Toteme Devam

İşler tıkırında!

Saat gibi işliyoruz.

Gazeteler önümüzdeki yaz aylarından haberlerle dolu:

 

Şampiyon bir ekibe gitmek istediğini söyleyen Robben için çalışmalar hızlandı.

Real Sociedad Oğuzhan’ın bonservisinin yarısına 8 Milyon Euro vermeye hazır.

Beşiktaş Aston Villa’nın sol beki Aly Cissokho ile prensipte anlaştı.

Şenol Güneş Milan’ın stoperi Zapata’ya yeşil ışık yaktı!

Gökhan Gönül, 6 milyon Euro bedel ile 2+1 yıllık sözleşmeye ne dedi? Tabi ki evet dedi!

Beşiktaş Gomez’in yerine Dzeko… Yürü be!!!

 

Beşiktaş’ı rahatlatma meselesi adeta memleket çapını aştı, uluslararası boyut kazandı.
UEFA bile internet sitesinde önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligine katılacak takımların listesine Beşiktaş’ı kattı.

 

Başka bir deyişle sevgili Beşiktaş taraftarı; zaman “lay lay” zamanı değil, ciddiyet zamanı, totem zamanı.

 

Maç uğurunu bırakmıyoruz.
Ateş ve duman eşliğinde ne olacağı belirsiz yuvarlak başlangıcın şerefine üflenen ilk nefesten vazgeçmiyoruz.

 

Veya her ne ise artık ama toteme devam!

Totem ya da ciddiyet, Beşiktaş için bir mecburiyettir.

 

Televizyonu bir açıyorsun: Rakibin başkanı şike mikeli paralel yapılı kumpas operasyonundan bahsettiği günün ertesi, şike kumpasını düzenleyen paralel yapılar bir bir gözaltına alınıyorlar. Kanalı değiştiriyorsun: “Bana sormayın bizde başkanlık sistemi var.” demeci yıkıyor beynimizi.

 

1 düdüğe bakar. Sadece 1 tane üflemeye ters yüz oluruz.
Toroman’ın golüne depar atan Carlos ile koşmadık mı? İyiydik çünkü o gün, yürüyorduk. Ertesi hafta Mustafa Kamil Abitoğlu bir düdükle Fernandes’i attı, toparlayamadık.

1 tane düdüğe bakar ya, 5 düdük görmüşlüğümüz de var bizim.

Siyah beyaz festivale hazırlandığımız şu günlerde bir bakarsın kırmızıya keseriz.

 

Beşiktaşlının çoğu sezon yaşadığı rutin evreler sonlanmadı.

İyi oynarız, şampiyonluk havası sarar,

Hakem ters karar verir, ligin senaryosu bellidir,

Bir galibiyet alırız, hakem kaleye sokulur,

Gösterişli bir galibiyet alırız, şampiyonluk havası sarar bu defa hepimizi,

Hakem ters karar verir, ligin senaryosu bellidir.

 

Beşiktaş’ım son bölümde ve bölüm daha bitmedi. Önümüzde tuzaklarla dolu 5 tane hafta var.

Hakem art niyetli olur, çamur atmayalım belki de olmaz…

Belki de o top kalecimizin elinden kayıverecek.

Bir oyucumuz yanlış kaleye golü atacak.

İşte o zaman defansif futbolun faydalarını manşetten okumaya başlarız…

 

Bu ülkede futbola inanmıyorum ama evet bir Mario Gomez var.
Futbol yok, Oğuzhan’ın ara pası var, Sosa’nın frikiği var.
İş saha içinde bitmese de, Atiba’nın presi, Quaresma’nın rabonası var.

 

Gerçek şu ki; bu sistemde, Dünya’ya yön veren en kocaman sistemde; insanın ahlakına, imanına, erdemine bakmıyorlar.

Önce ne işe yaradığına bakıyorlar.

 

Beşiktaş’ın ne işe yaradığının bir cevabı yok! Bize göre var ama onlara göre yok.

Fenerbahçe ile Galatasaray’ın ne işe yaradığının cevabı var: Tiraj, satış, kâr, para, rekabet ve her neyse.

Bu yüzden batmış olan Galatasaray’ın yanına bir de Fenerbahçe eklenecek olması kulağa hiç inandırıcı gelmiyor.

 

“Hangi taktik, oyun şekli doğru mu, kaleye nasıl gideriz, rakibi nasıl iteriz?” sorularının son virajda önemleri kalmadı.

Önemli olan Beşiktaş takımının, teknik ekibinin, taraftarının… Bugün doğmuş kartal yavrusundan, onursal başkanlarımıza kadar herkesin kendini Beşiktaş’ın gerçeklerine vermesidir.

Buna göre davranmasıdır.

Dışarıdan veya içeriden tek bir hata bizi puan olarak şampiyonluk etmez ama kafa olarak eder.

 

Bu yüzden gazeteler, spor programlarına kulak asmamalı,
Yine bu yüzden “Robben” diyen arkadışımıza ters ters bakmalıyız.
Ve yine bu yüzden totem yapmaya devam etmeliyiz…

 

Selamlar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın