu göğsünde yumuşatamadığından kaptırıyor ve pozisyon golle sonuçlanıyor.
  16. Akhisar: Tolga topu ıskalıyor ve top ağlarla buluşuyor.

 

Trabzonspor – Gençlerbirliği – Kasımpaşa – Akhisar – Fenerbahçe (İkili averaj kaybı) – Kasımpaşa – Akhisar. Yaptığımız bireysel hatalardan yediğimiz goller dışında, bu bireysel hatalar yüzünden yukarıda yazılı olan maçlarda direk puan kaybediyoruz.

 

Velhasıl ligin genel olarak gidişatını bakarsak; Beşiktaş ne hakemlerden, ne iştahından ne de oyun şeklinden dolayı puan kaybetmedi. Beşiktaş tamı tamına 16 tane golü ortada pozisyon namına bir şey yokken tamamen kendi başına yediği için hala şampiyonluğunu ilan edemedi.

 

Zaten şampiyonluğa giden bir takım maç başına 1 gol yemesi çok kötü bir oran. 16 golün hadi 5 tanesine yesek, 11 tanesini yemediğimiz takdirde ligin adını şimdiye çoktan koymuştuk.

 

İşin acı tarafı şu: Beşiktaş’ın hücum hattının nasıl gol atacağı belli değil iken, aynı şekilde defans hattımızın da nasıl gol yiyeceği belli değil.

 

Ligin ilk yarısında, seyrederken bile kafa karıştıran hücum organizasyonlarımızın ligin ikinci yarısında yavaş yavaş kaybolup gitmesinin tek nedeni, defansın yediği ön görülmez gollerin takımın özgüvenine zarar vermesinden başka bir şey değildir.

 

Kazandığımız Lisbon maçını bu yüzden verdik. Ligi de verirsek defans hattımızın ruhuna saldığı bu korkudan dolayı vereceğiz.

 

Daha kötüsü bu berbat tabloyu değişmesi için ne bir taktik var ne de bir düzen.

Top adamın elinden kayıyor. O da olması ceza sahası içinde topu smaçlıyoruz.

 

Sonuçta kaldı 4 maç, 3 puan öndeyiz, çözülmesi gereken bir sorunumuz var!

Bu geri 5’li nasıl düzelecek?

 

Hiçbir operasyon, hiçbir müdahale, hiçbir radikal karar geri 5’linin hata yapmasının önüne geçemez. Zira artık defansın beklenmedik anda gol yeme alışkınlığı takımın öz güvenini zedelediği için yapılacak herhangi bir değişiklik takımın yaşadığı genel tedirginliğini ortada kaldırmaz. Bu tedirginlik kafalara yerleşmiş bir kere.

 

O top sekiyor, uzaklaşmıyor… Su gibi, yolunu bulup, ağlarla buluşuyor…

 

Virajını en kıvrak kısmına gelmişken, takım bir şekilde hala hücum ediyorken, Fenerbahçe oyun şablonu sorununu tamamen çözmüşken, Beşiktaş bize bağıra bağıra lige mâl olmak üzere olan defans hattını nasıl toparlayacak?

 

Bu sorunun çözülebilmek için sadece bir yol olduğuna inanıyorum.

Defans hattımızın Kerim Frei’nı bulmalıyız.

 

Beşiktaş, Rize ve Trabzonspor erteleme maçları ile zorlu bir deplasman sürecine girmişti. Takımın hücum hattı eskisi kadar iyi işlemiyordu. Gergin gergin maçları beklerken, bir anda, tam da olması gereken o anda Kerim Frei ortaya çıktı ve dönüşü yavaşlayan ofans çarklarımızı hızla döndürmeye başladı. Hem Rize hem Trabzon hem de Sivas maçlarını onun performansı ile kazanıp liderliğimizi koruduk.

 

Kerim Frei Rizespor maçına iyi başladı, bir çalım attı, bir verkaça girdi ve bütün korkularımız yok oldu!

 

Defanstaki sorunu ancak ve ancak oraya bir Kerim Frei bulabilirsek çözeriz. Şu aşamada defans hattına ne yetenek aşılanır ne de yeni bir sistem kurulur. Geri beşliye şu an verilebilecek tek bir şey var; o da sinerji!

 

Sinerjiyi arttıracak, geri dörtlüye gaz, ateş, iştah pompalayacak bir oyuncu lazım bize.

İsmail hata yaptı mı onu ayağa kaldıracak, Tolga’nın ıskaladığı topta onu yüreklendirecek, Marcelo topu kaptırdı mı onun hatasını kapatmak için canını dişine takacak bir adam, bir deli fişek lazım.

 

Bu sinerji ile geri dörtlünün tamamının enerjisini yukarı çekersek hem savunma hattının direnci artar hem de bu direnç takımın damarlarına inanç olarak zerk eder.

Ve bu adam bana göre Necip’ten başka bir oyuncu olamaz.

Bize pozisyon bilgisi iyi, doğru top yapan adam değil, bağıran çağıran, güç gösterisi yapacak biri, mevzudan anlayan, yüreğini ortaya koyan biri lazım.

Necip’te hata yapacaktır ama zaten herkesin hata yaptığı şu ortamda Necip’in bu enerjisinden yararlanmak kaçınılmazdır.

 

Bence geriye kalan 4 maça da Necip ile çıkmalıyız. İsmail’i, Beck’i, Marcelo’yu, Tolga’yı Necip parantezine almamız, defans hattının kalbini heyecandan patlatmamız lazım. Bunu ancak Necip yapar.

 

Kayseri maçı başlar, Kayseri atağa kalkar. Necip önüne düşen topa öyle bir abanır, üstüne bağırıp yumruğunu öyle bir sıkar ki… Takım ayaklanır, kendine gelir!

Olması gereken budur. Zira başka bir çözümümüz yoktur.

 

Kayseri, Galatasaray, Osmanlı’ya 30 gol atsak bile Konyaspor maçını benzer bir golle kaybetmeyeceğimizin garantisi yok.

 

Nasıl bir gol kaçırınca, arkadan yeni pozisyonun geleceğini biliyorsak…

Defansta bir gol yediği an, arkasının gelmeyeceğini, o tepkinin sahaya koyulacağını bilmeliyiz.

Taktik maktik değil sağlanması gereken şey budur!

 

Bu takım kim oynarsa oynasın, kim ne kadar formsuz olursa olsun o topu kaleye sokuyor, yine sokacak. Bir zihinsel dopinge bakar.  Arka tarafı şahlandırdığımız an bu takım 4 maçta da yürümez koşar, kopmaz uçar, alır başını gider, bağıra bağıra şampiyon olur!

 

En büyük fırsatımız da sıradaki maçın aldığı son 2 galibiyetle Beşiktaş maçını hedef maç olmaktan çıkartacak lüksü olan Kayserispor maçı olması. Hazır böyle bir maçı bulmuşken, defans hattının mental sorununu ne yapıp edip çözmemiz lazım.

 

Yoksa Kayseri’yi zaten yeneriz dersek Galatasaray, bilemedin Osmanlıspor maçında havluyu atarız.

 

Selamlar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın