Yazık olur

Selamlar sevgiler;

Futbolda bir prensip var. Ne kadar istersen iste kalecin kadar varsın. O yalnız adam, sahadaki diğer on kişinin bütünlüğünü bozabilir de, o on kişiyi tek başına kurtarabilir de.

Ancak, şampiyonluk hedefliyorsan kalecinin tatmin edecek bir ortalaması olmak zorunda!

Tolga bugüne kadar beklediğimizin üstünde performansla geldiği için olumsuz anlamda öne çıkmadı ama bir gün faturayı kesecekti. O da bugün oldu.

Yediğimiz ilk gole sözüm yok. Top Milosevic’e kornere atacağı rahatlıkta gelmedi ve o da arkasında ne olup bittiğini bilemeden yapabileceğini yaptı. Top Eren’in önüne düştü ve o da çok güzel bir tek vuruş yaptı. Evet, Tolga bunu kapadığı yerden yedi ama şutun çıktığı yer çok yakındı ve önünde bir savunma oyuncusu görüşü engelliyordu.

Ancak, ikinci golde ideal bir kaleci topu ne kadar pis dönerse dönsün dışarı tokatlardı. Üçüncü golde Rhodolfo Eren’i kaçırdı ama Eren o topu göğsünde yumuşatırken Tolga’nın çoktan hamlesini yapmış olması gerekirdi. Altı pas kalecinin namusu. Orada sinek uçmamalı. Tolga hayalet gibi duruyordu.

Şampiyonluk yarışındaki iki rakibimiz de kaleci mevkiinde bizden iyi durumda. Hele Muslera bu üç golden ikisini kafadan yemezdi ve bunu sezon boyu yaparak şampiyonluğa elini değdirirdi. Beşiktaş’ın ilk ve en acil eksiği bu.
İkinci olarak, eğer bir Ersan’ın eksilmesi birinci bölge organizasyonlarını bu kadar bozacaksa bir de stoper açığı var demektir. Milosevic’e kızamayız da… Adam Ocak ayında geldi; aylardan Ekim ve ilk kez izledik düşünün. Ancak, belli ki oraya üçüncü bir as stoper gerekiyor.

Son olarak sol bek, Beşiktaş’ın kale ile birlikte en sorunlu bölgesi. Burası zaten malumdu.

Bu üç sorun bugün Beşiktaş’ın önüne puan kaybı olarak kondu. Beşiktaş’ın puan kaybetmesi, bu eksikliklerini kullanabilecek takımlarla karşılaşmasına bağlı görünüyor.

Şöyle ki… Beşiktaş’ın oyun karakteri, defansı ile orta sahası arasında birbirine çok yakın oynayan oyuncuların kısa ve seri paslaşmaları sonucunda hızlı oyuncularını kaçırma üzerine şekilleniyor. Bunu bugüne kadar Sporting Lizbon ve Fb’den sonra bozabilen üçüncü takım Kasımpaşa oldu.

Kasımpaşa özellikle ilk yarıda kapanarak değil, Beşiktaş orta sahası ile savunmasının arasında çok etkili bir baskı yaparak oynadı.

Beşiktaş’ın stoperleri, Atiba, Necip, Oğuzhan ile ikinci bölgede birbirine çok yakın oynayıp kısa ve hızlı paslarla rakibi üzerine çekiyor ve boşluk arıyor. Buna bekler de katılıyor. İşte bu gece bu iş iyi becerilemedi. Ersan’ın önemi burada ortaya çıktı. Bir de İsmail her an topu ezebildiği ya da rakibe bırakabildiği için bu işe hiç uygun adam değil.

Kasımpaşa baskısı maçın genelinde etkili olunca ve Beşiktaş’ın zaafları su yüzüne çıkınca maçı kazanmak hücumcuların ekstrasına kaldı. Orada da Donk ve tüm orta sahanın dinamizmi ile defanstaki uzun boylu oyuncuların az hatalı oyunu işimizi zorlaştırdı.

Yalnız dikkat!… Kasımpaşa 9 maçta 5 gol yemiş bir takım. Beşiktaş bu takıma bugün 3 gol attı.

Şenol Güneş devre arasında sarı kartlı iki oyuncusu Necip ve Quaresma’yı çıkartıp yerlerine Sosa ve Töre’yi alarak bekleneni yaptı. Maç Kasımpaşa’nın üzerine yığılmaya başladığı anda, harika bir dakikada birinci kalite bir gol de geldi.

Aslında, Beşiktaş’ın kazanma isteği ve temposu doyurucu idi. Takım maçı her türlü olumsuzluğa rağmen koparabileceği izlenimini veriyordu. İlk yarıda 1-1’i, ikinci yarıda 2-2’yi yakaladığında psikolojik üstünlüğü ele geçirdi ve iyi de oynadı. Oğuzhan, Gomez, Sosa, Atiba maça çok asıldılar. Töre gene kötüydü ama özellikle 2-2’den sonra asıl kırılma Olcay’ın savrukluğu oldu.

Yanlış saymadıysam üç pozisyonda pas-şut tercihlerini yanlış yaparak durumun 3-2 olmasına engel oldu. Olcay Beşiktaş’ın hücumlarına eşlik edemiyor.

Tam bu noktada akla, Şenol Güneş’in Milosevic-Cenk değişikliğinin aslında yanlış olabileceği geliyor. Cenk, Olcay’ın yerine girse belki Kasımpaşa oyunu o kadar da yarı sahamıza yıkamazdı. 80-88. dakikalar arası oyunu uyutmayı ve çok değerli bir zaman dilimini yok etmeyi başardılar.

Bir de şu tek pas sevdası var. Tek paslı oyunun avantajlarına ve seyir zevkine sözüm yok ama ilk yarıda İsmail ve Quaresma ikinci yarıda Olcay tek pas beceriksizliği yüzünden pozisyonları başlamadan yedi.

Hakem bana göre eleştirildiği kadar kötü bir yönetim göstermedi. Beşiktaş’ın penaltısında top zaten yumuşak kabul ama elle biraz daha yumuşuyor gibi. Orada asıl topun pozisyona girişi öncesi Atiba’nın kolla oynaması var. Necip’in gördüğü sarı kart bence yanlıştı. Kasımpaşa’nın penaltı itirazı tartışılır. Benim gördüğüm tek eyyamını, o penaltıyı vermedikten hemen sonra Mario Gomez’e atılan dirseğe devam diyerek yaptı.

Beşiktaş’ın bu sene avantajları dezavantajlarından fazla. Ne yaptığını bilen bir teknik adamı var. Onun sayesinde kapasitesini bulan genç oyuncuları var. Attığı gollerin içeriğine bakılırsa ve böyle giderse tarihinin belki de en büyük golcüsünü yakalamış gibi bir görüntü var. Sakatlık az yaşandığı için kadro istikrarı var. En önemlisi hakemlerle barışık bir görüntüsü var.

Ancak, öyle “yok”ları var ki, kısa zamanda çözülmezse yoklar varları da yok eder!

Ve hakikaten yazık olur.

Cengiz Gürsel

Bir Cevap Yazın