Konyaspor maçı

Selamlar, sevgiler;

Önce kolayını yapalım ve Beşiktaş kötü oynadı diyelim. Sonra da detayına bakalım ve bu takımın Ağustos’tan bu yana iç saha diye bir avantajı olmaksızın, bir oraya bir buraya savrularak toplam 28 resmi maç yaptığını hatırlayalım. Transformers olsan sağdan soldan vidaların gevşemeye, atmaya başlar.

Gaziantep, Akhisar ve Konyaspor maçları kötü oynarken geçildi. Fb maçında “sekiz nokta iki” şiddetinde gelen darbenin yıkması beklenen takım ligde üst üste 7 maç kazanarak ilk yarıda tepeye kene gibi yapıştırılan “rating ikizlerinden” kopmamayı başardı. Araya da Avrupa’da grup birinciliğini sıkıştırdı.

Bunlar az şeyler değil.

Bir 60 dakika oynadık ki, bu takımı Tottenham iki maçta bu duruma sokamadı. Muhtemelen Liverpool bu kadar kapatır Beşiktaş’ı, o derece…

Kabul, Konyaspor’un gol pozisyonu sayısı sadece iki ama rakibe bu kadar top bırakılan bir ortamda mahkûm oynamak kaçınılmazdı. Konyaspor’a verilen duran top sayısı inanılmaz. Allah’tan kötü kullandılar. Ancak dikkat! Haftaya o topun başında Sneijder ve Selçuk olacak.

Beşiktaş’ın savunma önünü uzun süredir bu kadar boş görmemiştim. Haftalardır sahanın en iyisi olan Atiba bu gece tanınmaz haldeydi. Veli de tutuktu. Atiba ve Veli’nin şaşkınlığından üç korner verdik.

Beşiktaş’ta kötülerden birisi de İsmail idi. İkinci sarıya doğru emin adımlarla ilerlerken yerini Motta’ya bırakması doğru hamleydi. Djalma İsmail’in üzerine bindirdikçe kart geliyorum diyordu. Gs maçında sol bekte net Motta olmalı! Ersan hava toplarında iyi olmasına rağmen oyunu kurma hevesi yüzünden ilk yarıda 3-4 kritik topu rakibe verip, küfedeki taşların üstüne taş koydu. Devre arası fırçayı yemiş olacak ki, ikinci yarıda oyun kurma sevdasından vazgeçti. Atiba’nın gördüğü ilk sarı kart da Ersan’ın marifetinden kaynaklandı.

Savunmanın hatasızı Pedro, Konya’nın duran toplarının tamamında doğru yerde durarak rakibe pozisyon verilmemesinde başrol oynadı. Veli ve Atiba’nın ceza sahası önüne sızdırdığı toplara da ilk müdahale eden adam oldu.

Serdar ise maçı hatasız götürürken kalktı penaltıya yol açtı. Pozisyon penaltı değil o ayrı konu, ancak rakibin penaltı almaya gittiği o kadar açıktı ki artık orada bırakacak ve o kozu rakipten alacaksın. Yok ama bizde işler öyle yürümez. Bizde o penaltı illa ki o-la-cak !!

Atiba-Veli ikilisinin önemi bu maçta yeniden ortaya çıktı. Bu ikili hem arkalarına hem önlerine adeta nefes aldırıyor. Beşiktaş orta sahası ve ileri uçta Demba Ba bu maçta nefes alamadılar ise bu da aslında bu ikilinin aksamasından kaynaklandı.

Gene de Beşiktaş’ta öyle bir oyuncu var ki, bu tip kriz anlarında ortaya çıkıyor. Gökhan Töre… Medya ve rakip camialar bu oyuncuyu boşuna hedefe almadılar. Beşiktaş’ın ilk golünün adı bir “isyandır”… Kazanma ve hedefe tutunma isyanı. Gökhan, senelerdir eksiğini çektiğimiz doğru anda doğru yerde doğru işi yapan oyuncudur. Golde de Konya’nın sol beki Uğur’un duruş hatasını harika değerlendirdi ve başlangıcından bitişine derslik bir gol attı.

Orta sahada Sosa iyi, Olcay kötü idi. Sosa’nın jeneriklik golü yeniden Beşiktaş’ın başını suyun üstünde tuttu. Ancak, 60’tan sonraları fizik düşüş yaşıyor. Topu ileri taşıma yükü de Gökhan ve Kerim’e kalıyor. Kerim bu gece oyuna Sosa’nın yerine girdikten sonra sahanın en diri Konyalısı Djalma ile omuz omuzaya girdi ve yıktı. Kerim’in fizik gücünü aylardır yazıyoruz. Allah nazardan saklasın.

Bu gecenin ve son üç maçın önemli bir karakteristiği özellikle ikinci yarılarda Beşiktaş’ın fizik gücünün orta sahadaki geleneksel hızlı pas trafiğinin gerisine düşmesi idi. Bu gayet normal ama anormal olan bu duruma göre bir oyun planı olmaması.

Demba Ba, gördüğümüzde yüzümüzde güller açan muhterem bir adam. Bu gece de öyle oldu ama haftaya Gs maçı varken sarı kart sınırındaki bu adamı oynatmak da büyük riskti. Burası Türkiye… Adın Beşiktaş ise sarışın ikizlerle oynamadan önce adamına çıkış tünelinde bile sarı kart verirler. Millet “fuck off” diye höykürürken dönüp yan gözle bile bakamazsın kimseye evvel Allah.

Ancak, diğer taraftan da Ba, motoru geç ısınan bir adam. Fizik gücünü oynaya oynaya kazanıyor. Sıfırdan yüze daha uzun zamanda çıkabiliyor. Bu yüzden de Gs maçı öncesi 70 dakika oynatılması iyi oldu.

Ba’nın yerine giren Cenk Tosun için şunu söylemek lazım. Mustafa Pektemek et mi balık mı hala anlayamadık ama Cenk en azından bu takımın yedek santraforu olduğunu gösterdi. Bana göre üzerine plan kuracağınız bir forvet değil ama on numara bir golcünüz varsa arkasında bekletebileceğiniz bir adam. Açıkçası ben sezon başında bu kadarını da beklemiyordum.

Bu gece Demba Ba’nın da Cenk’in de gecesi olamazdı zaten. Bu gece Beşiktaş orta sahası kendi derdine düşmüş, ikinci ve üçüncü bölgede savaşarak ayakta kalmaya çalışıyordu. Bu yüzden defans ve ofans hattı kendi başının çaresine baktı.
Konyaspor, iki hafta üst üste 5-0 mağlup olmanın hıncıyla oynadı. Maça çok diri ve istekli başladılar ve bunu ilk yarıya yaydılar. Ha düştüler düşecekler dedik ama düşmediler. Konyaspor’u düşüren tempo değil goller oldu. Hasan Kabze tek forvet oynarken etkisizdi ama ikinci yarıda orta sahaya kadar gelip çok çalıştı. Djalma, Ali Turan sağdan çok bindirdiler. Orta sahalarında da Mehmet Güven ve Uğur İnceman Beşiktaş orta sahasına göre daha güçlüydüler. İkinci yarıda oyuna giren Rumen oyuncu da Konya’yı 0-2’de bile oyunda tuttu.

Maçın hakemi bence Türkiye hakemlik tarihinin en kötülerinden birisi. Bunu Atiba’nın kartı için söylemiyorum. O pozisyon ayrı. Ancak, maçın genelinde öyle bir yönetimi vardı ki, tipik “bak küçüğü büyüğe ezdirmiyorum” der gibiydi. Beşiktaş’lı oyunculara yerden müdahale ile ya da havadayken kolla bozma yoluyla yapılıp verilmeyen faul sayısını hatırlamıyorum.

Sosa’ya yapılan harekette penaltıyı atladı. Beşiktaş’ın kaçıncı penaltısı verilmedi, hatırlamıyorum. İlk yarıda Sosa’ya arkadan faul yapan Uğur’a, ikinci yarıda Töre’yi arkadan iten Djalma’ya sarı kart vermedi.

Konyaspor’a verilen penaltı yanlış karardı. Bu sene ilk yarıda penaltılar puan durumunda bir hayli belirleyici oldu.
Beşiktaş lehine yaptığı hatalar da vardı. İkinci golden önce Veli’nin yaptığı faulü atladı. Durum 0-0 iken kritik yerdeki Djalma-İsmail pozisyonunda ayakta kalan Djalma’ya faul vermesi ve ikinci yarıda Veli’ye sarı kart göstermemesi de hatalıydı.

Atiba’nın atıldığı pozisyona gelince. Bu pozisyonun iki yönü var. Öncelikle hakem, uyardığı oyuncuyu ikinci sarı karttan atmakta haklı. Sorun otorite ile ilgiliydi. Burada Atiba’ya dönüp bunu neden yaptığını salim kafayla bir açıklamasını isteriz. Bu konuda teori sonsuzdur ama gerçek tektir… Atiba son haftalarda hakemle çok konuşmaya başlamıştı ve geldi bu hafta patladı. Bu dik kafalılığı açıklamak zorunda.

Bu pozisyonun muhtemelen kimse tarafından konuşulmayacak ikinci boyutu da gene numune bir nedenden dolayı gene Beşiktaş’ın hasar görmüş olmasıdır. Allah aşkına, bu lig sanki adaletin böyle gramına kadar ince terazi ile dağıtıldığı adil rekabet örneği bir ligmiş gibi hakemlik artık bu pozisyondaki çizgiye basmaları düzeltmeye kadar geldi mi? Öyleyse valla helal olsun. Ancak, o zaman şunu da sormak lazım… Gs ve Fb’nin maçlarında bu uyarıları ne zaman yaptınız? Uymayana sarı kartı hangi maçta verdiniz? Daha bu pozisyonda bile Atiba uyarılırken iki takımdan kaç oyuncunun ayakları çizgi üstündeydi?

Tipik Beşiktaş eksilmesi… Sorsanız karar doğru ama her zamanki gibi ilk aleyhte uygulaması en kritik dönemde gene Beşiktaş’a yapılıyor. Ben burada gene Atiba’ya döner sorarım… Abi sen bu ülkeye dün mü geldin? Burayı Kanada mı zannediyorsun? Hakem sana takmış, kimseye yapılmayan uyarıyı sana yapıyor. Haftaya Gs maçı gelmiş çatmış. Zaten sarı kartlısın, bir adım geri atsan boyun mu kısalır?

Hakem bildiğimiz süper lig hakemi. Onlarcasını gördük. Burada karar doğru olduğu için kimse çifte standarta kulak asmaz. Ben bu pozisyonda Atiba’yı suçlarım. Nedenini bilemem ama Atiba bu pozisyonda dillere destan profesyonelliğinin ve zekâsının tam tersi yönde davranmıştır.

Bir de bu maçın ardından, sinekten yağ çıkartan medyanın ilk yarının sonundaki Veli-Gökhan atışmasının üzerine gideceğini tahmin ediyorum.

Haftaya Gs maçının stratejisi artık Atiba üzerinden konuşulacak, belli oldu. Necip’in durumuna bağlı olarak, Biliç’in maç içindeki bir hamle şansı Atiba’nın yokluğu ile suya düşmüş olabilir. Necip o bölgede kötü değil, ayrıca sakatlıktan dönüşleri de gene güçlü oluyor. O bölgede Melo, Sneijder ve Selçuk ile kıyasıya mücadele olacak. Necip Veli’ye ortaklık yapabilir.
Necip yok ise hamle şansı havaya uçar ve orada Sosa oynar. Sosa’nın gücünü 90 dakikaya yayabilmesi kritik hale gelir. Bu durum Oğuzhan’ı ya da Kerim’i onbire sokar. Kerim girerse hücumda hız artar ama şuur ne olur bilmem. Oğuzhan’ın hepimizi şaşırtması halinde ise orta sahada Atiba’nın olmaması ironik şekilde avantaj olabilir.

Gs maçı, üç puan bakımından önemli ise derbi kazanma alışkanlığı bakımından hayat memat meselesidir. Beşiktaş buraya kadar çok güzel getirdiği onur mücadelesini taçlandırmak adına bu maçı kazanmalıdır. İkinci yarıda derbilerin dışarıda oynanacak olduğunu da düşünürsek bu avantajı kullanmak zorundayız.

Ligin başları romantik komedi gibiyse ikinci yarılar korku filmi gibidir. Devre arasında mental yıpranmayı toparlayacak ve kadroda derinlik sağlayacak zaman bulacağız inşallah. Ancak, öncesinde bir hamle kaldı.

Rakipleri bedava penaltılar atarken penaltıları verilmeden, her derbi öncesi önemli adamlarını kaybeden, rakipleri etrafa küfredip sahada kalırken oyuncusu tırnak kontrolünde bile oyundan atılacak diye içi titreyen tek yarışmacı olmasına rağmen Beşiktaş buralara geldi.

Ancak, Beşiktaş %80 kapasiteyle oynarken Fb ve Gs %40-50’lerle oynadı. Buna rağmen geçen hafta verilen penaltı ile Fb’ye ilk yarı liderliği yolu açıldı, Gs yarışın içinde… Tersi olsa, yani Beşiktaş %40-50’lerde oynasa şu anda tepenin 8-10 puan gerisinde kalmıştı.

Kimse öyleydi de şöyleydi de açıklamaya girmesin. Aradaki fark hakem hatalarının dağılımında yatıyor. Yılların hikâyesi yani!

Haydi çocuklar, bu yarışı hakkın, şerefin meydan okuması haline siz getirdiniz. Bu çürümüş rekabet kültürünün ülke futbolunun kaderi olmadığını da siz gösterin cümle aleme.

Cengiz Gürsel
28 Aralık 2014

Bir Cevap Yazın