Ligin Adını Koyalım

Gündüz, 3 saat boyunca yol kenarında bekledikten sonra, bir vatandaş, 500 tane bisikletliyi görünce karşıdan karşıya geçmeye karar veriyor.

Öğleden sonra Adanaspor Antep’te lig çıkıyor, taraftar sahaya dalıyor, hızına alamayanlar Antep tribününe hurra…

Akşam, hakeme saldıran Trabzonspor taraftarı ile gün sonlanıyor.

 

Saha dışı olaylarda seviye sirk… Kaldırımda mangal yapanlardan birisi bisikletliye balık atmaması tek teselli oldu ya, bakarsın o da olur.

 

Vlakin saha dışında cereyan eden para-normal olayların saha içindeki temsilcisi olan takım ise ne yazık ki Beşiktaş.

 

Bizim geri beşlide bir mevzu var, anlayan varsa hakikaten açıklasın.

 

Rüzgar arkamızda, attığımız golün asistini yapan “Moralli” İsmail rakibe asist yapıyor.

Kasımpaşa maçında tek kaleyiz, baskılıyız… Derken Marcelo 30 metre top sürüp kaptırıyor, gol.

Kötü bir stoper olduğunu anlayan Delgado hentbol kaleciliğine soyunuyor.
Santradan kontra gol yemek nedir arkadaş?

 

Kasımpaşa galibiyeti ile Fenerbahçe’yi süpüreceğiz, açılış ayağına maç gitti.

Akhisar galibiyetiyle ligi bitireceğiz, geri dörtlünün keyfine o fırsatta kaçtı.

 

Durup dururken Vitor Periera ve 7 defanslara mental güç, inanç, moral ve azim aşıladık.

Diatta’nın, Çağdaş Atan’ın laneti midir, günah mı çıkartıyoruz neler oluyor yahu?
Havsalam iflas etti.

 

WK’nın 46. Üyesi Tahir Tuzcuoğlu ile maçları izliyorum. Ağır abilerdendir kendisi.
Bana her maç öncesi “Erden forma morma hikaye. Kartal Yuvalarında dil altı adında şekerleme satsınlar bütün borcu kapatırız.” diyor.

 

Vallahi yazıktır arkadaş ya. Totem yapmaktan bütün dernek kabile şeflerine döndük.

İşin acı yanı bu acayip puan kayıpları takımın öz güvenine yansıyor. Defansın titrekliği Gomez’e kadar uzanıyor.

İlk yarıda zaten atarız havası gitti, atmazsak yiyeceğiz belası geldi.

 

İşin kötü tarafı artık kim oynamalı, nasıl oynamalı aşamasında da değiliz.  Kim oynarsa oynasın, İsmail-Delgado-Tolga-Beck-Marcelo performansları takımın bütünü üzerinde de yıkıcı etki yaratmaya başladı.

Bu takımın kontra konusunda eyvallahı yoktu. Artık olmuyor, çıkamıyoruz, amiyane tabirle yemiyor, bacaklar gitmiyor.

 

Dolayısıyla Şerif Abi’nin dediği gibi “Çıkın oynayın” taktiği dışında yapabileceğimiz bir şey yok.

 

Yine de Şenol Güneş öne geçtiğimiz maçlarda şöyle bir şey deneyebilir.
Hakan Ertaş, Serdar Özgül her hafta takımın nasıl oynaması gerektiğini güzel güzel özetliyorlar.
Bende ortaya bir öneri atayım.

 

Necip’i alıp orta sahayı güçlendiriyorsun değil mi hocam? Sen onu yapınca takım geriye çekiliyor ve bizim ceza sahamıza yaklaşan top ne yapıp edip içeri giriyor.  Bu taktiğe illa ki devam edeceksen sadece Necip’i değil, Veli’yi de oyuna al. Defansın önünü Veli Necip Atiba yap. En azından biliriz ki top ceza sahasına öyle kolay kolay gelmeyecek.

Vitor ve 7 defanslara benzeriz biraz ama iş yapacaksa benzeyelim. Hem zaten biz her maça üstün bir oyunla başlıyoruz.
Golü bulunca arkayı en sağlam şekliyle dizayn edip ön tarafa iki zıpkın koyalım bitsin gitsin.
Kerim Gökhan Cenk mesela.
Kalanı bekçi.

Zira lig bitmek üzere ve lig bitmek üzereyken Beşiktaş ile ilgili söylenebilecek somut olarak tek ama tek bir gerçek var: Kayserispor’a puan verirsek şampiyon olamayız.

 

Bu yüzden bu takım kolay rakip gibi görünen Kayserispor’u yenip kendini Türk Telekom Arena Ali Sami Yen Spor Kompleksine lider olarak atmalı. Galatasaray maçını şampiyonluk maçı gibi oynamalıdır.

 

6 puan önde olan takımın sağ beki Serdar Kurtuluş göz yaşlarına hakim olsun, Beşiktaş iki galibiyet alıp şu ligin adını, lütfen bir zahmet artık koysun!

 

Selamlar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın