RE: Özlemişiz…

Webkartalları ile birlikte oldugumdan beri, orada burada yazan sacma sapan transfer haberlerine hep mesafeli davranmısımdır.

Gerek transferde, gerek kulup hakkında, gerek hayata dair, buranın akil paylasımlarını, fikirlerini seviyorum. Bir süredir kışın mangala gittigimiz yazlık site gibi boş olması, popüler sosyal medya mecralarının gölgesinde kaldıgı kanısı verdi bana.

RE: Özlemişiz…

Elini koluna yüreğine emeğine sağlık tebrik ederim Selçuk.

Bir de şu Facebook WK ile orjinal WK arasındaki tüm organik bağlar koptu. Maç öncesi fotoğraf maç sonrası nazar boncuklu lig tablosu paylaşımları, köşe yazarlarının günlük yazılarının paylaşımı güzel ama “webkartalları” ile hiç bir bağı yok bunların. Zaten ulaşabildiğimiz kanalları WK adıyla kullanılıyor,o kadar.
Webkartalları’nın özgünlüğü kayboldu.

Facebook üzerinden WK adıyla yapılan paylaşımlarda bu bağ bu şekilde daimi olarak kopuk mu kalacak?

Selamlar.

Özlemişiz…

Eskiden Siyah üzerine Beyaz yazardık… şimdilerde Beyaz üzerine Siyah yazıyoruz…

Eskiler hep ‘ey gidi ey’ der ya… tıpkısının aynısı ben de iç geçirdim şimdi… hani adamlar 30-40 yıl için kullanır o tabiri… çağın elektroniğinde 3-4 yıllık teknoloji farkı için der durumdayız…

Ey gidi Webkartalları ey…

Sayesinde kulübün içine scout olarak girip menajer gibi transfer bile yaptığım… ki bunu ayrı bir gün açmak isterim diyeceğim ama kıssadan hisse değinelim…

Hakikatten özlemişim… fakat inanın 2.5 yıldır Tamer Kıran’ın ve İbrahim Altınsay’ın oluşturduğu projeden doğan Gönüllü Scout Projesi… ardından Önder Özen’in konuyu ele alıp grubu oluşturması… Erdal Torunoğulları ve Ali Naibi’nin takibinde, Gökhan Keskin’in önderliğindeki gönüllü scout grubu, 40-50 kişiyken, önce yarı-profesyonel olacak 4’e… ardından tekrar gönüllü 8’e inmiş vaziyette… (Önder hoca 4’e indirgemişti hatırlarsanız – istifa edince ne olacak derken tekrar gündemde tutuldu)

Kulüp için buradan yazdığımızı geliştirip profesyonelleştirdik… buradan oluşan Beşiktaşlı network’ünü Avrupa’da scouting network’üne bağlayıp kulübe katkıyı katmerlemeye çalışıyoruz…

Şu ana kadar etüd ettiklerimiz emin olun nokta atışı oyuncular, fakat transfer gerçekten farklı dinamikleri olan bir alışveriş türü… iki taraf anlaşıp istese de bir sürü etken süregeliyor… yukarıda da belirttiğim gibi Beck transferini açtığımızda bir transfer hikayesini WK olarak ilk siz okursunuz…

Bu sene için de emin olun listeler çok önceden hazırlandı – etüd edildi ve ediliyor – nokta atışları için çabalanıyor… üstelik Beşiktaş artık bir pozisyon için bir oyuncu peşinde koşmuyor artık… bir pozisyon için aynı anda 4-5 oyuncuyla görüşülüyor… sıkıntı yok… her türlü hazırız inşallah…

Gaga Pençe

SA

Serdar Aziz YILDIRIM

Bırakın bu adamı ya! Yine fener alır, turşusunu kurar, orada tatlı para veriyorler, Ozan’dan, Volkan’dan duymuştur. Sakatlıktan beri gelmiyor. Ya birde 7-8 milyon avrodan açmışlar kapıyı. Beş para atmez.

RE: Önümüzde ne gibi konular var ? Siz de katkı yapın lütfen

Bizde çok uzun zamandan beri sağ ve sol bek olmadı.

Bence ne Motta , ne ismail ne beck ne de Serdar kanat beki değildiler. Olmak istediler yada olmaları istendi ama olamadılar.

Olamazlar da ; çünkü bu arkadaşlarda anticipation denilen önsezi , doğru zamanda doğru yerde olabilme mefhumu yok.

Özellikle ismail’de bunu çok gördük. Ya ofsaytı bozan adam oldu yada adamını kaçırdı gol yedik.

Dörtlü defansta , dengeyi bir kişi dahi bozsa , gol yemek çok kuvvetli bir ihtimaldir.

Yediğimiz gollerde her iki kanat bekinin de verdiği sıkıntı çok büyüktü ; eğer bu sene benzer adamlarla oynayacak isek , göbeği Puyol – Nesta yapsak , öne Patrick Veira Gattuso yapsak anlamsız..

Zincirin gücü en zayıf halkası kadardır.. Oradan kopar..

Çat..

RE: Önümüzde ne gibi konular var ? Siz de katkı yapın lütfen

defansa düşen yük son maçlarda tavana vurmuştu. Atibanın isyanları gözümün önüne geliyor da, defansif kurguda bazı küçük oynamalar yapmak gerekebilir diye düşünüyorum.

2 yönlü bekimiz olmamasına rağmen bu kadar sıkıntı yaşıyorsak, buralara gelecek takviyeler, defansif sıkıntıları büyütebilir. Atibanın maç sayısını azaltmalı ve kanatlarda geriye gelebilen isimler tercih etmeliyiz

RE: kısa…kısa…

“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”

Yaşar Kemal

Transfer akışı içinde, yanlış pozisyonlar ve stratejiler alıp , demirin tuncuna kalmayız inşAllah.

Melo haberini yapan da , usta’nın bahsettiği “insanın piçine kaldık” cümlesindeki tanıma giriyor abi. Yapacak bir şey yok malesef..

kısa…kısa…

— bizim transfer ekibi nerede? sağ gösterip sol vuracaklar anlaşılan 🙂 şimdiye 2 stoper gelmeliydi.
— Şener, Ozan, Volkan şen, bu üç  ünü milli takıma alan kafaya mevsimi değil ama turp sıkayım 🙂
— medya dalga geçerek transfer haberi yapıyor, bizimkiler ne diyor “yok öyle bir şey” ulan ben olacam o medyanın  yedi sülalesinin hatırını sormazsam!
— Melo’yu bize yar eden gazeteci her kimse, helal olsun, tirajını çok artırdı, ama yalancı olarak öteki dünyada çok yanacak dingil!

Önümüzde ne gibi konular var ? Siz de katkı yapın lütfen

Aklıma gelenler :

Gomez kalacak mı ?

Boyko gidecek mi?

Ben Arfa gelecek mi ?

Sağlam iki stoper ve iki bek (sol/sağ) alınacak mı ?

Tolga gene 1.kaleci mi olacak ?

Atiba dinlendirildiğinde yerinde kim oynayacak ?

Rakipler neredeyse bizim oyun sistemini çözdü gibi ; işi biraz sıkı tutan ciddi sıkıntı veriyor ; Şenol Hoca bir B planı da üretecek mi ?

Hedef 10 sezonda 8 şampiyonluk

Her futbol kulübünün bir karakteri vardır. Fenerbahçe yıllardır üretmeyen, araştırmayan, olmuş olanın parasını vererek alan bir kulüp. O yüzden UEFA kriterlerine ayak uydurması zor olacaktır. Ya ceza almayı göze alarak yine para savuracaklar, ya da kötü hoca, kötü karakterli oyuncu kombinasyonları ile başarısız olacaklardır.
Galatasaray, alt yapıdan oyuncu çıkarabilen, genç oyuncu bulabilen bir kulüptür. Ancak onların da sıkıntısı son dört beş senede yapmış oldukları tarnsferlerde, kalitesi belli oyuncuların değerlerini düşürerek takımdan göndermeleri. Bruma, Dzemali, Chedjou , Ambrabat, Denayer gibi şu an aklıma gelen ve piyasası olan oyuncuların piyasasını düşürerek takımdan yolladılar. Ayrıca çok fazla ücretini ödemek zorunda oldukları ve kiralık yolladıkları oyuncuları var. UEFA kriterlerine uymak için bu maaş yüklerinden kurtulmaları gerekir. Bu da çok kolay olmayacak, çünkü hiç bir kulüp, o oyunculara Galatasaray’ın sözleşmesindeki maaşları vermez. Bu yüzden özellikle ucuz ve gelecek vaat eden oyuncuları almakta zorlanacaklardır.
Trabzonspor bölge olarak iyi futbolcu yetiştiren bir bölge. Ancak onlar da yıllardır transferde çok karavana attılar. En büyük problemi de sabırsız bir taraftarı var. Yönetimsel olarak da sıkıntıları devam ediyor. Futbol kamu oyundaki sempatilerini de kaybettiler. Önce tekrar herkesin ikinci takımı durumuna gelmeli, bölgesel oyuncuların ağırlıkta olduğu bir kadro kurmalı ve yabancı transferini de kendisine yakın coğrafyadan yapmalılar. Ama Ersun YANAL’la anlaşmalarından dolayı tercih edecekleri yolun bu olmadığı gözüküyor. Çünkü Ersun YANAL’da, olanı maksimum kullanan ama üretim yapmayan bir hoca tipi.
Beşiktaşımızın avantajı, bu kulüplerden daha önce UEFA’ nın Finansal Fair Play ağına takılmış olması. Ayrıca, mütevazi olmaya, alt yapıdan çıkan oyuncularla, gençlere sabır göstermeye, gerekli olduğunda ve izah edildiğinde ikincilik, üçüncülük gibi neticelere de sabredebilecek bir kulüp karakteri var. Bu yüzden neredeyse hasarsız ve olabilecek en kısa zamanda UEFA şartlarına uyma sürecini atlattık. Şu anda profesyonel bakan yerli bir futbolcu için Türkiye’de tercih edileceği ilk takım Beşiktaştır. Ayrıca Demba Ba, Gomez, Sosa, Queresma’daki olumlu anlamda gelişme ve performans artışları, kariyerli yabancı futbolcu transferinde de işimizi kolaylaştıracaktır.
Yukarda saydığım sebeplerden dolayı, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bu süreci atlatması bizden daha uzun sürecektir. Sadece kulüp kültürü olarak daha müsait olan Trabzonspor, süreci kolay atlatabilir ama onlarda hâlâ yanlış sularda yüzüyorlar.
Biz, şampiyonluk ve şampiyonlar ligi gazına gelmeden, transfer ve para yönetiminde taviz vermeden, her sene en az bir oyuncuyu satarak ve scout işini yine sıkı tutarak, önümüzdeki 10 sezonda 8 şampiyonluk alabiliriz. Avantajlıyız, ama gaza da gelmememiz gerekiyor.

Yeni Demba Ba + Gomez karışımı Futbolcu adayım

Her ikisinden de özellikler taşıyor ;

Ben boş zamanlarımda scout diye tabir edilen mesleğe dair, çok amatörce bir hobi edindim.

Uydudan izlediğim maçlar ; yabancı forum siteleri ve youtube videoları ile bazı isimleri gözlemliyorum.

Onlardan biri de :

Benik Afobe

Kongo kökenli , 1993 doğumlu , ingiltere de oynayan 1.83 boyunda siyahi forvet arkadaş.

Şu videoyu vakit olursa izleyin :

Paraya kıyıp alınabilecek bir oyuncu. Hem Demba ba hem de Gomez karışımı bir adam.

Son vuruşlar Gomez , topa hakimiyet ve fırsatçılık Demba Ba

ve bence yeni Ferdinand …

Beşe alır , iki sene içinde 15 e satarız.

Selamlar

RE: Beşiktaş’tan Karcemarskas hamlesi!

Burada hic haklarını yemeyelim. Mavilinin yerli, kırmızılının da yabancı kalecilerdeki basarısını ornek almamız lazım. Yası gecmis adamlara degil, is yapan, hercekten kaliteli kaleci almamız lazım, en az 4-5 sezon gidebilsin. Sezonluk cozumlerden is cıkmıyor. Takımdaki son süper kaleci Rüstü idi. O da cok gec geldi. Paraya kıyıp, gercekten süper bir kaleci alınacaksa alınmalı. Yoksa, eldekiler gayet iyi. Boyko da dahil. Bu sene cok iyi olur. Umudum var. Ama gitmek istedigi dogruysa, adam lazım. Gelen, Tolga’yı yedek bırakmalı. Daha genc olmalı. Hedefleri olmalı.

Şampiyonlukta yeni sezon formalarını pazarlayamamak

Şu işi bir türlü beceremiyoruz. Ülkede becerebilen de yoktu. Osmanlıspor’a dek. Son macta yeni sezon formalarını giydiler. En iyi pazarlama yontemi. Sıcagı sıcagına tattırmak insanlara.

Sampiyon olmusuz. Butun mecralarda odak durumdayız, neden erkenden cıkarılıp, pazarlanmaz? Bilen varsa paylasabilir mi? Avrupa’nın onde gelen kulupleri erkenden paylasıp, giymeye basladılar bile. Bayern, Dortmund macında giyildi mesela.

Neden erkenden cıkarılmıyor? Ne zaman cıkarılacak?

RE: Referans sezon 2015-16 (genel değerlendirme)

Selamlar
Beşiktaşlılıgı, hayvanlar gibi boguren degil, icli icli, hisseden insanlar toplulugu oldugu icin seviyorum. Besiktaslılık bu yuzden dogustan.

Yazı icin tesekkürler.
Satır baslarımı da ekleyeyim.

1. bu topluma Beşiktaş lazım
2. Beşiktaş’ın şampiyonlukları sıradan değildir
3. üç sene önce yanıp her tarafa savrulan küllerinden “feda” diye doğarak kurulan bu model.

Oğuzhan Özyakup kendini aşmaya devam ediyor

Dün akşam İngiltere ile oynadığımız özel maçta , çok şükür tarihteki ilk golümüzü attık.

Golün ölümcül pasını veren Oğuzhan , artık kendni aşmış durumda. Volkan ın olabileceği en tehlikeli alanda olmasını sağlayan bu pas golü getirdi.

Oğuzhan bambaşka bir adam haline dönüştü. Kendi kumaşı kadar , Şenol Hoca nın katkısı da çoktur.

Hazır böyle bir hocamız varken , çok yetenekli bir genç kardeşi daha parlatma zamanıdır.

Altyapıdan bir stoper mi olur , izlenen ve derin bir patlama yapacak forvet mi olur..

En az on milyon Eur luk bir gelir elde ettirecek bir oyuncu lazım.

Fırsat bu fırsat..zaman bu zamandır..

Referans sezon 2015-16 (genel değerlendirme)

Selamlar, sevgiler;

Şu anda, şampiyonluk coşkusu ile yazılan duygusal yazılardan birisini okumak üzere değilsiniz. Bu yazı, istatistik gibi, tarih gibi, rakam, fotoğraf gibi gözle görülen, somut, net gerçekler üzerine yazılan bir saptama yazısı.

2015-16, Türkiye Ligi’nin izlediğim 36. sezonu idi. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bir çok bakımdan referans bir sezon oldu.

36 senenin bana öğrettiği, hepsini topladığımda “neden Beşiktaşlıyım” sorusunun cevabına ulaştığım bazı şeyler var.

Bu lige, bu ülkenin sporuna, bu topluma Beşiktaş lazım diye boşuna söylemiyoruz. Çünkü Beşiktaş başarıları ile diğer herkesten farklı şeyler anlatıyor.

Futbolun kendisinden yola çıkacaksak ilk saptamamız şöyle… Bu ligde Beşiktaş şampiyon olduysa bilin ki sahanın içinden çıkıp olmuştur.

Yanlış anlaşılmasın. Bu, diğer şampiyonların tüm şampiyonluklarının tartışmalı olduğu anlamına gelmiyor. Saygısızlık etmek istemem.

Ama şöyle bir algoritma var… Diğer kulüpler futbol oynamasa da şampiyon olma lüksüne sahiptir. Beşiktaş ise futbol oynadığı her sezon şampiyon olamayabilir ama futbol oynamadığı hiçbir sezon şampiyon olamaz.

Zira, Beşiktaş sistemin serbest bıraktığı sezonlarda kendini gösterme şansı bulur.

Başka bir kulüp olsa, bu kadar bastırılma sonucu önünde sonunda küçülürdü. Örnekleri çok. Ancak, etrafınıza bakın, kutlamalara bakın. Semt takımı dedikleri Beşiktaş’ın her yaştan, toplumsal sınıftan, meslek grubundan milyonlarca gönüldaşı ülkenin her yerini bayram yerine çevirdi.

UEFA kupası yok, yıldızlara boğulmadı, en çok taraftara sahip değil, gazetelerin, tv’lerin baş köşesine kurulmaz, her sene başına numune olaylar gelir, sahada 12 kişi oynamaz ama bu camia küçülmedi, büyüdü.

Nedeni basit… Çünkü yıldızdı, ratingdi, kupaydı diye nicel ölçütlerle öne çıkarılan kulüpler “en çok konuşarak” büyütülemiyor.

Toplum her başarının arkasındaki asıl mesajı, hikayeyi anlıyor. 2011’de 17’de 16 yapan Fb’nin başarısı ya da geçen sene kırmızı kart görmeden şampiyon olan Gs’nin başarısı ile bu başarı arkasındaki öyküyü ayırt edebiliyor.

1980-90’lardan bahsedince herkes “Metin-Ali-Feyyaz”lı takımın çatır çatır alınmış şampiyonluklarından övgüyle bahsediyor ama 8-0’lık (!) maçla gelen Gs şampiyonluğundan konuşan yok.

Çünkü vicdanlar ister istemez “hak edilmişliği” kendine kaygı yapan camiayı görmezden gelemiyor.

Kalplere, vicdanlara yıldız, rating prangası koyamıyorsunuz işte!

Beşiktaş’ın şampiyonlukları azdır ama özdür. İçerik vardır, bir hikayesi vardır. Beşiktaş’ın şampiyonlukları sahanın içinden gelir, anlatır, yönlendirir, nefes aldırır, “bu da varmış” dedirtir, toplumsal hayatın her anına dokunur, bıkkın topluma moral verir.

Bu nedenle Beşiktaş’ın şampiyonlukları sıradan değildir. Sekiz senede, on, oniki, onbeş senede bir gerçekleşir ama toplumun içine en çok sinen, en fazla insanı paydasında buluşturan, rağmenlere rağmen gelen, “helal olsun” dedirten şampiyonluklar siyah-beyazdır.

2015-16 şampiyonu Beşiktaş…

Soruyorum.

Futbol bu sene çirkinleşti mi? Seviyesiz, çizgisinden çıkmış, ayaklara düşmüş, dünyayı kendimize güldüren, “yuh artık bu kadar da geri miyiz” dedirten saha içi ya da dışı hadiseler oldu mu?

Sahada avaz avaz küfredip hakemin kulağını tıkadığı (!) bir Beşiktaşlı gördünüz mü?

Sekiz kere atılması gerekirken atılmayan Beşiktaşlı oyuncu var mıydı? Sahi Beşiktaş kırmızı kart görmeden mi şampiyon oldu?

Sahayı eşelemesine, maçın ortasında formasını çıkartıp oyunu sabote etmesine rağmen hakemin görmediği (!) bir Beşiktaşlı izlediniz mi?

Tarlalar yeşillendi mi?

Hakem soyunma odaları basıldı mı?

Hakemin görmemesi (!) sayesinde kendini ceza sahasının içine balıklama atıp aldığı sahte penaltılara, sahte faullerle aldırdığı kartlara çaktırmadan sırıtan Beşiktaşlı oyuncu var mıydı?

Beşiktaş maçı öncesinde, o kadar oyuncu içinde çizgiye bastığı için ya da daha çıkış tünelinde gördüğü kartla (!) cezalı duruma düşen Gs ya da Fb oyuncusu oldu mu?

Beşiktaş şampiyon olurken, bir maçta beş oyuncusu atılan Fb ya da Gs takımına rastladınız mı bu sene?

Hakemlerin son senelerde olmadığı kadar az konuşulduğu bir sezon olduğunun farkında mısınız?

Peki farkında mısınız, medyada ya da çevrenizde bu sene için ağzını açan hemen herkes “hak edilen bir şampiyonluk”tan bahsediyor.

Beşiktaşlı yöneticilerin Federasyona çıkartma yaptığını ve hakem kararlarının aniden yön değiştirdiğini izledik mi?
Ligin son döneminde en kritik maçlarda Anadolu takımlarının hocalarının ve futbolcularının üzerinde yapılan geleneksel spekülasyonların bu sene kadar boşa çıkarıldığı bir sezon hatırlıyor musunuz?

Benzer şekilde, her sezonun son döneminde artık bıktırmış olan hatır gönül yatışları, yenen komik goller, kendi takımının kaçırdığı gole sevinen futbolcular gibi tartışmalı anlar yerine futbolun çatır çatır oynandığı maçlar izlendiği bir sezonu en son ne zaman hatırlıyorsunuz?

Toplumda başarının meşruluğu konusunda böyle büyük bir konsensus olan en son hangi sezonu hatırlıyorsunuz?

Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin.

Futbol barışının özlenen seviyeye gelebildiği sezonlar neden acaba genelde Beşiktaş’ın az ama öz şampiyonluklarının yaşandığı seneler olur sizce?

Ha, algı yönetiminin ya da esaretinden çıkamadığı sloganların rüzgarına kapılıp, rakamlara, istatistiklere, tarihe bakmadan Beşiktaş’ın kollandığını düşünen kolaycı azınlığı unutmamak lazım tabii. Ancak, onlara sorsanız geçen sene de “Süleyman Seba” sezonu olduğu için Beşiktaş şampiyon yapılıyordu ama sezon sonu hakem hataları Beşiktaş için felaket olurken bütün dünya kırmızı kart görmeden şampiyon olan ilk kulüple tanışmıştı bile.

Algı yönetimi böyle bir şey işte! Hedefi tamamen sormayan, okumayan, analiz etmeyen, derinlemesine bakmayan insanlar. Bizde de milyonlarcası var maalesef.

Algı yönetimi ile hareket edenlere itibar etmiyoruz ve bir de bu sene var olanları hatırlatmak istiyoruz.

Bu sene dikkate almak zorunda olduğumuz başka şeyler de vardı.

Sahası olmayan bir Beşiktaş vardı. 34 maçın 31’ini evinin dışında oynayan ilk şampiyon olarak tarihe geçti.

İlk yarıda uyumunu tutturduğu stoperlerinin (Rhodolfo-Ersan) ikisini de kaybederek, ikinci devre nereyse stopersiz oynayan bir şampiyon vardı.

Benim gördüğüm 36 sezonun şampiyon takımları içinde kaleci performansı en kötü şampiyon bu Beşiktaş idi.

Oynayacağı maç öncesi Trabzon gibi bir deniz memleketinde bile saha kardan kapandığı için, kardan kaçsa sise yakalandığı için maçları ertelenerek maç ritmi bozulan bir şampiyon vardı.

Daha sezon başı rekor kırdığı transfer harcaması ile ekranları, spor sayfalarını geleneksel olarak işgal etmiş olan rakibine karşı arada sırada gündeme getirilen bir şampiyon. Hatırlayın, sezon başında ekranlarda “Bismillah” deyip Fb onbiri yapan yorumculardan, programlardan artık midemiz kalkmıştı.

Medya demişken… Sağ olsun gene sezon boyu müthiş performans gösterdi. Göstermese hatırımız kalırdı zaten!… Ligin en kritik haftalarında lideri bırakıp ilk sıradan Fb haberlerini veren, sözü Fb’nin şampiyonluk olasılıkları üzerine kuran, Beşiktaş’ın zaaflarını öne çıkartan saygın medyamız, baktı olmuyor, şampiyonluktan sonra kendini basketbola, tenise, hatta eskrime verdi. Sezonun şirini olmayı gene başardı.

Tam Beşiktaş şampiyonluğunu ikinci plana atmak için basketboldaki Fb şampiyonluğuna hazırlanıyordu ki, olmadı! Basketbol bu ülkede az daha hayatın anlamı, varoluşun nedeni haline geliyordu da direkten döndü, farkında değilsiniz!

Bu arada rakipler gene durmadı.

Federasyondan, ertelenen Gs maçını, Beşiktaş’ın Gs maçından sonra oynama isteğini seslendirirken kameralara yakalanan Başkanlar mı ararsınız?

Bugüne kadar Fb ya da Gs’ye hiç yapılmayan bir uygulama ile, şampiyonluk maçı öncesi Beşiktaş’a doping kontrolüne gelen eski Fb çalışanı Federasyon yetkilileri mi istersiniz?

Hepsi vardı…

Kısacası, rakipleri de medya da bildiğiniz gibiydi. Elinden geleni ardına koymadı!

Ancak bu sezon hiç birisi rekabeti çirkinleştirmeyi başaramadı.

Bununla da bitmiyor.

Bu sene ibretlik anlar, görüntüler yaşadık.

Zaman öyle güzel öğretmen ki!

Senelerce “Canım Beşiktaşlılar da profesyonel değil. Pancu da atsaydı, Atiba da basmasaydı, Fb’nin büyüklüğünü çekemiyorlar” diye hakem skandallarını dikkate almayan nicesinin Braga’daki hakem faciası ile düşüşe geçen Fb’yi hicranla izlediklerini ve hakemlere veryansın ettiklerini ibretle not ettik.

Artık bunu “Braga’nın büyüklüğünü (!) çekememeye” bağladılar mı bilemiyoruz ama ders ağırdı.

Oniki senedir saatler, sayfalar süren çabamıza rağmen anlatamadığımızı bir Hırvat hakem 90 dakikada tek kelime etmeden anlattı ya. Bu da bu sezona nasip oldu.

Beşiktaş’ın Gs’yi deplasmanda yenerek şampiyonluk kupasına iyice asıldığı maçtan sonra kireç gibi bir yüz ve buz gibi ses tonu ile maçı anlatmak zorunda kalan, neredeyse ağlayacak kadar üzülen ekran yüzlerini izledik. Radyoda sesi titreyen adam duydum yahu, düşünün!

Senelerce ülkeyi yapay bir sarışın rekabete mahkum bırakan, sezon içi Beşiktaş ağzıyla kuş tutsa üçüncü sayfaya tıkıştıran gazetelerin manşetlerinde tatlı tatlı şampiyonluk öyküleri yazdıklarını gördük.

Doğru. Beşiktaş az şampiyon oluyor ama bir oldu mu da çok taşı yerinden oynatıyor!

Hep iddia etmişimdir. Bu ülkeye sportif anlamda lazım olan, onu sporda bir ekol haline getirecek olan fark, başarılı olurken ortaya bir model koyabilmektir.

Kimse kusura bakmasın bunu Beşiktaş yapıyor.

Bu yüzden Beşiktaş’ın şampiyonlukları daha değerli hale geliyor.

Beşiktaş’ın 1970’lerdeki suskunluğunu üzerinden atışı nasıl oldu hatırlayın.

1984 yılında Süleyman Seba’nın başkanlığı ile başlayan dönemde Beşiktaş başarıdan başarıya nasıl koştu? O dönemde (ki elinden alınan üç şampiyonluğa rağmen) Beşiktaş’ın başarıları gene toplumun tamamınca kabul görüyor, tartışmasız, içe sinen ve mesajlarla dolu başarılar olarak tarihe geçiyordu.

O dönemde de Fb en pahalı transferlerle manşetlerde boy gösteriyor, başarısı için göklere el açıp dua eden medyanın desteği ile yarışıyordu.

Beşiktaş ise ortaya başka bir model koymuş, altyapısından ya da Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen gençlerin oluşturduğu takımla mücadele etmişti. O takım rekabeti hiç çirkinleştirmedi. O takım başarılı olurken hiç antipatik olmadı. Toplumun her kesimi bu başarı modelini benimsedi. O takım başarılı olurken ülke sporu kazandı.

Tanıdık geliyor mu?

1990’ların ikinci yarısından itibaren iyice yerlere düşen rekabet seviyesi ülke sporunda hem barış iklimini bozdu hem de ekonomik dengeleri değiştirdi. Beşiktaş’ın bu dönemde sadece iki şampiyonluğu vardı. 2003 ve 2009… İkisinde de toplum şampiyonluğun meşruluğu üzerinde birleşti, futbol nefes aldı.

Tanıdık geliyor mu?

Bu seneki şampiyonluk gene 1980’lerde başlayan Beşiktaş dönemi gibi ortaya konan bir modelin eseri idi.
Zaten taraflı tarafsız herkes bu modeli gördüğü için Beşiktaş’ın başarısına sempati duyuyor.

Hakem soyunma odası basarak değil, sahada olmayacak hareketleri yapıp korunarak değil, göreceği kırmızı kartları görmeden, rakibinin beş oyuncusu atılarak, medyayı arkasına alarak değil, üç sene önce yanıp her tarafa savrulan küllerinden “feda” diye doğarak kurulan bu model Beşiktaş’ın, sıradan sarışın başarılardan bunalmış topluma yeni hediyesidir.

O günlerde hepimiz haklı olarak karalar bağlamıştık.

Ancak, inanın UEFA’nın mali disiplin dayatmasının bu ülkede önce Beşiktaş’a çarpması avantaj oldu.

Çünkü o sene bıçak kemiğe dayandı. Bıçak kemiğe dayanmadan oralı olmayan bir yapımız olduğu için ilk Beşiktaş içti acı ilacı. Bu bir öne geçişti aslında.

Ve şanslıyız ki ona göre bir yönetim geldi.

Ben sıradan taraftarım. Perde arkasını, detayları bilemem. Gördüğümü söylerim.

Beğenelim beğenmeyelim… Mevcut yönetim, attığı adımlarda (hatasız olmasa da) en az hatayı yapan, camiayı kandırmayan, rekabeti çirkinleştirmeyen, transferde, borçlanmada, mali yapının düzeltilmesinde, kulübün gelirlerinin modern koşullara uyacak şekilde çeşitlendirilmesinde sinekten yağ çıkaran ve Beşiktaş’ın adını hak ettiği seviyede tutan tarzı ile bu dönemde ortaya yeni bir model koydu.

Pahalı transfer yerine, akılcı bir yolla, alt yapısını kaliteli liglerde almış gurbetçi oyunculara yönelen, yabancı transferinde hata yüzdesini en aza indiren ve teknik adam seçimlerini sırası ile Samet Aybaba, Slaven Bilic ve Şenol Güneş gibi giderek bu modele en uyan ismi bulmaya doğru yapan da bu yönetim idi.

Özellikle teknik adam seçimleri günü kurtaran, öylesine ya da alelacele yapılmış seçimler değildi. Bir politikanın içinde yerini alan, gereğini yapacak teknik adama adım adım gidildi.

Gurbetçi olarak Oğuzhan, Veli, Töre, Olcay, Frei, Tolgay, Ömer, Cenk gibi isimler aşama aşama takıma kazandırılırken, bu çatının altına konan yabancı oyuncuların transferinde de az hata yapıldı.

Misal, golcü transferinde hep bir üst basamağa çıkıldı. Samet Aybaba’nın elinde Almeida vardı, Biliç’e Demba Ba nasip oldu, Şenol Güneş ise Mario Gomez ile çalıştı… Hep bir adım yukarı çıkıldı.

Bu dönemde takım hep bu temelin üstüne kat çıktı. Hatta uzun zamandır ilk kez o katlar çıkılırken oyuncu satılarak bir taraftan önemli gelir edilerek Türkiye’de bir istisna daha yaşatıldı.

Bu dönemde Federasyon, tam bir ülkem sığlığı ile yabancı sayısını serbest bırakıp Fb’nin değirmenine su taşıdı, Beşiktaş’ın transfer politikasına darbe vurdu.

Bu dönemde mali kriz içindeki Gs iki defa CL şansı kullandı.

Bu dönemde hakem çifte standartlarının aleyhte zirve yaptığı onlarca maç oynandı.

Ancak, bu dönemde rekabette bel altına hiç vurmadı Beşiktaş. Hakkı yendiğinde dahi söylemini sertleştirdi ama hiç çirkinleştirmedi. Başkan’ın, yöneticilerin ve teknik adamların demeçlerine dikkat edin.

Bu arada Türkiye’nin belki de en güzel ve modern stadı tamamlandı.

Bana, “Beşiktaş yönetiminin büyük hedefi nedir” diye sorarsanız cevabım, yönetimin asıl hedefinin, bu rekabet ortamında yarışabilmek için sistemin bir kenara atamayacağı değerde bir kulüp olma gerekliliğini görmesi nedeniyle önce karşısında duran sistemi oradan kaldırmak olduğunu söylerim.

Sarışınların nemalandığı pastanın paylaşımında oluşmuş vahşi kurallara karşı çıkacaksak önce orada söz sahibi olmamız gerekir.

Yönetim Beşiktaş’ı madden güçlendirerek ligin rekabet koşullarına uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Başka deyişle, sarışınların beslendiği sistemin taşlarını yerinden oynatmak istiyor.

Bunun için de stattan tutun da lisanslı ürün satışına, sponsorluk gelirlerine kadar tüm başlıklarda saldırgan bir politika izliyor.

Başkan, verdiği demeçlerle doğrudan camianın üzerindeki “müzmin üçüncü” etiketini hedef alıyor. Sanırım onun kafasındaki Beşiktaş, temsil ettiği manevi değerlerden taviz vermeden de günün koşullarına uyabilen ve rakiplerinin karşısına senelerce rakiplerinin kullandığı ekonomik değerlerle çıkan bir kulüp. Bunun için de önce camianın ölü toprağını silkelemesi lazım.

Beşiktaş’ı, tarihinde olmadığı kadar “elitlere de” hitap eden ama rekabette bel altına vurmayan, bu ülkenin görmediği, ülke üstü bir çizgiye getirmek istiyor.

İşte ben buna yeni bir model derim.

Beni gelecek için en çok umutlandıran, Beşiktaş’ın mevcut yönetiminin gerçekçi ve doğru bir hedefe, bilinçli politikalarla gidiyor olmasıdır.

Referans bir şampiyonluk yaşadık.

Benim gördüğüm, bu lig çok şampiyonlar çıkardı, çok şamatalar, eğlenceler izledi ama bu tip içi anlam yüklü, model oluşturan ve topluma ilaç gibi gelen başarılar genelde siyah-beyaz oldu.

Sezon ortasında Beşiktaş’ı yayından fırlamaya hazır bir ok olarak tanımlamış ve şampiyonluğu okun fırlaması olarak gördüğümü söylemiştim. Ok yaydan çıktı.

Gs’nin gerilemeye girdiği, Fb’nin on yıllardır ortaya koyduğu “para bende, rating bende benim borum öter” zorbalığından başka hiçbir model ortaya koyamadığı için iyice antipatikleştiği şu dönemde o okun daha çok yol alarak hedefe varması Türkiye’nin hayrınadır.

İnşallah bu yolculuk futbol ilahlarının duygusal tercihlerine kurban gitmez.

Tertemiz şampiyonluğumuz camiamıza ve ülkemize hayırlı olsun.

Cengiz Gürsel

Reto Ziegler Solbek Alternatifi olur mu ?

2011/2012 de , 32 maç altı asistle oynayan bu arkadaşın performansını takdir etmiştim.

Daha sonra bir kere gündeme geldi ama neden olmadı hatırlamıyorum.

Otuz yaşına geldi ve İtalya Seri A da kariyeri boyunca 146 maça çıkmış 4 gol 16 asistle oynamış bir solbek , benizm nazarımda İsmail den iyidir.

Halihazırda solbeke transfer olacak mı , çok bomba adamlar izleniyor mu bilmeden yazıyorum bu yazıyı.

Elbette fişek gibi , zeki ve değer katacak genç yada daha kariyerli birini ben de isterim ama , bu arkadaşa da hep sempati ile baktım.

Ülkeyi de tanıyor.

Ve ben Ş.ligi maçlarında İsmail kardeşimizin olduğu kanattan endişe duyarım.

RE: Beşiktaş’tan Karcemarskas hamlesi!

🙂 Hüsnü abi , uefa da final oynayan adamı getirttik durum ortada 🙂

isimden ziyade duruşa bakmak lazım artık bence. Bu kardeşimizi şahsen başarılı görüyorum.

Yıllardır önündeki patates defanslara rağmen dimdik duruyor ; ne alışma süreci ne motivasyon yokluğu..

önüne de sağlam bir dörtlü koyarsak , hem maliyet açısından hem de adaptasyon açısından sorun çıkmaz gibi..

son yaşadıklarımızdan sonra , boş kale bile daha anlamlı geliyor bana..

en azından direk falan idare ediyoruz..

RE: Abiler , boyko’dan umutlu musunuz?

Boyko’ya bir şans daha vermek lazım. Neden mi? O gelince, Tolga bir nebze kendine geldi. rekabeti gördü. Boyko değilde , Tolga 1.kaleci mi olmalı, yoksa yerine birini mi almalı? Soru bu olmalı.

RE: Abiler , boyko’dan umutlu musunuz?

Bana pek uyum sorunu gibi gelmedi de ; hayırlısı inşAllah.

Ben de çok isterim başarılı olmasını ; gerek boy gerekse duruş açısından on numara.. Fakat çok dağınık ve zerre konsantrasyon yok gibi..

Adamın yüzünde acı çekiyorvari bir ifade var.. Çözemedim..

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (Değerlendirme)

DEĞERLENDİRME

Türkiye’de futbolun endüstrileşmesi ile gelinen noktada sistemin takımlara olan bakışı farklılaştığından, sahanın içinden çıkan sonucun oyunun kurallarından çok sistemin ihtiyaçları doğrultusunda olması gibi tartışılan bir durum yaşanmakta.

Sistemin takımlara olan bakışının en önemli ipucunu da hakem hatalarının dağılımı vermekte. 2015-16 sezonu hakem hataları dağılımı özellikle bir önceki sezon ile kıyaslandığında ortaya çarpıcı sonuçlar çıkartıyor.

Bir önceki sezon, yani 2014-15, “Süleyman Seba” sezonu olduğu için Beşiktaş’ın şampiyon yapılacağı algısı yaratılmaya çalışılan bir yıldı. O sezonun sonunda ise hakem hataları dağılımı Beşiktaş için adeta bir felaket olmuş, hatta dünya “kırmızı kart görmeden şampiyon olma (!) başarısını” gösteren Gs ile tanışmıştı.

2015-16 ise Beşiktaş’ın hakemlerle çok daha barışık olduğu bir yıl olarak kayda geçti. Her ne kadar bu “barışıklık” algı yönetimi tarafından yeniden “kollanma” olarak gösterilmeye çalışılsa da tablonun tamamına bakıldığında 2015-16’nın nispeten:

– Beşiktaş’ın hak ettiği penaltıların daha çok verildiği,

– Fb ve Gs’ye olmayan penaltıların daha az verildiği,

– Fb ve Gs’li oyuncuların görmesi gereken kartları daha çok gördüğü,

– Beşiktaşlı oyuncuların derbi öncelerinde ve derbilerde yanlış kararlarla eksiltilmediği,

– Fb ve Gs’li oyuncuların derbilerde kart standartsızlığı ile korunmalarının söz konusu olmadığı,

– Hakemlerin maç içindeki kart, avantaj, duran top, ikili mücadele pozisyonlarındaki takdir haklarının daha tutarlı olduğu, bu nedenle oyunun bir taraf üzerine yıkılması, bazı önemli oyuncuların sindirilmesi ya da bir tarafın hızının kesilmesi gibi durumların daha az ortaya çıktığı,

– Futbol tarihinde ya ilk ya da çok ender görülen hakem kararları çifte standartlarının hiç yaşanmadığı,

gözlendi.

Ki bu, aslında futbol kamuoyunun alışık olmadığı bir çizgi olduğu için yadırgandı.

Aslında “kollanma” olarak gösterilen, hakem hatalarının nispeten daha adil dağılması, diğer deyişle hakem hatalarının Beşiktaş’ın önüne çıkmamasından başka bir şey değildi.

Hakemlerin Beşiktaş’a bakışındaki bu farklılık bazı sembol pozisyonlarda kendini belli etti. Bu da rekabet ortamını son senelerde görülmediği kadar adil bir çizgiye yaklaştırdı. Beşiktaş için mesaj açıktı… Karşında hakem kararlarından kaynaklanan bir engel yok. Futbolunun karşılığı ne ise onu alacaksın!

Şenol Güneş ve takımı bu mesajı bir artı motivasyon gücü olarak kullanmasını bildi.

Böylece Beşiktaş, bir önceki sezona göre futbolunu daha rahat oynadığı bir rekabet ortamına kavuştu. Zira, şimdi en azından kafalarda ne yaparsa yapsın şampiyon yapılmayacağına dair bir ön yargı yoktu.

Bu sayede rakiplerinin ikisinden de daha iyi takım olduğu için var olan hakem hatalarının yarattığı yükü oynadığı futbolla hafifletmede daha başarılı oldu. Rakamlara göre, Beşiktaş’ın, karşılaştığı aleyhte hakem hatalarının yaşandığı maçları kazanma oranı oldukça yüksek.

Buna karşılık, Gs, her şeye rağmen gene lehine daha fazla hakem hatası olmasına karşın bu maçları puana dönüştürmede başarısız kaldı. Bu da Gs’nin oynadığı futbolun yetersizliğini başka bir yönden ortaya koydu.

Fb ise, bir sezon öncesinde özellikle ilk yarıda elde ettiği hakem hataları avantajından bu sene yoksun kalınca yarışta ekstra öne çıkma şansı bulamadı.

Özetle, sonuç çok daha fazla futbolun içinden çıktı ve kimse hakem hatalarından ekstra avantaj elde edemedi.

Türkiye liginde son 15 yılın hakem hataları dağılımına bakıldığında istisnai olan bu durum daha önce 2003 ve 2009 Beşiktaş şampiyonluklarında da gözlenmişti. Bu nedenle, Beşiktaş’ın, sistemin serbest bırakması ile 7-8 senelik döngülerle şampiyon olabildiği şeklinde bir algı oluştu.

Beşiktaş’ın sportif ve ekonomik anlamda güçlenmeye başladığı, Fb’nin son 15 senedir sergilediği rekabet tarzının toplumda iyice antipatiye dönüştüğü ve Gs’nin gerileme içinde olduğu bu dönemde şimdiki soru ise şu:

Peki hakemlerin kulüplere yaklaşımı bundan sonra nasıl olacak?

Cengiz Gürsel
19 Mayıs 2016

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (2014-15/2015-16 Kıyaslaması)

E) 2014-15/2015-16 KIYASLAMASI

Son olarak, önemli sonuçlar içerdiği için, hakem hataları dağılımının geçen sene ile bu sene arasındaki kıyaslamasını yapmak gerekiyor.

Burada, tüm göstergelerde olmasa da öne çıkan çarpıcı kıyaslara yer verelim.

– 2014-15 sezonunda Beşiktaş maçlarında yapılan 53 hakem hatasının 19’u lehte, 34’ü aleyhte iken, bu rakamlar bu sene 19 lehte, 18 aleyhte olmuş. Fb ise geçen sene 22 lehte/12 aleyhte hata yaşarken bu sene 27 lehte/21 aleyhte hata yaşamış.

– Beşiktaş’ın geçtiğimiz sezon toplam 17 penaltısı verilmezken, bu rakam bu sezon 8.

– Fb geçtiğimiz sezon 6 olmayan penaltı atarken, bu rakam bu sezon 3’e düşmüş. Beşiktaş ise geçen sezon olmayan penaltı atmazken bu rakam bu sezon için 1.

– Geçtiğimiz sezon Beşiktaş’ın rakipleri 10 defa görmesi gereken kırmızı kartı görmemiş. Bu sezon bu rakam 8. Beşiktaş bu konuda dezavantaj yaşamaya devam etmiş.

– Geçen sene Gs’li oyuncular 8 defa görmeleri gereken kırmızı kartı görmemişler. Bu rakam bu sene de 10. Bu sezon Fb 11 defa kırmızı karttan hata ile kurtulmuş. Beşiktaş ise her iki sezonda da 6 kırmızı kartı atlanan taraf olmuş.

– Hatırlanırsa, geçen sene Gs kırmızı kart görmeden şampiyon olan ilk takım idi! Beşiktaş ise geçen sezon 4 defa yanlış kırmızı kart görmüştü. Bu sezon bu rakam 0.

– Geçtiğimiz sezon üç kulübün de rakipleri 1’er kere hatalı kırmızı kartla eksik bırakılmış. Bu sezon Beşiktaş’ın rakipleri haksız kırmızı kart görmezken, Gs’nin rakipleri 3, Fb’nin rakipleri 2 defa haksız kırmızı kartla oyuncu kaybetmiş.

Buna göre geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında;

1. Beşiktaş’ın maçlarında yapılan hataların lehte/aleyhte oranı dengeye gelmiş.

2. Beşiktaş’ın atması gereken penaltılar daha çok verilmiş.

3. Fb’ye verilen ama olmayan penaltı sayısı daha az olmuş.

4. Beşiktaş’ın rakipleri hata ile kırmızı karttan kurtulmaya devam etmiş.

5. Gs ve Fb’li oyuncular ise, Beşiktaşlı oyunculara göre daha fazla sayıda kırmızı kartı görmemeye devam etmiş.

6. Beşiktaşlı oyuncular haksız kırmızı kart görmemiş.

7. Fb ve Gs’nin rakipleri, Beşiktaş’ın rakiplerine göre daha fazla sayıda haksız kararla eksik bırakılmış.

Diğer taraftan, bu değerlendirmede yer almayan önemli bir gösterge de ikili mücadeleler, ofsayt, avantaj, duran toplar, özellikle sarı kartlar gibi başlıklarda hakem takdir haklarının oyunun gidişatına etkisi.

Bu sezon, Beşiktaş’ın maçlarında hakem takdir haklarının oyunun gidişatını bir tarafa yığacak, bir takımın hızını kesecek, bazı oyuncuları hedef alarak sindirecek, bir tarafa tehlikeli noktadan duran top yaratacak şekilde kullanılmadığına şahit olduk.

Bu bakımdan en aleyhteki örnekler Beşiktaş’ın ikinci yarıda oynadığı deplasmandaki Trabzonspor (0-2) ve Başakşehir (2-2) maçları oldu. En lehteki örnekler ise iç sahada oynanan Fb (3-2), Sivasspor (2-0) ve Osmanlıspor (3-1) maçları idi. Bunlar haricindeki maçlarda takdir haklarının genel itibarı ile tutarlı kullanıldığı ve belli bir standartta olduğu gözlendi.

Ayrıca, bu sezonun geçen seneden önemli bir farkı Beşiktaşlı oyuncuların derbiler öncesinde tartışmalı kararlarla eksiltilmelerinin görülmemesi idi. Geçen sene Atiba’nın Konya’da, Gökhan Töre’nin Kayseri’de çifte standart olarak yorumlanan kararlarla eksiltilmeleri ve sırası ile Gs ve Fb maçlarında oynayamamaları gibi durumlar bu sezon yaşanmadı.

Benzer şekilde, Beşiktaşlı oyuncular derbilerde kart çifte standardı ile karşı karşıya kalmadılar. Geçen senenin aksine Fb ve Gs oyuncuları da kart standartsızlığı ile korunmadı. Geçen sene Emre’nin küfürlerine, Emenike’nin forma çıkarmasına rağmen sahada kalmaları, Gs’li Sneijder ile Veli arasındaki pozisyonda sadece Veli’nin atılması gibi çifte standartlar bu sene yaşanmadı. Kart hataları olağan hatalar olarak kaldı. Misal,

1. Beşiktaş’ın 3-2 kazandığı Fb maçında Beşiktaşlı Ersan’ın iki defa atılması gerekirken oyunda kalması,

2. 1-1 biten Fb-Gs maçında Fb’li Ba’nın atılmaması,

3. 0-0 biten Gs-Fb maçında ise Gs’li Podolsky’nin atılmaması,

geçen seneye göre çok daha olağan hakem hataları olarak kayda geçti.

2015-16’nın çok önemli sembol pozisyonları da oldu. Aslında bu pozisyonlar hakemlerin Beşiktaş’a olan yaklaşımlarının geçen seneden bu seneye nasıl değiştiğini gösterdi.

1. 10. haftada 3-3 biten Beşiktaş-Kasımpaşa maçının son dakikasında Beşiktaş’a verilen penaltı, ancak ağır çekimde süzüldükten sonra anlaşılabilecek kadar ince bir pozisyon olmasına rağmen verildi. Bu, geçtiğimiz sezon 17 net penaltısı verilmeyen bir takım bakımından dikkat çekici idi. (Not: Bu penaltı öncesinde Atiba’nın rakibine faulü söz konusu olduğundan, pozisyon tablomuzda Beşiktaş aleyhine gol hatası olarak yer aldı).

2. Beşiktaşlı Mario Gomez sezon boyunca sonuncusu 17. haftada olmak üzere üç sarı kart gördü ve bu limitte kaldı. Gomez’in kalan 17 maçta sarı kart görebileceği tek pozisyon 29. haftada Sivas deplasmanında rakibinin topuğuna basarak kramponunun çıkmasına neden olduğu pozisyon idi. Gomez rakibinden özür diledi ve sarı kart görmedi. Geçtiğimiz sezon Atiba’nın çizgiye bastığı için sarı kartla cezalandırıldığı bir ortamda bu sene hakemlerin Gomez’in hareketlerinde özellikle kartlık bir an aramaması ve pozisyonları doğru değerlendirmesi dikkat çekici idi.

3. 12. haftada oynanan Beşiktaş-Sivasspor maçında Sivaslı bir oyuncunun Tolga ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda arkadan yetişen Rhodolfo’nun çok hassas bir müdahale ile topu çalması üzerine hakemin penaltı+kırmızı kart vermeyerek pozisyonu on numara süzmesi lig standartlarına ve özellikle Beşiktaş maçları standartlarına göre mucizeye yakın bir gelişme idi.

(devam edecek)

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (Derbi Maçlarda Hakem Hataları)

D) DERBİ MAÇLARINDA HAKEM HATALARI

Trabzonspor ile oynanan maçları da kapsamak üzere üç büyüklerin derbilerdeki hakem hataları dağılımı da şu şekilde:

D1) Beşiktaş

6 maçın 4’ünde toplam 10 hata gerçekleşti. Bunların 6’sı lehte 4’ü aleyhte idi.

2. Hafta: BJK-Ts (1-2) (2 lehte hata)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2) (3 lehte, 1 aleyhte hata)
19. Hafta: Ts-BJK (0-2) (1 aleyhte hata)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0) (1 lehte, 2 aleyhte hata)

Beşiktaş, ağırlıklı olarak lehinde hata yapılan 2 maçta 3 puan alırken, ağırlıklı olarak aleyhinde hata yapılan 2 maçta ise 3 puan kaybetti.

D2) Galatasaray

6 maçın 4’ünde toplam 13 hata oldu. Bunların 9’u lehte, 4’ü aleyhte idi.
5. Hafta: Ts-Gs (0-1) (1 lehte hata)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1) (2 aleyhte hata)
22. Hafta: Gs-Ts (2-1) (7 lehte, 1 aleyhte hata)
26. Hafta: Gs-Fb (0-0) (1 lehte, 1 aleyhte hata)

Gs, ağırlıklı olarak lehinde hata yapılan 2 maçta 6 puan aldı. Ağırlıklı olarak aleyhinde hata yapılan 1 maçta ise 2 puan kaybetti.

D3) Fenerbahçe

6 maçın 5’inde toplam 12 hata oldu. Bunların 7’si lehte, 5’i aleyhte idi.

6. Hafta: BJK-Fb (3-2) (1 lehte, 3 aleyhte hata)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1) (2 lehte hata)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0) (2 lehte, 1 aleyhte hata)
26. Hafta: Gs-Fb (0-0) (1 lehte, 1 aleyhte hata)
30. Hafta: Ts-Fb (0-4) (1 lehte hata)

Fb, ağırlıklı olarak lehinde hata yapılan 3 maçta 7 puan aldı. Ancak, bu maçlardan birisi açık farkla kazandığı Ts maçı olduğu için değerlendirme dışı tutulmalı. Ağırlıklı olarak aleyhinde hata yapılan 1 maçta ise 3 puan kaybetti.

Buna göre;

1. Beşiktaş’ın derbilerde hakem hatası kaynaklı kazancı ya da kaybı olmadı (0 puan).

2. Gs, derbi maçlarında hakem hatalarının yararlanan tarafı oldu (+4 puan).

3. Fb, derbi maçlarda hakem hatalarından küçük bir avantaj sağladı (+1 puan).

(devam edecek)

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (Hataların Kategorilerine Göre Maçlara Etkisi)

C. HATALARIN KATEGORİLERİNE GÖRE MAÇLARA ETKİSİ

Şimdi üç kategoride (penaltı, kart ve gol) yapılan hataların detaylarına girelim.

C1) Penaltı Hataları

Penaltı hatalarında Beşiktaş ve Fb dengede görünürken, Gs’nin önemli avantajı mevcut.

Beşiktaş

Beşiktaş lehine yapılan penaltı hatalarının belirleyici olduğu maçlar şöyle:

2. Hafta: BJK-Ts (1-2)
12. Hafta: BJK-Sivas (2-0)
14. Hafta: Kayseri-BJK (1-2)
30. Hafta: Akhisar-BJK (3-3)
33. Hafta: BJK-Osmanlıspor (3-1)

Beşiktaş aleyhine yapılan penaltı hatasının belirleyici olduğu maçlar ise:

9. Hafta: Antalya-BJK (1-5)
16. Hafta: Osmanlıspor-BJK (2-3)
19. Hafta: Ts-BJK (0-2)
28. Hafta: BJK-Bursa (3-2)
29. Hafta: Sivas-BJK (1-2)
31. Hafta: BJK-Kayseri (4-0)

Dikkat edilirse, penaltı kararlarındaki hataların lehte ve aleyhte olduğu maç sayısı Beşiktaş için neredeyse aynı. Ancak, Beşiktaş hataların aleyhte olduğu maçların tamamını kazanarak bu dezavantajdan etkilenmemesini bilmiş. Buna karşılık hataların lehinde olduğu maçlarda 10 puan toplamış.

Galatasaray

Gs’nin lehine yapılan penaltı hatasının belirleyici olduğu maçlara bakalım:

5.Hafta: Ts-Gs (0-1)
12. Hafta: Gs-Antalya (3-3)
16. Hafta: Gs-Akhisar (3-2)
22. Hafta: Gs-Ts (2-1)
28. Hafta: Gs-Rize (1-1)
29. Hafta: Antalya-Gs (4-2)
33. Hafta: Akhisar-Gs (1-2)

Gs aleyhine yapılan penaltı hatasının belirleyici olduğu maçlar ise:

14. Hafta: Gs-Bursa (3-0)
20. Hafta: Gs-Konya (0-0)
31. Hafta: Bursa-Gs (1-1)

Görüldüğü gibi Gs, penaltı kategorisinde lehte hataların belirleyici olduğu maçlarda 14 puan toplayarak ve aleyhte hataların belirleyici olduğu maçlarda ise 4 puan kaybederek önemli avantaj sağlamış.

Fenerbahçe

Fb lehine yapılan penaltı hatalarının belirleyici olduğu maçlar şöyle:

19. Hafta: Fb-Rize (2-1)
20. Hafta: Antalya-Fb (4-2)
30. Hafta: Ts-Fb (0-4)
32. Hafta: Başakşehir-Fb (2-1)
33. Hafta: Fb-Gençlerbirliği (2-1)

Fb aleyhine yapılan penaltı hatasının belirleyici olduğu maçlar ise:

5. Hafta: Fb-Bursa (2-1)
10. Hafta: Osmanlıspor-Fb (0-1)
16. Hafta: Gençlerbirliği-Fb (0-1)

Fb, lehine penaltı hatalarının belirleyici olduğu maçlarda 9 puan toplamış. Ancak, Ts maçında yapılan hata, bu maçın açık farkla kazanılmış olmasından ve durum 0-2 iken yapılmış olmasından dolayı değerlendirmeye alınmadı. Bu durumda Fb’nin, bu hataların lehinde olduğu maçlarda 6 puan topladığı sonucuna varıyoruz.

Diğer taraftan Fb, aleyhine penaltı hatalarının belirleyici olduğu maçlarda Beşiktaş’a benzer şekilde başarı göstermiş ve puan kaybı yaşamamış.

C2) Kart Hataları

Kart hatalarındaki avantajda da benzer şekilde Gs öne çıktı, onu Fb izledi. Beşiktaş ise kart hatalarında az da olsa dezavantaj yaşadı.

Beşiktaş

Beşiktaş’ın lehine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar şöyle:

1. Hafta: Mersin İY-BJK (2-5)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2)
12. Hafta: BJK-Sivas (2-0)
33. Hafta: BJK-Osmanlıspor (3-1)

Buna karşılık, Beşiktaş’ın aleyhine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar ise şunlar:

11. Hafta: Bursa-BJK (0-1)
16. Hafta: Osmanlıspor-BJK (2-3)
21. Hafta: Başakşehir-BJK (2-2)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0)
28. Hafta: BJK-Bursa (3-2)

Beşiktaş, penaltı kategorisinde olduğu gibi kart kategorisinde de aleyhine hataların belirleyici olduğu maçları büyük oranda kazanmış ve kayıp puanını 5’te tutmuş. Buna karşılık, lehte kart hatalarının belirleyici olduğu maçlarda 12 puan elde etmekle birlikte, bunlardan birinin açık farkla kazanıldığı Mersin İY maçı olduğu dikkate alındığında, avantaj sağlanan puanın 9 olduğu görülür.

Galatasaray

Gs’nin lehine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar şöyle:

19. Hafta: Osmanlıspor-Gs (3-2)
21. Hafta: Mersin İY-Gs (2-1)
22. Hafta: Gs-Ts (2-1)
29. Hafta: Antalya-Gs (4-2)

Buna karşılık, Gs’nin aleyhine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar ise şunlar:

9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
11. Hafta: Rize-Gs (4-3)
30. Hafta: Gs-Kasımpaşa (4-1)

Gs, kart kategorisinde lehte hataların belirleyici olduğu maçlarda sadece 3 puan toplayarak ve aleyhte hataların belirleyici olduğu maçlarda ise 5 puan kaybederek bu kategoride elde ettiği avantajı puana çevirememiş görünüyor.

Fenerbahçe

Fb’nin lehine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar ise şöyle:

7. Hafta: Fb-Akhisar (2-2)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
14. Hafta: Gaziantep-Fb (2-2)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0)
25. Hafta: Fb-Kayseri (1-0)
27. Hafta: Fb-Osmanlıspor (0-0)

Fb’nin aleyhine yapılan kart hatasının belirleyici olduğu maçlar ise şöyle:

5. Hafta: Fb-Bursa (2-1)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2)
16. Hafta: Gençlerbirliği-Fb (0-1)

Kart kategorisinde Fb, lehinde hataların belirleyici olduğu maçlarda 10 puan kazandı; aleyhine hataların belirleyici olduğu maçlarda ise 3 puan kaybetti. Bu konuda hakem hataları avantajını Gs’ye göre daha iyi kullandı.

C3) Gol Hataları

Gol kategorisindeki hatalarda ise bu defa avantajlı taraf olarak Beşiktaş öne çıkıyor. Fb de, Beşiktaş kadar olmasa da avantajlı görünürken, Gs bu kategoride dezavantaj yaşayan kulüp olmuş.

Beşiktaş

Beşiktaş’ın gol kategorisinde lehte hataların belirleyici olduğu maçlar şöyle:

1. Hafta: Mersin İY-BJK (2-5)
2. Hafta: BJK-Ts (1-2)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2)

Beşiktaş’ın gol kategorisinde aleyhte hataların belirleyici olduğu tek maç ise:

23. Hafta: Fb-BJK (2-0)

Bu durumda Beşiktaş, gol hatalarındaki avantajından 6 puan kazanmış görünüyor. Ancak, bu maçlardan birisinin açık farkla kazandığı Mersin İY maçı olduğunu unutmamak lazım. Bu durumda sağladığı puan avantajı 3. Diğer taraftan, bu kategorideki dezavantajı ise Beşiktaş’a 3 puan kaybı olarak dönmüş durumda. Dolayısı ile Beşiktaş gol hatalarında görünen avantajından puan olarak kayda değer bir dönüş elde etmedi.

Galatasaray

Bu kategoride dezavantajlı görünen Gs’nin durumuna bakalım.

Gs’nin gol kategorisinde lehte hataların belirleyici olduğu maçlar şöyle:

7. Hafta: Başakşehir-Gs (0-2)
13. Hafta: Kasımpaşa-Gs (2-2)

Gs’nin gol kategorisinde aleyhte hataların belirleyici olduğu maçlar ise:

8. Hafta: Gs-Gençlerbirliği (4-1)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
11. Hafta: Rize-Gs (4-3)
30. Hafta: Gs-Kasımpaşa (4-1)

Görüldüğü gibi, gol kategorisinde Gs, lehinde hataların belirleyici olduğu maçlarda 4 puan kazandı, aleyhine hataların belirleyici olduğu maçlarda ise 5 puan kaybetti. Bu kategorideki dezavantajı Gs’ye önemli bir puan kaybı olarak dönmedi.

Fenerbahçe

Fb’nin gol kategorisinde lehte hataların belirleyici olduğu maçlar şöyle:

9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0)
33. Hafta: Fb-Gençlerbirliği (2-1)

Fb’nin gol kategorisinde aleyhte hataların belirleyici olduğu maçlar ise şöyle:

6. Hafta: BJK-Fb (3-2)
28. Hafta: Konya-Fb (2-1)

Görüldüğü üzere, gol hatalarının lehte ve aleyhte belirleyici olduğu maçlar sonucunda Fb dengede durmaktadır.

Buna göre:

1. Belirleyici penaltı hataları daha çok maçta Gs lehine gerçekleşirken, Beşiktaş ve Fb dengede kalmış. Buna rağmen Beşiktaş ve Fb bu hataların getirebileceği kaybı sıfırda tutacak futbolu oynamış. Penaltı hatalarının belirleyici olduğu maçlarda Beşiktaş ve Gs +10, Fb ise +6 puan avantajı sağlamış görünüyor.

2. Belirleyici kart hataları da daha çok maçta Beşiktaş’ın aleyhinde gelişirken, bu konuda Fb en avantajlı taraf olmuş, Gs de avantaj sağlamış. Ancak, benzer şekilde Beşiktaş bu grupta da dezavantaj yaşadığı maçlardaki puan kaybını asgaride tutmayı başarmış. Gs ise avantajına rağmen bunu puana çevirememiş. Kart hatalarının belirleyici olduğu maçlarda Beşiktaş +4, Fb +7 puan avantajı sağlarken, Gs -2 puan dezavantajı yaşamış.

3. Belirleyici gol hatalarının daha çok maçta lehinde yaşandığı takım Beşiktaş. Onu Fb izliyor. Gs ise bu konuda dezavantajlı konumda. Ancak, detaya bakıldığında Beşiktaş’ın ve Fb’nin bu avantajından puan olarak yararlanmadığını ve Gs’nin büyük bir kayıp yaşamadığını görüyoruz. Gol hatalarının belirleyici olduğu maçlarda Beşiktaş ve Fb 0 puanda dururken, Gs -1 puan dezavantajı yaşamış.

(devam edecek)

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (Hataların Toplamda Maçlara Etkisi)

B. HATALARIN TOPLAMDA MAÇLARA ETKİSİ

Şimdi biraz daha derine inelim ve hataların maçlara etkisine bakalım. Burada, hakem hatası tespit edilen maçlarda net lehte ya da aleyhte hata olanların skorları baz alındı.

B1) Beşiktaş

Beşiktaş’ın hakem hatası tespit edilen 19 maçından hakem hatalarının net Beşiktaş lehinde olduğu 8 maç şunlar:

1. Hafta: Mersin İY-BJK (2-5)
2. Hafta: BJK-Ts (1-2)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2)
10. Hafta: BJK-Kasımpaşa (3-3)
12. Hafta: BJK-Sivas (2-0)
14. Hafta: Kayseri-BJK (1-2)
30. Hafta: Akhisar-BJK (3-3)
33. Hafta: BJK-Osmanlı (3-1)

Görüldüğü gibi, Beşiktaş bu maçlardan toplam 17 puan toplamış. Ayrıca, hakem hatalarına rağmen farklı kazandığı Mersin İY maçının değerlendirme dışında bırakılması gerektiği açık. Bu nedenle, Beşiktaş’ın net lehte hakem hataları olan maçlarında topladığı puan 14.

Beşiktaş’ın hakem hatası tespit edilen 19 maçından hakem hatalarının net Beşiktaş aleyhine olduğu 9 maç ise şöyle:

9. Hafta: Antalya-BJK (1-5)
11. Hafta: Bursa-BJK (0-1)
16. Hafta: Osmanlı-BJK (2-3)
19. Hafta: Ts-BJK (0-2)
21. Hafta: Başakşehir-BJK (2-2)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0)
28. Hafta: BJK-Bursa (3-2)
29. Hafta: Sivas-BJK (1-2)
31. Hafta: BJK-Kayseri (4-0)

Beşiktaş, hakem hatalarının net aleyhinde olduğu 9 maçın 7’sini kazanarak önemli bir başarı elde etmiş. Buna karşılık bu maçlarda kaybettiği puan 5.

B2) Galatasaray

Gs’nin hakem hatası tespit edilen 24 maçından hakem hatalarının net Gs lehinde olduğu 12 maç şöyle:

5. Hafta: Ts-Gs (0-1)
7. Hafta: Başakşehir-Gs (0-2)
10. Hafta: Gs-Eskişehir (4-0)
12. Hafta: Gs-Antalya (3-3)
13. Hafta: Kasımpaşa-Gs (2-2)
16. Hafta: Gs-Akhisar (3-2)
19. Hafta: Osmanlı-Gs (3-2)
21. Hafta: Mersin İY-Gs (2-1)
22. Hafta: Gs-Ts (2-1)
28. Hafta: Gs-Rize (1-1)
29. Hafta: Antalya-Gs (4-2)
33. Hafta: Akhisar-Gs (1-2)

Gs bu maçlardan 21 puan topladı. Bir maçını (Eskişehirspor) farklı kazandığı için değerlendirme dışı tutarsak, bu maçlardan topladığı puanın 18 olduğunu görürüz. Gs’nin hakem hataları lehinde olmasına rağmen kazanamadığı maç sayısının fazlalığı dikkat çekici.

Gs’nin hakem hatası tespit edilen 24 maçından hakem hatalarının net Gs aleyhine olduğu 7 maç da şu şekilde:

8. Hafta: Gs-Gençlerbirliği (4-1)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
11. Hafta: Rize-Gs (4-3)
14. Hafta: Gs-Bursa (3-0)
20. Hafta: Gs-Konya (0-0)
30. Hafta: Gs-Kasımpaşa (4-1)
31. Hafta: Bursa-Gs (1-1)

Gs’nin, hakem hatalarının net aleyhine gerçekleştiği maçlardaki puan kaybı 9 olarak kaydedildi.

B3) Fenerbahçe

Fb’nin hakem hatası tespit edilen 22 maçından hakem hatalarının net Fb’nin lehine gerçekleştiği 11 maç şunlar:

7. Hafta: Fb-Akhisar (2-2)
9. Hafta: Fb-Gs (1-1)
14. Hafta: Gaziantep-Fb (2-2)
19. Hafta: Fb-Rize (2-1)
20. Hafta: Antalya-Fb (4-2)
23. Hafta: Fb-BJK (2-0)
25. Hafta: Fb-Kayseri (1-0)
27. Hafta: Fb-Osmanlı (0-0)
30. Hafta: Ts-Fb (0-4)
32. Hafta: Başakşehir-Fb (2-1)
33. Hafta: Fb-Gençlerbirliği (2-1)

Fb bu maçlardan toplam 19 puan topladı. Açık farkla kazandığı Ts maçını değerlendirme dışı bıraktığımızda bu kazanç 16 puan oldu.

Fb’nin hakem hatası tespit edilen 22 maçından hakem hatalarının net Fb aleyhine olduğu 5 maç da şöyle:

5. Hafta: Fb-Bursa (2-1)
6. Hafta: BJK-Fb (3-2)
10. Hafta: Osmanlı-Fb (0-1)
16. Hafta: Gençlerbirliği-Fb (0-1)
28. Hafta: Konya-Fb (2-1)

Söz konusu maçlarda Fb’nin puan kaybı 6 olarak gerçekleşti.

Buna göre üç büyüklerin maçlarında hakem hatalarının net lehte/aleyhte olduğu maçların dökümü sonucunda:

1. Net lehine hakem hatası en çok maçta yapılan Gs (12) oldu; onu Fb (11) ve Beşiktaş (8) izledi.

2. Net aleyhine hakem hatası en çok maçta yapılan ise Beşiktaş (9) olurken, onu Gs (7) ve Fb (5) izledi.

3. Net lehte hakem hatalarının ağırlıkta olduğu maçlardan alınan puanlar ile net aleyhte hakem hatalarının ağırlıkta olduğu maçlarda kaybedilen puanlar kıyaslandığında, Beşiktaş +9 (14/5), Gs +9 (18/9) ve Fb +10 (16/6) puan seviyesinde yer aldı. Dolayısı ile hakem hatalarının puanlara yansımasında takımların birbirine önemli bir üstünlüğü olmadı.

4. Bunda önemli bir etken, Beşiktaş’ın, aleyhine hakem hataları yapılan maçları, bu hatalara rağmen kazanarak başarı göstermesi idi. Gs ise lehine hakem hataları çoğunlukta olan maçlarda dahi önemli sayıda mağlubiyet aldı. Bu da iki takımın ortaya koyduğu futbol kalitesinin farkından ileri geldi.

5. Özetle, geleneksel olarak Beşiktaş aleyhte hakem hatasının ağırlıkta olduğu maçları, Gs ve Fb ise lehte hakem hatasının ağırlıkta olduğu maçları daha fazla yaşadı. Bu sezonun farkı, Beşiktaş bu yükün altından kalkabildi.

(devam edecek)

2015-16 Hakem Hataları Dağılımı (Genel Görünüm)

Selamlar, sevgiler;

2015-16’nın referans bir sezon olduğunu söylemiştik. Bu sezonun değerlendirilmesi yapılırken unutulmaması gereken, sezon boyunca bazı konularda ülke teamüllerinin dışında gelişmelerin yaşanması ve ibretlik kıyaslama örnekleri olmasıdır.

Sezon nasıl geçerse geçsin ve kim tarafından şampiyon bitirilirse bitirilsin bana göre ilk bakılması gereken en önemli parametre olan hakem hataları dağılımı ile başlayalım.

Bakalım 2015-16’da hakem hatalarının üç büyük kulübe dağılımı nasıl olmuş. (Şampiyon 33. hafta belli olduğu için 33 haftanın hataları değerlendirildi).

A. GENEL GÖRÜNÜM

A1) Beşiktaş

33 maçın 19’unda toplam 37 hakem hatası tespit edildi. Bunların 19’u lehte, 18’i aleyhte gerçekleşti.

Toplam 15 penaltı hatası (7 lehte, 8 aleyhte) oldu. Beşiktaş’ın 8 penaltısı verilmezken, rakiplerinin de 6 penaltısı verilmedi. Ayrıca, Beşiktaş 1 olmayan penaltı kazandı.

Kart hatalarının sayısı 14 (6’sı lehte, 8’i aleyhte). Beşiktaşlı oyuncular 6 defa kırmızı kart görmeleri gerekirken görmedi. Aynı şekilde rakipleri de 8 kez kırmızı kart görmesi gerekirken sahada kaldı.

Beşiktaş maçlarındaki gol hatası sayısı ise 8 (6’sı lehte, 2’si aleyhte). Beşiktaş’a hata ile verilen 5 gol tespit edilirken, rakiplerin nizami 1 golünün de iptal edildiği gözlendi. Beşiktaş’ın nizami 1 golü de iptal edildi. Rakibe verilen yanlış gol sayısı da 1.

A2) Galatasaray

33 maçın 24’ünde toplam 47 hakem hatası gözlendi. Söz konusu hataların 29’u lehte, 18’i aleyhte idi.

Toplam 20 penaltı hatası (13’ü lehte, 7’si aleyhte) mevcut. Gs’ye olmayan 4 penaltı çalınırken, rakiplerinin 9 penaltısı verilmemiş. Buna karşılık, Gs’nin 6 penaltısı verilmemiş ve rakiplerine 1 yanlış penaltı verilmiş.

Gs maçlarındaki kart hatalarının sayısı 16 (13’ü lehte, 3’ü aleyhte). Gs’li oyuncular 10 defa görmeleri gereken kırmızı kartı görmemiş. Buna karşılık, rakip oyuncular 2 defa kırmızı kart görmeli iken bu kartı görmemiş. Gs’li oyuncular da 1 defa yanlış kırmızı kartla oyun dışı kalırken, rakipleri 3 defa yanlış kırmızı kartla oyun dışı kalmış.

Gol hatalarının sayısı ise 10 (3’ü lehte, 7’si aleyhte). Gs’ye yanlış kararla verilen 2 gol varken, rakiplerinin 1 nizami golü de iptal edilmiş. Buna karşılık, Gs’nin3 nizami golü iptal edilirken, rakiplerine de yanlış kararla 4 gol verilmiş.

A3) Fenerbahçe

33 maçın 22’sinde toplam 48 hakem hatası vardı. Bu hataların 27’si lehte, 21’i aleyhte oldu.

Penaltı hatalarının sayısı 16 (8’i lehte, 8’i aleyhte). Fb’nin rakiplerinin 3 defa penaltısı verilmemiş. Fb’ye yanlış verilen penaltı sayısı ise 5. Buna karşılık, Fb’nin verilmeyen penaltı sayısı 5 iken, rakiplerine verilen yanlış penaltı yok.

Kart hatası sayısı ise 22 (13’ü lehte, 9’u aleyhte). Fb’li oyuncular 11 defa atılması gerekirken oyunda kalmış. Rakipler ise 9 defa kırmızı kart görmesi gerekirken görmemiş. Ayrıca, Fb’nin rakiplerine 2 defa yanlış kırmızı kart çıkmış.

Fb maçlarındaki gol hatası sayısı 10 (6’sı lehte, 4’ü aleyhte). Hakem hatası sonucu Fb’ye 4 gol verilirken, rakiplere de 4 gol verilmiş. Buna karşılık Fb’nin rakiplerinin 2 nizami golü verilmemiş.

Buna göre:

1. Sezonun hakem hataları dağılımında üç büyük kulübün de lehte hataları daha fazla oldu. Beşiktaş dengeye çok yakın (19/18) dururken, Gs lehine yapılan hataların fazlalığı (29/18) dikkat çekti. Fb ise lehinde yapılan hata sayısı bakımından (27/21) Beşiktaş ile Gs arasında yer aldı.

2. Penaltı hatalarında Beşiktaş ihmal edilebilecek kadar küçük bir dezavantaj yaşarken, Fb dengede kaldı. Gs ise önemli bir avantaj sağladı.

3. Kart hatalarında Beşiktaş az da olsa dezavantaj yaşarken, Gs önemli avantaj sağladı. Fb de kart hatalarında Gs kadar olmasa da avantajlı konumda idi.

4. Gol hatalarında ise bu defa Beşiktaş büyük avantaj sağlarken, Fb de avantajlı taraf oldu. Gs ise gol hatalarında önemli oranda dezavantajlı konumda kaldı.

5. Böylece, üç önemli hata kategorisinin değerlendirmesinde, Beşiktaş 2 kategoride az da olsa dezavantajlı, birinde avantajlı iken, Gs üçünde de avantajlı, Fb ise birinde dengede ikisinde avantajlı göründü.

(devam edecek)

19 Mayıs 1919 Günü

19 Mayıs 1919 Günü:

Madenlerin %67’si yabancıların elinde,
Kömür’ün %50’si Fransızlara olmasının yanında bakır, simli kurşun, krom yabancıların kontrolündeydi.

Sanayi’nin tüm kollarında Türk olmayan öğreler egemen durumdaydı.

7 demiryolu hattının tamamı yabancılar elindeydi.
1919 da 1000 otomobil vardı, 100 ü Anadolu’daydı.

Bütçe 1908-1919 a kadar 10 yıl üst üste açık verdi.
Kamu gelirlerinin il başına yapılan harcama Anadolu’da 30’da 1’idi.

1914-1918 arası yiyecek fiyatları 20-100 kat artmıştı.
1919’da en düşük maaş 24 lira, bir çift ayakkabı 24 liraydı.

Amerikan Near East Relief Şirketi, istanbulda 100.000 Ermeni ve Ruma süt ve besin
dağıtıyordu. En az sayıda yardımı Türkler alsa da bunun kıymetini bilip övüyorlardı.
Dullarınsa başka yardım aldıkları kurum yoktu.

Panik yaratmasın diye salgınlar haber yapılmıyordu.
Binlerce çocuk işçi çalışıyordu.

Yabancı okul ve kiliseler misyonerliği yaymak hem de ülkeyi içten içe çürütmek için
yaygın bir şekilde çalışmaktalardı.

1916 da savaştan dolayı kadınlar iş hayatına atıldı ve bu bazı çevrelerde sorun yaratmaktaydı.

Fransız-İtalyan-İngiliz polisler işgal kuvvetlerine karşı düzenlenen siyasi suçları takip etmekteydi.

Osmanlı’nın borçlarına karşı tüm vergi gelirlerine el konululmuştu.
Yabancı şirketlerin yıllık 230 milyon gelirine karşı Osmanlı’nın GSMH 210 milyondu.

Anadolu büsbütün kaderine terk edilmişti.
İstanbul’da sadece imtiyazlı bir kesim rahat bir hayat sürüyordu.

Ülke her anlamda işgal kuvvetlerine teslim olmuştu

Bu şartlar altında kurtuluş savaşına başlamak için Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak bastı.
Hem dış düşmanlara hem saraya hem de devamında içerde ortaya çıkan düşmanlara karşı mücadele etti.

Bu yüzden bugünün kıymetini bilmek cumhuriyetin kıymetini bilmektir.
Geleceğimize sahip çıkmaktır.

Hepimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.

Sözleşmesi biten beş bomba adam !

Hatem Ben Arfa..

Bana sorsanız Robben mi Arfa mı diye ; hiç düşünmeden Arfa derim..

Gregory van der Wiel

PSG kadrosunda yer alan bu arkadaş , Hollanda kökenli ve Ajax kültürü almış bir oyuncu.

Sağbeke hiç düşünmeden monte edebileceğimiz ; bence Gökhan Gönül den çok daha katkı yapabilecek meziyetlere sahip hedef oyuncusu. 28 yaşında.

Roman Neustädter

28 yaşında , 1.90 boyunda , schalke de bu sezon 30 maç oynamış bir stoper. Denk geldiğim maçlarında çok sağlam duruşu ve marke ettiği forvete nefes aldırmayışı ile aklımda kaldı. Selçuk avcı daha yakından takip ediyordur ve belki yorum yapacaktır.

Darijo Srna

istikrar abidesi.. eğer ikna edilirse , ileri yaşına rağmen , gel kardeşim takımın abisi ol ; ş.liginde tozu dumana katalım ve sen de bu kahramanlık öyküsüne adını yazdır , iki sezon daha oyna yerin banko hazır , diyerek getirilebilirse eğer , çok çok faydalı olacağına inandığım , sağ kanattan yaldır yaldır atağa kaldıracak bir dinamo.. tecrübe abidesi ; hem defansı hem ofansı toparlayacak ikinci atiba..

Vladimir Gabulov

Dinamo Moskova nın 1.90 lık devi.. Gene yakından takip ettiğim ve kalede güven veren bir oyuncu. Son yıllarını zirvede tamamlamak isteyebileceğine inanıyorum. Stresi kaldıracak , önündeki defansa ayar verecek bir kardeşimiz.

Sinirleri çelik gibi , oyunu rakip sahaya yıkacak , tecrübeli ve bir o kadar hırslı bir takım kurmak şart.

Kendi yarı alanımızda tecrübeli , soğukkanlı ve futbol zekası üst düzeyde beşli kurup , Sosa Gomez Oğuzhan ve Ben Arfa ile arka arkaya yumruk atmalıyız..

Zaten rotasyon için yeterince adam var..

Hedef Ş.liginde para kazanmak olmalı..

Borcu eritmenin en kolay yolu , bu vb turnuvalarda en son noktaya kadar gitmektir.

RE: Abiler , boyko’dan umutlu musunuz?

Dün üşenmedim ; oynadığı maç özetlerini tekrar izledim.

Sanırsın arka arkaya üç maç deli dolu hatalı goller yemiş , taraftar ile kanlı bıçaklı ve sanki yeni gelmemeiş de beş yıldır burda “bunalmış ,bezmiş , kafasında her şeyi silmiş de gitmek istiyor..”

yahu arkadaş , adamı tek maçlık halı sahaya çağırsalar ; hayatında ilk kez kaleye geçiyor olsa bile bu kadar kafası hadiseden uzak olmaz..

Bu arkadaşın zirve yaptığı sezonun öncesindeki performansı nasıldı acaba ?

Ş.liginde son torbadayız. Kısaca gelen her takım kağıt üzerinde bizden iyi ve güçlü.

Kaleci pozisyonunda esnek marja tahammülümüz yok. Fırıncı küreği ile vururlar ağzımıza..

Boyko 2. kaleci olabilir ama ; kesinlikle çok güven veren ve adamı gaza getiren kurtarışlarla oyuna ortak olan bir kaleci şart derim ben..

RE: Abiler , boyko’dan umutlu musunuz?

Rüzgarı yakaladık. Çıkışa geçtik. Artık hata yapma lüksümüz yok. Adım adım doğruları üst üste koyarak , (2009 şampiyonluğundan sonraki hataları yapmayarak ) devam etmemiz lazım.
Ne diyor MEISTER GOMEZ : “Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için mi yoksa Şampiyonlar Ligi’nde başarı için mi mücade edeceğiz karar vermemiz lazım” diyor.

Biz 7 sene aradan sonra dikişi tutturduk hem de çok sağlam tutturduk. Akıllı işler yaparsak yeni bir MAF dönemi bizi bekliyor. İşte bu yüzden sırf bu yüzden kumar oynayamayız , önümüzdeki sezonu riske atamayız .

Boyko çok çok iyi bir kaleci de olabilir. Ancak şu an risk analizi yaptığımızda ufukta yeni bir Fevzi Tuncay vakası ile karşılaşabileceğimizin sinyalleri çok güçlü.
O zaman ne yapacaksın bu adamın ülkeye alışması için kiralık göndereceksin. Yerine çok daha garantili bir kaleci transfer edeceksin. Yeni gelecek kaleci bize Şampiyonlar Ligi’nde bir maç fazladan kazandırsa kendi parasını çıkarır zaten .

Boyko kiralık gider adapte olur ve başarılı olursa seneye geri alırsın. Olmadı oradan satarsın. Kiralık gitmek istemezse o zaman kendisine kulüp bulsun. Elimizdeki 3 kaleci de Şampiyonlar Ligi’nde deplasmanda Real Madrid , Barcelona , Bayern München gibi takımlarla maça çıkılacak kaleci değil. Kaleci takıma güven vermeli .

Gomez NTV ye verdiği röportajda üstü kapalı olarak hücum bölgemizin ( Töre , Q17 , Oğuzhan , Sosa ) çok iyi olduğunu ama takımın bazı bölgelerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Adam alttan alttan mesajı veriyor işte . Biz canımızı dişimize takıp sineğin yağından gol çıkarıyoruz , rakibin tüm maç boyunca 3 atağının 2 si gol oluyor diyor.

19 Mayıs

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu olsun !
Atatürk ve dava arkadaşlarının ve Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda savaşan atalarımızın ruhları şad olsun. Allah onlardan razı olsun. Ve ayrıca her gün vatanın dirliği , düzeni ve huzuru için mücadele ederken şehit düşen , gazi olan polis ve askerlerimizden de Allah razı olsun.
Vefat edenlerin ailelerine Allah sabırlar versin.

19 Mayıs’ın Spor Bayramı olarak ilan edilmesi ve kutlanması için Beşiktaş Yöneticilerinden Ahmet Fetgeri Bey’in büyük katkıları olduğunu biliyoruz. Hamurunda Beşiktaşlı büyüklerimizin katkısı olduğunu bildiğimiz böyle bir bayramı , Beşiktaş’ın şampiyonluk kazandığı bir yılda kutlamak ayrı bir anlam taşıyor.

Şehitlerimiz nedeniyle buruk bir sevinç yaşıyoruz. Allah başta Beşiktaşlı’lar olmak üzere tüm milletimizle beraber çok daha güzel günlerde , çok daha neşeli bayramlar kutlamak nasip etsin. 19 Mayıs ve Şampiyonluğumuz bir kez daha kutlu olsun.

RE: Abiler , boyko’dan umutlu musunuz?

Benim de en az senin kadar endişelerim var. Boyko gelince sevinmiştim. Ancak seyrettiğim tüm maçlarında hatalı gol yedi ! Refleks değil pozisyon ve oyun okuma sorunu var. Bir ara Fevzi yapardı ; topu ceza sahası içindeki rakibin önüne çelmek iyi bir kalecinin yapmaması gereken temel şeylerden biri. O topu ya tutacan ya da sağa sola çelecen , penaltı noktasına doğru değil !
Ben olsam Boyko’yu Başakşehir’e kiralık verir, üstüne para ile Volkan Bacacan’ı almaya çalışırdım. Volkan lider kaleci olmuş arkadaş . Takımı kurtarışları ile yönetiyor.
Al Edin Visca ile Volkan Babacan’ı , Olcay ve Tolga Zengin yedek olsun sonsuza dek kulübede beklesin. Takım 2 vites ileri gitsin. Ondan sonra al SKRTEL ve Gökhan Gönül’ü , at 2 vites daha ileri . Ondan sonra İsmail’in yerine de üst düzey bir sol bek’i de scouting ekibi bulsun 1 vites daha attık mı ; oldu mu sana Şampiyonlar Ligi kadrosu ?

…………………………Volkan Babacan………………………………..

G.G…………Rhodolfo…………………SKRTEL…………………?

……………………….Oğuzhan……….Atiba…………………………

Quaresma…………………….Sosa………………………….VISCA

……………………………………GOMEZ…………………………

RE: Konya-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları

Kendi foku ile kavga eden tipler vardır (çok afedersiniz ama öyle güzel tarif ediyor ki bu ifade dayanamadım yazdım)

Ya kardeşim , lig bitmiş , senin takımın x bir hedefi garantilemiş , rakibin de anasının ak sütü gibi helal bir şampiyonluk kazanmış..

hala gak guk zart zurt..

başkanı mı gündem olmaya çalışıyor ; yada bazı şeyler güçlerine mi gitti anlamadım..

statı kullandık eyvAllah da ; yapmasınlar böyle gerginlikler.. Yok federasyon Beşiktaş ın kuklası olmuş yok bilmem ne..

duyanlar hötü ile güler bu sözlere..

Fesat mıdır nedir bunlar ya..

RE: Konya-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları

Beyler TFF’ye tepki olsun diye yapmışlar. Fare dağ hesabı olmuş. Ulan yıllardır. TFF bütçesini bizim cezalardan sağladı, gıkımız çıkmadı. Adamların bir tribünü bloke edilmiş diye yaptıklarına bak.

Zaten maça giden de yok. Ama 10 lira yapsalardı. belki giderdik 🙂 neden? Çünkü Konya stadını bize 1 maç vermişti. Minnettarlık işte.

Konya-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları

Konya Büyükşehir Belediye Stadı’nda saat 19.00’da başlayacak maçta tribünlere göre bilet fiyatları şöyle:
Batı alt tribünü (Tüm bloklar): 500
Batı üst tribünü (Tüm bloklar): 475
Doğu alt, doğu üst (Tüm bloklar): 475
Kale arkaları: 350
Misafir tribünü: 455 TL

Vay arkadaş..

Dağcı

Selamlar, sevgiler;

Bir filmde görmüştüm. Dağcılar birbirlerine, zirveye ulaşan yol dikleştikçe “aşağı bakma” diyorlardı. Zirveye ulaşmanın püf noktası, aşağı ile uğraşmak yerine önündeki hedefe konsantre olmak idi.

Beşiktaş’a şampiyonluk getiren özellikle son 8-9 maçın özeti bu oldu.

Kasımpaşa ve Akhisar maçları ile yaşanan psikolojik düşüş sürece dönüşmedi ve anlık kaldı ise bu Beşiktaş’ın kendi oyununa ve yapması gerekene konsantre olması sayesinde gerçekleşti.

Yapması gereken de kendisini buraya kadar getiren hücum oyununda süreklilik idi.

Özellikle Akhisar maçında yenen birbirinden saçma üç golün sonuncusundan sonraki üç kritik maçta atılan 8 gole karşılık sadece 1 gol yenmiş olması Şenol Güneş’in iki şeyi doğru yaptığını gösteriyordu.

Bir, savunmada eldekiler dahilinde geçici de olsa bir çözüm (Tosic-Marcelo) buldu.

İki, takım kendi kimyasına uymayan “oyunu tutma” yoluna gitmedi ve oynamayı en iyi bildiği bol pas ve iştahlı hücum felsefesine bağlı kaldı.

Osmanlıspor maçı da bu zincirin son halkası idi. Şampiyonluk maçı olarak da tarihe geçti.

Tam beklediğimiz gibi, maça, stattaki coşkuya rağmen tutuk bir başlangıç yaptık. Osmanlıspor’un “tehdit eden” hücum gücü ve sezon ortalaması akıllara ister istemez sürpriz olasılığını düşürüyordu. Konu Beşiktaş’ın ortak aklı olduğu için bu sürpriz daha da anlam kazanıyordu!

Ancak, korkulan olmadı. Dört dakika içinde hiç umulmayan bir adamdan gelen iki gol herkesi rahatlattı.

Buna rağmen Osmanlıspor’un 32-40. dakikalar arasında oynadığı oyun endişelerin boşuna olmadığını ve o iki golün tam zamanında geldiğini gösterdi.

Sonrası şampiyonluğa giden yolun düğün bayram havası içinde doya doya yaşanması idi.

Gene de birkaç notu yazalım.

Tolga’nın kaleci olduğunu anladığımız önemli pozisyonlar gördük. Ancak, yediği golde topa boş çıkış yaptı ve “hah Tolgaymış” dedirtti.

O kadar stoper geldi, gitti, alındı, satıldı ama ilginç şekilde tehlikeli olabilecek toplara en iyi zamanlamalı hamleleri Tosic yaptı. Bu maçta da durum aynı idi. Marcelo zaten eldekilerin en iyisi.

Dün gece İsmail bile iyi oynadı dersek herhalde şampiyonluğun bu maçta gelmesinin sürpriz olmadığını anlatabiliriz.

Asıl benim dikkatimi çeken Quaresma ve Gomez’in savunmaya yardım etme gayreti oldu. Quaresma oyunda kaldığı süre içinde hücumda çok fayda sağladı ama asıl ben kendisini hiç savunmasına bu kadar yardım ederken görmemiştim. Açıkçası, Olcay’ın yokluğunda kanatlardan savunmaya gelecek yardımdan şüphe etmiyor değildim.

Beşiktaş bu sene yakaladığı bu takım bütünlüğü sayesinde savunması ve kalecisi nedeniyle aldığı darbelerde diz çökmedi. Bu Şenol Güneş’in başarısıdır.

Dün akşam Atiba ve Sosa gene büyük oynadılar. Oğuzhan artık büyük oyuncu oldu. Gökhan Töre dün uzun süredir ilk kez Töre gibi oynadı.

Osmanlıspor, ligdeki yerini hemen belli eden bir takım. Baskıyı nerede yerlerse yesinler kurtulabiliyorlar ve çok iyi hücum ediyorlar. Takımı korurlar ve savunmayı sertleştirirlerse seneye daha bile başarılı olabilirler.

Bu maç muhtemelen, sezon boyunca Beşiktaş lehine en bariz hakem hatalarının yapıldığı 2-3 maçtan biri oldu. İlk yarıda Quaresma, Beck ve Atiba’nın sarı kart görmesi gerekiyordu. Atiba’nın ikinci yarıda görmediği bir sarı kartı daha vardı. Osmanlıspor’dan iki oyuncu da her iki devrede sarı kart görmesi gerekirken görmedi.

İkinci yarıda Oğuzhan’ın rakibine attığı tekme kırmızı kart olmalı idi. İlk yarıda Osmanlıspor kornerinde topsuz alanda Marcelo’nun rakibini itmesine de penaltı verilse itiraz edilemezdi.

2015-16 sezonu bir çok bakımdan referans bir sezon oldu. Beşiktaş’ın şampiyonluğunun ötesinde ülke futboluna mesajlar ve bazı sinyallerle dolu idi. Beşiktaş hak ederek şampiyon oldu.

İnşallah 2015-16’nın öne çıkan yönlerini, başta hakem hataları dağılımı olmak üzere, ele alacağımız yazılarımızda görüşmek üzere.

Şampiyon Beşiktaş!

Cengiz Gürsel

Of of of ne isimler var…

Bonservisi sezon sonu elinde olacak oyuncular listesi ; bölüm 01 :

http://www.sporx.com/futbol/buzz/sozlesmesi-sezon-sonu-bitecek-yildizlarSXGLQ19557SXQ?sira=16

Şampiyonluk.

Toplam 34 haftanın 30 haftası lider olan,son 3 maç dışında ev sahibi avantajını kullanamayan,sezon ortası lige başladığı stoper tandeminden birinin uzun süreli sakatlanması ,diğerinin de satılması sonucu 2.yarı farklı bir stoper tandemi ile oynamak zorunda kalan,3 hatta 4 yıllık bir proje takımı olarak başlayıp yapılan doğru hamleler ile her geçen sene daha da iyi olan,takımdaki arkadaşlık üst düzey olduğundan kariyerleri bitme noktasına gelen Gomez gibi bir oyuncuyu yeniden dünya piyasasına sunan,Oğuzhan ,Sosa gibi süper starların Atiba gibi gerçek bir istikrar abidesi ve savaşçının olduğu,Cenk gibi süper bir yedek golcüsü olan bir takımın şampiyon olması bu ülkede de güzel işlerin olabileceğini ,doğru projelerle doğru takımların kurulabileceğini,başarı için 1 senede 70-80M Euro harcamanın gerekli olmadığını, 25-30 M Euro harcayıp 3-4 senelik doğru bir yapılanma ile doğru oyunculardan doğru bir takım yaratabileceğini gösterdiği için çok önemli.Bu ülke futboluna örnek olarak gösterilebilecek ,herşeyin para olmadığını kanıtladığı için çok önemli bir şampiyonluk.Aynı zamanda önümüzdeki 10 seneye damga vurabilecek,daha da geliştirilebilecek, doğru 2-3 takviye ile Avrupa da da iş yapabilecek genç sayılabilecek bir kadro söz konusu.Geçen 2 senede bazı çok bilmiş arkadaşlarımız , bizler proje takımıyız her geçen sene daha iyi olacağız ,başarılar gelecek dediğimizde ,bize hayalci demişlerdi.O arkadaşların takımı şu anda Avrupa dan 2 sene uzak kalmak tehlikesi ile karşı karşıya,muhtemelen önümüzdeki 3-4 senede şampiyonluk potasında olamayacaklar,tek şansları ,doğru bir yönetim ve para politkası ile her sene fazla harcama yapmadan üstüne koymak,hani zamanında bizle dalga geçtikleri proje takımı gibi bir takım yaratmak.

Tarih bunu da yazdı..Şampiyonsun Kartalım !!!

Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Allah a hamd olsun ; çok şükür ki zafere ulaştık.

Şimdi burayı başlangıç kabul edip daha da yükselmek lazım.

Yeni nesillere Beşiktaş ı anlatıp , güzel günlere yürümek lazım !!

Hepinizi tebrik ederim.

RE: Son 4 Maça Bakış , Rakipler Ne durumda ?

biz bugün nasipse kendi üzerimize düşeni yaparız .. yaparız değil mi tolga ? ismail ? hatta ve hatta marcelo ?? yaparız değil mi..

başladığım işi bitireyim ; son hafta eskişehir ve sivas kazanır ; antep antalyaya yenilirse , antep düşüyor.

ben hala sivas renklileri yenecek diyorum.

bakalım ne olacak..

ah sametay hoca ya ; en ihtiyacın olduğu dönemde bu emre güral denen çocuğun yaşadıkları/yada yaşattıkları iş miydi ?

RE: Osmanın Çocukları!

Her yerlerinden pislik akıyor.

Şeref yoksunu sırtlanlar..

Bunları çok rahat tanırsınız ; sokakta yüzüne baktığınızda içinizde tiksinme ile karışık bir nefret hissi oluşuyorsa ; bilin ki bu tafyadandırlar..

Kötülüğün ve hile hurdanın , emek hırsızlığı ve zulmün taraftarları..

Osmanın Çocukları!

Son umut! Çakallar! Doping Testi! Osmanın Çocukları! 2 den fazla futbolcuda dopingi bul, puanlar silinsin. Vay uyanıklar vay , vay onun bunun çocukları! vay aziz sırtlanlar vay! Aynı şeyi fenere niye yapmadınız? Ulan hepinizi….ceğiz, hepinize…cağız.

Doping testi hakkında

TFF Doping Kurulu’nun Cuma günü , bu sene ilk defa ve TFF tarihinde ilk defa MAÇTAN ÖNCE yaptığı ANLAMLI doping testi aylardır aklımdaki ve içimdekileri dışa vurma fırsatı verdi bana.

TFF nin Doping Kurulu’nun komple istifa ettiğini duyduk. Demek ki ortada bir gariplik var. Ya Doping Kurulu yanlış , ya da TFF yanlış işler peşinde. O zaman bu doping testi ve sonuçları tümden geçersiz , HUKUKSUZ ve mantıksız anlamına gelmiyor mu ?

Şimdi TFF yaptığı açıklamada Doping Kurulunun yanlış ve kişisel yoruma dayalı ( TARAFLI) uygulama yaptığını itiraf ediyor.
Demek ki bir art niyet var. Peki soruyorum art niyet varsa , TFF bu arkadaşlara güvenmiyorsa biz niye güvenelim ?

Bütün sezon onca şüpheli durum ve maç varken , durup durup bir ilk olarak Beşiktaş’ı hedef seçen bu arkadaşların test tüplerini değiştirmeyeceğine nasıl güveneceğiz !?
Efendim tüpler açılırsa açıldığı tespit ediliyormuş , bu arkadaşların tüpler açık iken daha numuneler alınmadan önce içine bir şey bulaştırmış olmayacağına , ya da numuneler alındıktan sonra tüpleri komple değiştirip başka kişilerden alınan numune tüpleri ile değiştirmeyeceğine nasıl inanacağız ?

Garip bir şeyler dönüyor.
Ben takımıma ve futbolcularıma inanıyorum.

Amma velakin bir komploya (KUMPASA) kurban gitmemek için Beşiktaş sağlık heyetinin de her türlü önlemi alması şart. Hatta mümkünse gitsinler oyuncularımızdan yeniden numune alıp bu numuneleri tarafsız bir laboratuara çapraz kontrol amaçlı göndersinler. Ayrıca TFF den bugün için yeniden numune alınmasını istesinler.

Var bir iş ! Bütün sezon durup durup bu ilk uygulamanın Beşiktaş’a yapılması çok mide bulandırıcı.
Bütün ilkler , ilk uygulamalar Beşiktaş’ı bulur zaten. Neden olduğunu da biliyoruz. Bunlar bazı aziz vatandaşların son çırpınışları.

TFF ye sormak lazım. Madem bu sene böyle bir test uygulama başlatttılar ; neden pek çok garip maçın hiç değilse bir kaçında böyle bir uygulama yapmadılar ?

Peşinen yazayım : Amacım hiç kimseyi , kulübü , camiayı zan altında bırakmak değil. Aşağıda örnek vereceğim maçlarda alınan puanların sportmenlik içerisinde olduğunu düşünüyorum , düşünmek istiyorum.
Helal hoş olsun. Sadece sormak istediğim madem böyle bir uygulama var. Neden sene içerisinde hiç uygulanmadı !? İşte sana BEŞİKTAŞ ÖZELİNDE BAKTIĞIMIZDA test uygulaması yapılabilecek bazı aday maçlar :

Örneğin Kasımpaşa – Beşiktaş maçlarından ÖNCE YA DA SONRA neden böyle bir uygulama yok ?

Kasımpaşa Beşiktaş maçında özel galibiyet primi sözü verdi diye basında bir sürü iddia çıktı. Doğru yanlış bilemem. Bu tür şeyleri TFF nin mali kontrol ile takip etmesi lazım.
Benim ilgilendiğim Kasımpaşa futbolcusu Eren Derdiyok’un : ” hayatımda bir maçta bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum ? ” diye demeç vermesi.
İşte yeni uygulamalar ile doping kontrolünü arttırmaya çalışan TFF nin bu tür durumları iyi takibe alması lazım (dı).
Yeni uygulamaların iddialı takımların oynayacağı KRİTİK maçlardan önce yapılması çok iyi olurdu.

Ben hatta o Kasımpaşa maçından sonra bazı WK arkadaşlara mesaj veya telefon yoluyla “ihbar üzerine doping kontrolü yapılıyor mu ? Böyle bir kural var mı ? ” diye sorduydum. Bizim kulüp neden TFF ye başvurmuyor diye düşünmüş ve üzülmüştüm.

Tekrar yazayım : Amacım hiç kimseyi , kulübü , camiayı zan altında bırakmak değil. Kasımpaşa’nın kazandığı puanlar helal hoş olsun. O maçta bizim de hatalarımız vardı.
Sadece sormak istediğim madem böyle bir uygulama var. Yapacaksan bu maçtan önce ya da sonra yap uygulamanı da kamuoyu vicdanı rahatlasın.

Örneğin Akhisar , Beşiktaş maçından önce bütün hafta “Beşiktaş’tan puan alacağız” diye demeç verdiler , ve hakikaten puan aldılar. Akhisar’ın YILDIZI Rodagella’dan maçtan iki gün önce neden numune alınmadı !?
Rodagella’nın o müthiş 3 gollük performansı doping testinin de temiz çıkması ile daha da onore edilmiş olurdu.

Fb Rusya’dan geldi. 3 gün sonra bizle maça çıktı maşallah oyuncularının hepsi füze gibiydi ? Olabilir. Fb gibi büyük bir takım için normaldir. Belki hakikaten iyi çalışmışlardır. Belki kondüsyonları hakikaten üst düzeydedir. Ancak madem böyle bir pilot uygulama kararı alındı bu sene , bu uygulamanın ÖZELLİKLE derbi maçlardan önce yapılıp ; Beşiktaş’tan da , Fb den de numune alınması kamuoyu vicdanını rahatlatmaz mıydı !? Örnek bir çalışma olmaz mıydı ?
Hatta bence bütün derbilerden önce böyle bir uygulama yapılmalıydı ve bundan sonra yapılsın.

Sorular , sorular , yanıtsız sorular.
İlkler , ilkler , ilkler.
Hep ilk ve son kez Beşiktaş’a uygulanan ilkler.

Penaltı atılırken çizgiye bastı diye DERBİ MAÇTAN ÖNCE oyundan atılan başka oyuncu oldu mu bu arada !? Ben mi kaçırdım ?
Boşuna demiyoruz hepinizi üst üste koyup ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ YAZDIRACAĞIZ diye .

RE: Aklıma bir formül geliyor !

Hakan Abi,

Osmanlıspor maçında eğer oynarsa , maçın kilidini Kerim açar.

Bu kardeşimiz sadece “serbest oynasın ve rakip 18 çizgisi etrafında istasyon olsun yeter”

Kerim hangi kanatta oynuyorsa , ordaki boşluğu kapama adına Atiba o tarafa yakın oynasın.

İsmail ile Beck , gerekirse hiç çıkmasın sıkıntı değil. Çıksalar da bir işe yaramadığı için , geri dörtlü çakılı dahi oynasa olur.

Rodallega denen arkadaş , Alexis Tolga ikilisini kariyeri boyunca bir kere denk getirirdi , o da bize nasip oldu sağolsunlar.

Marcelo Tosic İsmail ve Beck , ganimetten biz de pay alalım nidasıyla yerini terk eden okçular gibi yerlerini terketmesinler yeter.

Osmanlının Avrupa hedefi varsa da , bir zahmet son maça bıraksınlar lütfen. Zira bu takım , geri beşlisinde bomba hatalar yapmadığı takdirde , onları gole boğacak yeterlilikte ve yetenekte vuruculara sahip..

Dilerim gönül rahatlığı ile izleriz.

Selamlar

Aklıma bir formül geliyor !

Gs maçında bir şey dikkatinizi çekti mi ?
Gs 4-2-3-1 oynuyordu ancak Sabri çoğunlukla yerini terkedip en uçta HÜCUM PRES yapıyor , ondan boşalan yere de Podolski geçiyordu .
Bu taktik Gs yoruluncaya dek bizi epey zorladı. Oradaki amaç hem BJK yı dengesiz yakalamak , hem de Oğuzhan’a , Atiba’ya çabuk top kullandırtmamak idi. Başarılı da oldu.

Osmanlı maçında en büyük tehlike Osmanlı’nın çok hızlı çıkması ve çok hızlı atak yapması. Orta sahayı hızlı geçerlerse , rakip defansı geniş alanda yakalarlarsa çok etkililer. O yüzden kendi yarı alanlarından rahat çıkamamaları lazım.
Olcay da oynamayacağı için bu iş Töre , Frei ya da Q17 ile olacak gibi gelmiyor bana.

Benim aklıma şöyle çılgın bir proje geliyor. Gs nin bize yaptığı gibi biz de Necip’i forvet arkası oynatıp HÜCUM PRESİ yapmasını sağlayabiliriz. Sosa sağ kanatta , Q17 sol kanatta oynar . Hatta kanatları değişimli kullanırlar. Gomez’in hemen arkasındaki Necip’in görevi presi en önde başlatmak ve 70 metre rakibi kovalamak olmalı.

Necip’in mücadele gücü en çok bu maçta lazım. Q17 , Oğuzhan , Sosa ve Gomez öyle ya da böyle en az 2 gol atar. Çünkü Osmanlıspor geniş alanda oynuyor ve boşluk veriyor. Ayrıca Necip’in hücum pres yaparak kapacağı topları kolay heba edeceğini düşünmüyorum. Necip ayağında Olcay’dan daha iyi top saklayabiliyor.

Bunun tersi de mümkün yani Atiba forvet arkası , Necip ön libero oynayabilir. Ancak Necip zaman zaman rakibe çok pis dalıyor. O yüzden böyle stresli bir maçta taraftarın da gazı ile o bölgelerde bir kaza yapması çok olası. Faul yapacaksa gitsin hücum pres yaparken yapsın. Yine de rakibe bodoslama dalmaması lazım.
Bu maç kırmızı kart görmek en kötü şey olur.

Bu formülün bir değişik versiyonu ise Gomez’in arkasında Cenk’i , kanatta Sosa ve Q17 yi oynatmak. Cenk’in adam kovalamayı ihmal etmemesi ve sürekli pres yapması lazım. Cenk bu işi iyi yaparsa tadından yenmez. Çünkü hücum gücümüz de çok artar. Hatta Olcay’lı hücum gücünden daha çok artar. Cenk’in kestirmeden gole gitmek gibi bir yeteneği var çünkü. Adam çalım atıyor , şut atıyor , kafa vuruyor , pas veriyor , duvar oluyor . Hücum adına her şey var. Tek yapması gereken pres yapması ve oyundan kopmaması.

Osmanlıspor tehlikesi

Bursaspor maçında stadı açtık , açıyoruz diye lay lay lom yaparken az daha güme gidiyorduk. Bursayı o gün takım yenmedi atmosfer yendi.
Kasımpaşa maçına Fb nin puan kaybının gazı ve şımarıklığı ile çıktık , hüsrana uğradık.

Akhisar maçına 5 puan öndeyiz , kesin şampiyonuz gazı ve şımarıklığı ile çıktık , takım havaalanında meşaleler ve şampiyon nidaları ile karşılandı , 15 bin taraftarımız önünde adeta kendi evimizde maç oynadık amma velakin son dakika golü ile 1 puanı zor kurtardık. (3 gol yedik !)

Gs karşısına 3 atarız 5 atarız nidaları ile çıktık , 2 tane kaleci ile karşı karşıya atamadılar , son 15 dakika hatim indirdim.

Anlayacağınız bugüne o kadar kolay gelmedik , yine kolay olmayacak.
Osmanlıspor hücum gücü olarak en az bizim kadar iyi ! Tekrar yazıyorum hücum gücü olarak en az bizim kadar iyiler.
Bizim de en zayıf yönümüzün defansımız ve TAKIM SAVUNMASI olduğunu unutmamak lazım.

Takım savunması diyorum çünkü çok iyi hücum eden bazı oyuncularımız aynı zamanda da takım savunması zaafını oluşturan arkadaşlar. Bu hücumcu arkadaşlarımızdan özellikle Quaresma ve Töre önemli ölçüde savunma zaafiyeti yaşatıyorlar. Oynarsa Kerim Frei kardeşimiz de iyi niyetli olmasına rağmen fizik olarak zayıf kalıyor.

Şenol Hocamız takımın hücumcu yönüne bazen aşırı güveniyor. Akhisar , Kasımpaşa , Başakşehir ve Fb karşısında hep bu zaafı yaşadık. Hatta ilk yarıdaki Osmanlı maçında da yenik durumdan son dakika golü ile galibiyeti yakaladığımızı hatırlatmak isterim.

Amacım son maç kimsenin keyfini bozmak değil . Zaten takımdan kimse buraları okumaz herhalde ancak nasıl olur bilmiyorum ama Şenol Hocamızın bu maç özelinde savunma ve hücum dengesini çok iyi düşünmesini arzu etmekteyim.

Olcay da yok. Yani adam kovalayacak oyuncu sayımız bir tane daha eksik. Töre eski Töre olup ayağındaki topu kolay vermese top üstünlüğü ile idare ederiz , rakip düşünsün derim ama Töre o formu çok uzun zamandır hiç yakalamadı.

Taraftarın da şampiyon olmadan lay lay lom yapmaması ve maçı yaşaması lazım. 2 fark olsun son 5 dakikaya girelim lay lay lom’a o zaman başlarsınız. Tuttuğumuz takımın Beşiktaş olduğunun idrakına varmamız ve tekrar ciddiyete dönmemiz gerekiyor yoksa Osmanlıspor 170 TL lik bilete 1000 TL vermeyi göze almış kardeşlerimizi stadta ; bizleri de Türkiye’nin her yerinde ekran başında çok üzebilir.

Bu maç özelinde her oyuncumuzun takım savunmasına katkı sağlaması ve duygularının aklının önüne geçmesine izin vermemesi lazım.
SAKİN OYNA , ÇOK KOŞ , YARDIMLAŞ , BOŞ VERME , VAZ GEÇME !

Şampiyonluğa inanıyorum , kazanacağız ve ben bayrağımı balkona çoktan astım bile.

Haydi Şenol Hocam şu maçı kolaya çevir.
Haydi Kartallar , aynen Gs maçının ikinci yarısının ciddiyeti ve gayreti ile son 90 dakika .

H. Ertaş

Cüneyt Çakır ??

Osmanlı maçı hakeminin Cüneyt Çakır olduğunu okuyorum basında.

Eğer doğruysa , kendi adıma diyorum ki yeter artık ya.. bıktım ben bu adamdan..

Gomez kardeş giderse

Yolu açık olsun.

İnanılmaz katkılar yaptı ; biz O’nu sevdik O da bizi sevdi eminim.

Yürekten oynadı ; zerre kapris yapmadan , bildiğin emekçi mantığı ile yüreğini ortaya koyarak mücadele etti.

Eğer gitmek isterse , şarkılarla türkülerle yollamak lazım . eyvallah kardeşim, yolun açık olsun demek lazım. Sırtını sıvazlamak , hatta bir mendille lokum verip öyle yollamak lazım.

Giderken yersin , ağzın tatlı git , biz sana hakkımızı helal ettik , sen de bize et demek lazım.

Ama kalırsa da , şenlik yapmak bayram yapmak lazım. Büyük bir değer ve çok kaliteli bir duruş. Hem camia için hem de takımdaki her oyuncu için bulunmaz bir örnek.

Ne istiyorsa vermek lazım. Bu karakter ve kumaştaki oyuncuyu bulmak çok zor ; getirenden de Allah razı olsun.

Fakat Gomez kalacaksa yada jilet gibi bir oyuncu O’nun yerine gelecekse ; arka üçlüyü Olcay Quaresma Sosa ile yeterli görmemek şart.

Olcay ve Q7 , benim için ideal oyuncu tipi değiller.

Sosa kardeşimiz de bir insan ; arada bir dinlenmesi gerekiyor.

Şampiyon olur , ş.ligine doğrudan katılırsak ; Sosa nın arada bir dinlenmesi çok ama çok hayati bir seçenek olmalı.

Bu nedenle Tolgay mı olur ; yada o bölgede çok başarılı olur dediğim Kerim mi olur bilmiyorum ama ; her ikisi de olmayacaksa , sosa ya benzeyen bir oyuncu takviyesi şart.

Sola ve sağa , gelecek vaateden ve hatta mümkünse bonservisi elinde olan maximum 28 yaşında adamlar bulmalıyız.

Gelecek vaateden diyorum çünkü , bu oyun tarzımızda neredeyse 32 yaşındaki adamı bile parlatıp satabilecek bir vizyon ve ambiyans yakaladık. Bu nedenle bize gelip parlayacak 28 yaşındaki bir adamı da rahat satabiliriz.

Lakin dediğim gibi , Olcay ve dengesiz Quaresma ile ne lig yürür ne de Şampiyonlar ligi..

Zaten geri beşliyi komple yenileriz gibi bir his var içimde..

RE: Cenk, sen var ya sen!

Ben olsam Q17 ile direk vedalaşırım. Manyak olmayan bir tane Portekizli görmedim. Hepsi sorunlu, arızalı. Ne zaman yalnız bırakacakları belli değil.

Bilet sorunsalı

Arkadaşlar İzmir’den gelmek istiyorum ama bir türlü gelemiyorum. Passolig portallarında gözlerim şaşı , ellerim tık manyağı oldu tık yok !
Duyan , eden , bilen varsa 7. veya 8. kategori bir kişilik (kendime) ücreti karşılığında bilet arıyorum.
Lütfen hazırcıymışım gibi algılamayın. Zamanında İzmir’den kombine almışlığımız var ama bu sene kızımın üniversite hazırlık senesi. O sene bu sene yani. Yardımı olana hediyem olacaktır.
Hakan Ertaş
hertas007@hotmail.com

RE: Cenk, sen var ya sen!

Cenk kardeşimize helal olsun.

Sakatlar cezalılar vs varken “rize trabzon antalya” dönemecini kazasız atlatmamızda çok büyük katkısı olan Kerim Frei kardeşimizi de unutmamak lazım.

Dilerim şampiyonluk süreci tam olarak kesinleştiğinde , Kerim kardeşimizi de oyuna sokar ve onurlandırır hocamız.

Aksi takdirde ateşböceği gibi bir var bir yok töreyi , en kritik maçlarda sarı kırmızı kartlar gören q17 yi alkışlatıp göğe çıkarmakla olmaz bu işler..

Cenk, sen var ya sen!

Senin gibi Beşiktaşlı az geldi bu takıma! Akhisar’da şampiyonluğu kaptın getirdin. Aynen devam. Seni bu takımın, teknik patronluğunda, hatta başkanlığında görmeden ölürsem gözlerim açık gider vallahi 🙂

RE: Osmanlıspor maçı

Sevgili Serdar, abi günlerdir ne heyecan yaptın yahu! 🙂 Pazar günü Osmanlı’nın adı kalır kendi gider. 6-3 falan alır, şampiyon oluruz. Merak etme.

RE: Allahım sana geliyorum.

“son maçlar hariç, bir avuç taraftarı da” ben ilave edeyim.

Kısmet de yanımızdaydı, hakemlerle didişmedik, işimizi yaptık, hakemler acımasız davranmadı, her maç üstündük, rakiplerin de payı vardı, totem yaptık, yenildik yıkılmadık, karakterli topçular ve hocamız vardı.

Şenlikler ve gelecek senenin hazırlıkları başlasın artık.

RE: Osmanlıspor maçı

Abi bursanın üç gol yemesi tamamen basiretsizliğinden.

Resmen saçmaladılar. O maç 6-0 da bitebilirdi.

Neyi iyi yaptı bursa? Girdiği her pozisyonu attı.

Son gs maçında sosa biraz şanslı olsa biz de 3-0 yapmıştık..

Bu nedenle osmanlıya karşı girilen her pozisyonu atmak lazım. Çünkü guard ın düştüğü an osmanlı yumruğa başlıyor.

Üstelik hem sağı hem solu hem de direk vuruşu güçlü..

RE: Son 4 Maça Bakış , Rakipler Ne durumda ?

Başakşehir avrupayı istiyorsa , sarılarla yapacağı maç en önemli maçı… tespiti (en üstteki) doğru çıktı.

Göreceksiniz sivas da yenecek bunları.

Beraberlik dahi bize yeter algısına asla kapılmamak lazım.

Yenecez ve bu iş bitecek sloganı ile çıkmalıyız..

Allahım sana geliyorum.

45 yaşındayım. Bir TS deplasmanında kazandığımız şampiyonluk , bir de bu seneki . Kar yağdı , kedi girdi , taraftar girdi. Stadsız , parasız , stoperlerin biri gitmiş , biri ilk maçta 6 aylık sakatlanmış, takımın yarısı sarı kart sınırında ancak bu kadar olur. Şampiyon Beşiktaşım ne istersen iste benden.

Osmanlıspor maçı

Uzun yazmayacağım. Ligin boyu kısaldı ;  taraftarın da , takımın da iştahı zirvede. Osmanlı maçı hem kolay , hem zor maç. Çünkü açık futbol oynuyorlar. Bursa’dan 3 yiyip ; sonra da 3 gol atıp , 5 tane daha kaçırmaları bunu fazlasıyla belli ediyor zaten.
Adamlarda Rodagella’nın aynısından 3 tane var.  Osmanlıspor Akhisar’ın daha da etkili hücum edeni.

2 şeye dikkat etmemiz lazım :

1) Akhisar maçında ve Gs maçının ilk yarısında yaptığımız geri pasları yapmamalıyız. Bu onların ekmeğine yağ sürer. Vurun ileri kardeşim , çok sıkışırsanız çaprazdan ileriye doğru taca vurun.

2) Gs maçının ilk yarısındaki gibi orta sahayı bomboş bırakırsa Osmanlı bize kesin gol atar. Adamlar şimşek hızı ile rakip ceza sahasına iniyorlar. Bir tek Atiba ile olmaz. Hazır Olcay da oynamayacak . Acaba diyorum Şenol Hoca Necip’i Atiba’nın yanına alıp Sosa’yı kanada mı atsa ? Osmanlı açık futbol oynadığı için pozisyon bulmakta zorlanmayız , maksat kolay gol yemeyelim.

Haydi KARTALLAR.

Hangisi kolay oldu ki?

Selamlar, sevgiler;

Birkaç haftadır fikstüre bakıp tahmin yaparken 32. hafta için “Gs Beşiktaş’ı zorlamaz” diyenler tarihi bir gerçeği dikkate almamıştı.

Beşiktaş’ın daha az sayıda olan şampiyonluklarından hiçbiri kolay ve amiyane tabirle “beleş” olmamıştır.

Rakibin kim olduğu önemli değil. Gs maçı da zordu, kalan iki maç da en az Gs maçı kadar zor olacak. Çünkü Beşiktaş şampiyon olacaksa kendi göbeğini kesmeye mecburdur. “Saha dışının” istemediği kulüp olması nedeniyle tarihten gelen kötü örnekler psikolojik yükünü ekstra artırır.

Bu yüzden başarısı daha az ama daha hakikidir.

Gs, oyunun ilk yarısında öyle bir iştahla oynadı ki, Beşiktaş dişe dokunur bir baskı yemediyse de sadece üç puanın değil bir puanın bile tehdit altında olduğunu hissetti.

Sabri, Podolsky, Yasin ve Sneijder’in hırsı, Selçuk ve Emre’nin doğru oyunu sayesinde Beşiktaş en iyi silahı olan orta sahada adam eksiltme özelliğini kullanamadı. Oğuzhan ve Sosa’nın pas tercihleri yanlış ve isabet oranı düşük olunca iş gene dönen topları süpürmeye çalışan garibim Atiba’ya kaldı.

Özellikle Yasin ve Sabri’nin çabaları ile kanatlar da kapanınca Beşiktaş hücum üretkenliğinden uzaklaştı. Sadece Linnes arkasına adam kaçırıyordu ve Olcay o bölgeye 2-3 defa etkili sızdı ama sonuç gelmedi. 35. dakikada Olcay ile Quaresma’nın yer değiştirmesi de işe yaramadı.

İlk yarının Gs adına en dikkat çekici yönü, hesaplarını İsmail-Tolga arasındaki bir anda paniğe dönüşen uyumsuzluk üzerine yapmış olmaları idi. Bizim solumuza yüklendiler. İsmail gene anlık saçmalamalar ile yüreğimizi ağzımıza getirdi. Tosic’in doğru hamleleri ve yardımı İsmail’i kurtardı.

İlk yarı bittiğinde büyük gerçek başımızın üstünde sallanıyordu. Stresi yönetememiştik ve böyle gittiği takdirde bu maçı kazanmak zordu. Üstelik iki stoper de sarı kartlı idi. (Ki Tosic’in ki son derece gereksiz bir karttı).

Ancak, iki takımı da sezon boyunca izleyenlerin kafasının arkasında şu umut vardı: Bu sene Gs genellikle ikinci yarılarda fizik düşüş yaşadı ve son 15-20 dakikalık dilimlerde çok maç kaybetti.

Devre arasında Şenol Güneş’in kafasında ne olduğunu çok merak ediyorum.

Gerçekten de ikinci yarıda Beşiktaş Gs’yi neredeyse sahasına kapattı. Özellikle 45-60 arasında Sosa gününde olsa gol ya da goller daha erken gelebilirdi. Doğru oyun sadece ileri uçtan kaynaklanmadı, en geriden başladı. Marcelo-Tosic ikilisi orta sahaya çok akıllı ve doğru çıkarak ilk serseri toplarda Atiba’ya müthiş yardımcı oldular. Bu sayede Oğuzhan ve Sosa hücuma çok daha konsantre katkı verebildi.

Nitekim Gs tehlikeyi görüp ileride top tutma adına Sinan Gümüş’ü oyuna aldı ama bu Beşiktaş’ı durdurmadı. Şenol Güneş buna iki oyuncu değişikliği ile karşılık verdi. Ki bana göre Olcay’ı oyundan daha erken alabilirdi.

Gol anında o seyirci sahaya bir saniye daha erken girse ve hakemin maçı durdurmasına neden olsa maç soğuyacağı için bu oyun heba olabilirdi. İlahi kattan yardım aldık desek yanlış olmaz!

Golde Oğuzhan’ın, şut çekecekmiş gibi yapıp en az düşünülen hatta düşünülmeyen yere tam dozunda pas atma özelliği yine ön planda idi. Gol olanlardan daha fazla olmayan pozisyonlarda da olmak üzere bunu sezon boyunca yaptı. Bu ona, tahmin edilmesi güç futbolcu olma niteliği kazandırdı. Gökhan Töre de geçen sezon böyle bir aşama yapmıştı ama o bu sene geri gitti.

Maçın kırılma anının, Beşiktaş’ın yumuşak karnı olan Tolga’nın 73’te çıkardığı top olması sezonun ironik notlarından birisidir. Tolga tam zamanında ve çok doğru şekilde topa çıkınca adeta maç döndü.

Ayrıca, Atiba’nın özellikle 1-0’dan sonra ceza sahası civarındaki serseri topları uzaklaştırmak ve ölü bölgelere taşımak adına oynadığı oyuna şapka çıkardım!

Bu arada savunma sorunlarını düşünürken eldekilerle geçici de olsa ehven-i şer bir çözüm bulunması umut verici. Tosic-Marcelo ikilisi bu maçta da ikinci yarının başından beri izlediğimiz tüm ikililere göre daha bütün ve uyumlu idi.

Hakeme gelince…

Dün geceki hakem mükemmel bir maç yönetmese de hiç değilse adaleti nispeten daha iyi dağıtabildiği için değerlidir. Biz buna da razıyız.

Yoksa hatalar vardı. Beck üç defa sarı kartlık hareket yaptı ve kartsız maç bitirdi. Yasin ve Sneijder ikişer defa sarı kartlık hareket yapmalarına rağmen oyunda kaldılar. İlk yarıda Sneijder’in çok tehlikeli bir yerde Quaresma’ya hareketine faul bile vermedi ama Olcay’ın benzer hareketine faul + sarı kart verdi. Bu benim gördüğüm en önemli çifte standardı idi.

Ligimizde sezonlar hakemler bakımından ikiye ayrılıyor. Hakemlerin Beşiktaş’ı durdurduğu sezonlar ve önüne çıkmadığı sezonlar. Önüne çıkmadığı sezonlardan ikisini (2003 ve 2009) şampiyon tamamlamıştık. Bu sene de hakemler Beşiktaş’ı durdurmadı.

Buna ilişkin çok sinyal var. En taze ikisini söyleyeyim.

Misal, dün gece daha maçın ilk yarısında Gs’li oyunculara hem de kendi sahalarında Beşiktaş karşısında iki sarı kartın çıkmış olması ligin genel pratiğinin dışındadır. Böyle bir Gs derbisini bir daha yıllar sonra görebileceğimizin farkındayız değil mi?

Misal, Mario Gomez haftalardır üç sarı kart sınırında. İkinci yarının başından beri, hakikaten sarı kartlık bir pozisyonu oldu mu diye dikkat ediyorum. Allah var, Sivas deplasmanında Burhan’ın topuğuna basıp kramponunun çıkmasına yol açtığı pozisyon dışında bir pozisyon tespit edemedim.

Ancak, hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Mario Gomez’i eksiltmek isteyen hakemler için aslında bu hiç mesele olmazdı. Herkesin içinde sadece Atiba’ya çizgiye bastı diye sarı kartı verip Gs maçında oynamamasını sağlayan bir hakemlikten bahsediyoruz.

Özetle, bu hakemlerle barışık görüntü sezon boyu devam etti.

Sonuçta Beşiktaş türlü dedikoduların üretildiği bir maçı hem dedikoduları silerek hem de hakem desteği olmaksızın tertemiz kazanarak şampiyonluk yolunda okyanusu geçti.

Ancak dikkat… Gevşemek yok.

Çünkü okyanustan sonrası dere değil. Gerek Osmanlıspor gerek Konyaspor aynı motivasyonla üstümüze gelecek sert rakipler. Kolay maçlar olmayacak.

Şenol Güneş ve yönetimin tedbirli ve konsantre tavrı buradan ileri geliyor ve ciddiyet takıma da yansıyor. En büyük güvencemiz bu. Ancak, Türkiye’de Beşiktaş’ı şampiyon görmeden şampiyonluğa inanmayacak kadar çok şey gördüm.

Ortada 6 puan var. İki maç, iki hafta eder. Yol kısaldı. Fb ve medyası açısından baktığımda, ne olacaksa bu iki haftada olacak!

Medyaya bakıyorum, neredeyse ağıtlar yakılacak. Suratlar düşük, sesler çatlamış… Bu ligi biraz biliyorsam kalan iki maçta her türlü taklaya şahit olabiliriz.

Özetle, kazanılmış bir şey yok. Fb’yi 79 puan kabul edip, 76 puanımızı 80 yapana kadar gevşemek yok!

Şampiyonluk kolay değil.

Hangisi kolay olmuştu ki?

Cengiz Gürsel

RE: Altınordu başkanı…

Abi çok şükür ki almadık ve gitti.

Bir izmir’i olarak yakından tanıdığım bir oyuncu.

Değil 1 milyon euro , yada şimdi söylendiği gibi 2,5 mio euro ; 100.000 euro bile verilemez. (şahsi fikrim)

Bir dönem yokluktan , ankaragücünden br genç çocuk almıştık (forvet sinan mıydı) ; çocuk bir maç mı ne oynadı ; hem yetenekli değildi hem de zaten kadroya girmesi bile imkansızdı.

Öyle bir şey olurdu Çağlar.

Milosevic ve franco , ondan on kat daha iyidir.

Ben çok sevindim kendi adıma.

Haa dilerim başarılı olur ; Alman ekolü onu daha da ilerletir. Ama bizim için gerek yok masraf çıkarmaya.

Atınç ın klübü sanırım bundesliga ya yükseldi ; ordan da bonus olarak 1 mio euro gelecek.

Koçum Atınç..

Rhodolfo döndüğünde ; onun yanına 2 tane daha taş gibi ve mümkünse demir çelik gibi duran , zekası ortalama üstü ve tecrübeli stoper şart.

Marcelo yada tosic de sadık bir yedek olmalı. (ikisinden biri bana sorarsanız tosic)

Altınordu başkanı…

Bu ne ayaktır,  anlamadım. Sen mi renklisin, yoksa futbolcun mu? Neler saçmalıyorsun. Bundesliga’ya oyuncu sözü vermiş, Sanki Bayern Münih’e adam gönderiyor. Bunu Beşiktaş’a anlattım diyor, gönderdiğin takım “Frayburg”.

Oğuzhan’ın heykelini dikelim

Beş yıl mı olur on yıl mı olur , kontrat tazeleyip , gelecek yılların tüm omurgasını bu kardeşimizin üstüne kuralım.

Şimdiden taş gibi bir önlibero bulup Atiba yokluğunu önceden ortadan kaldıralım.

Şu kalan iki maçı alalım. 1-0 olsun bizim olsun

Osmanlıspor un 2.Golü

Şu golü izleyin lütfen.

Müthiş keyf aldım. Futbol bu işte..

Ve haftaya çok tehlikeli bir takımla oynayacağımızı bir kere daha hissettim.

Kontraataklara çok dikkat etmemiz gereken bir maç olacak..

RE: Son 4 Maça Bakış , Rakipler Ne durumda ?

sivas gençleri yendi.
eskişehir anteple oynuyor 1-0 geride.

fakat her ikisinin de rakibi , antep rize ve kayseri görünüyor.

rize trabzon maçı var bu hafta ; rize burdan galibiyet alamazsa iş sakat. haftaya antepley oynayacaklar ki çok çok hayati bir maç. sivas , antep in rizeye yenilmesini bekleyecek.

sivas , kayseri ile deplasmanda oynayacak. eğer berabere biterse , sivasın antep çekişmesi son haftaya kalır.

yani sivas , son fener maçına düşmeme için mutlak galibiyet adına çıkabilir.

Hazırız !

Az önce BJK TV de Prof. Üstün Dökmen’in söyleşisini seyrettim. “Hiç bir maç 90 dakikada kazanılmaz. Yıllarca yaptığın hazırlık önemlidir” diyor.
Biz bu Gs maçı ve akabinde gelecek şampiyonluk için 4 yıldır hazırlanıyoruz. 4 yıldır her türlü durumu , tecrübeyi , başarıyı ve tecrübeyi yaşadık. Liverpool’u bile şimdikinden daha eksik bir kadro ile döndüre döndüre yendi bu takım. Her türlü baskı , her türlü zorlukla başa çıkacak gücü de , bilgisi de fazlasıyla var.
Her şeyin üstüne şimdi bir de müthiş bir BİRLİK BERABERLİĞİ var.
Ts deplasmanında 2 penaltısı verilmedi , her türlü faule rağmen vazgeçmedi galip gelmeyi başardı. Akhisar maçında 90. dakikada o strese rağmen sezonun en iyi paslaşmasını yapıp o 3. golü attı ya ; olay bitmiştir. O gol futbol okulunda özel ders olarak okutulur.
Hazırız.
Haydi KARTALLAR.

Sakinlik ; fakat soğukkanlı ve kendinden emin bir sakinlik !

Şu şartlarda her iki takımı yüz kez karşı karşıya getirelim ; biz 99 kez kazanırız bir maç da en kötü berabere biter.

Rakibi küçümsediğimden değil ; kendi takımımı bildiğimden ve gücünden emin olduğumdan böyle yazıyorum.

Oyuna gelmeden , hakemin ve seyircinin eyyamına kapılmadan (ki kesinlikle enteresan şeylere yelteneceklerdir) , oyunu daima elde tutarak ve vitesi arttırdığımız anlarda her pozisyonu çok ince takip edip golle sonlandırarak sonuca gitmeliyiz.

Bu maçı alıp , sarının tüm umutlarını gömeceğiz.

Pozisyonları haybeye harcamak yok !
Dağa taşa vurmak , kalecinin üstüne vurmak yok !
Sinirlenmek , paniklemek yok !
Sadece top oynayacağız ; göbekte Atiba / Oğuzhan ikilisi topu Q7 ve Sosa ya taşıyacak hepsi bu..!!

Allah korusun gol mü yedik ; hiç sorun değil ; zaten torba torba gol yedik gene yeriz ; yediğimizden bir fazla atacağız hepsi bu !

Ağlamak yok , zırlamak yok ; dimdik , kartal gibi çıkacağız ve döneceğiz.

13,8 Milyar evrenin yaşı ; dünya da yaklaşık 5 milyar yıl yaşında ; bizim ömrümüz bir toz tanesi kadar bile değil.
Fakat bazı anlar var , tüm zamanı anlamlandırıyor ve sanıyorsun ki sanki her şey o anda saklı ,

Bu da onlardan biri ve zafere yürümek , gelecek tüm zamanlara dair umut olacak !!

Yürü Güneş’e !!

Farklı kılacak küçük oyunlar

Rakip korner kullanırken , kontra atak kurgumuz var mı ? Kim nereye ne şekilde ne hızda koşar ; topu taşıyacak oyuncu kimdir , kaç pasta rakip kaleye varılacak ?

Yoksa biri topu ayağına alacak ve spontane koşularla mı gideceğiz ?

Rakip sahada 3. ve 4. bölgelerde kazanılan taç atışlarında topun %80 oranda 3 ve üzeri pasa taşınması için kurulacak üçgenlere dsiplinle uyulacak mı ?

Yoksa biri elle başka birine topu atacak ve o da karambole ayağında tutacak yada pas verecek adam mı arayacak ? (Buralarda bu sebepten çok top kaybediyoruz)

Top ortasahadayken , yani oğuzhan yada atiba topu aldığında ; tıpkı voleybol yada basketboldaki gibi anlık oyun kurma işaretleri üretilemez mi ? Örneğin oyuncurucu elini kaldırır ve işaret diliyle şöyle der (korner atarken el kalkar ya hani)

-Beyler , rakip on sekizde duvar olun , topu vericem ve hızla onsekize koşucam , şut çekmem için alan verin bana.

yada farklı bir kurguda şöyle der , diyelim ki yukardaki oyunda eliyle 1 işareti yaptı ; ikinci oyun da 2 parmağı ile yaptığı bir oyun olsun ,

-beyler seçilmiş bir kişi bana yakın olsun ben topu ona vericem (örneğin sol kanat) ve hızla on sekize yakınlaşıcam ve topu geri alıcam ; stoperler bu akışa konsantre iken , sağ kanattaki arkadaş bilecek ki nihai pası kesinlikle ona atıcam. O da hızla ceza sahasına girer vs…

Bunlar tamamen şu an uydurduğum şeyler. Fakat işaret dili ile , genel olarak olmasa da strateji üretilmesi gereken kriz anlarında yada rakibi baskı altına aldığımız ve adeta kilim döver gibi dövdüğümüz anlarda olabilecek sistemli oyunlar.

Boksörler şöyle der , en güzel yumruğu rakibim bana saldırırken atarım.

Guard düşer ve ben öyle bir alan bulurum ki , nakavt ile sonuçlanabilecek bir yumruk iner.

İşte bu anları , bizden daha iyi değerlendirebilecek başka bir takım yok.

Örneğin son haftalardaki olcayın topu 35 metre terse atması , benzer bir oyundur. Yürekten tebrik ediyorum.

Sosayı , sağ kanada ufak ufak kaçırıp , üç pasla önü açık halde topla buluşturma adına oyun kurgulanmalı.

Yada q7 yi , ölüm bölgesine taşıyacak ve q7 nin topun kendisine en az 3 / 4 pas sonra atılacağından %100 emin olduğu , target man mantığı üzerine kurulu oyun.

Gomez in pas saydığı , 1,2,3,4 ve orta ve gol..ve yerden sert asist ön direğe koşu ve gol…vs vs..

Oğuzhan ın mutlaka ve mutlaka 18 yayında olduğunu bilen ve kafasını bile kaldırmadan topu buraya atan bir kalp gözü..

Yaparız bunu biz..

RE: Son 4 Maça Bakış , Rakipler Ne durumda ?

:))

üstadım , vakit geçmiyor inan ; benimki bir nevi oyalanma.. maç günü gelsin de adım adım zafere yürüyelim diye gün sayıyorum.

başka türlü zaman geçmiyor.

fakat bu hafta ibb sarılara bir güzellik yaparsa , her şey daha net olacak.

biz her maçı alalım yeter.

Gol yememek ve Atletico madrid Ekolü

Bercelona ; Attığı gol : 104 Yediği gol : 29 Puan : 85

A.Madrid ; Attığı gol : 60 Yediği gol : 16 Puan : 85

İspanyada Barcelona ile aynı puanda , şampiyonluğa oynuyor ; ilk ik sıradalar ve ş.liginde final oynayacak.

Real Madrid ;Attığı gol : 105 , Yediği gol : 32 , Puan : 84

A.Madrid de üç futbolcu ismini ezbere sayayım dedim , sayamadım.

Son golleri atan arkadaş Greizman mıdır nedir , bir onun adı var aklımda.

Ama koskoca bir Simeone ismi zihnime kazılı. Ve sistem !! Sistem sistem sistem..

Bunu Bilic ile yaparız diye düşünüyordum ama kısmet olmadı.

Güneş Hoca ile hayli hayli yaparız.

Şampiyonluktaki rakibi neredeyse attığının iki katını atmış ; lakin aynı puandalar ve Simeone nin takımı ş.liginde efsane işler yapıyor.

Kadro say desek sayamayız. Real i sayarız , Munich i sayarız , Barca yı , kafadaki çok takımı daha iyi biliyoruz.

Ama la ligada 16 gol yiyen şu takımın defansından iki isim say desen sayamam.

Sistem..Böyle bir şey..

RE: Kafayı neye takmak lazım

Bisiklet sürmek gibi.. durduğunda düşüyorsun..

O nedenle üç maç hiç durmadan pedal çevirmek lazım.

Topu bizim sahaya geçirmemek lazım.. Yaptık ; yapabiliriz..İnşAllah yapacağız !

RE: Kafayı neye takmak lazım

” Beşiktaş, hızını 180 km/saate çıkardığında Mercedes, 60 km/saate düşürdüğünde Uno’ya dönüştüğü için son üç maçta vitesi beşte tutmaktan başka şansı yok ” > İşte budur

” Kazandıkça medyada basketbol, voleybol sevgisini (!) ortaya çıkartan Beşiktaş’ın …….” > Aahaaaahhhaaaaa asddaasddd !